malatya escort kayseri escort etlik escort ankara escort porno istanbul escort antalya escort türk porno ankara escort travesti ankara partner Sebahat Çelik > İÇİMİZDEKİ HUKUKSUZLUK
İÇİMİZDEKİ HUKUKSUZLUK
Sebahat Çelik >

İÇİMİZDEKİ HUKUKSUZLUK

Bu içerik 371 kez okundu.


Bu, hiç kuşkusuz muhalefet etmenin en dar anlamından başka bir şey değil. İktidarın, seçmenin gözünden düşürülmesini hedefleyen bu muhalefet etme biçimi, ciddi hiçbir program üretmez ve/veya üretmeyi gerekli bulmaz. Onun tek bir hedefi vardır, o da iktidar.

Bu muhalefet etme biçimi, iktidarın el değiştirmesinin ötesinde bir hedefe sahip değildir. Olamaz. Diğer bir söylemle bu, burjuva demokrasi içinde oynanacak oyunun belirlenen sınırı anlamına geliyor. Yani, halkın sistemi değiştirmeyi hedeflemesi yerine, iktidarın, siyaset elitinin hedef alınmasını, değiştirilmesini hedef almasını yeğliyor. Bu dar sınırlar içinde, oynan oyunun son perdesi, gelenin gideni arattığı ve/veya hiçbir şeyin değişmeyeceğiyle son bulur.

Devrimci muhalefetin bununla yetinmesi kabul edilemez. O iktidarın değiştirilmesinin ötesine geçmeyi göze alarak, sistemi değiştirmeyi hedeflemediği sürece, adına laik olamaz. Hiç kuşku yok ki; sistemin değişmesini hedefleyen bir siyasetin söylemle yetinmesi, başarılı olması mümkün değildir.
Birde islamdan yola çıkarsan Daha dindar bir toplum, İslami yaşamı dilinden düşürmeyenlerin iktidarın gücünden yararlanmayı ret etmesi mümkün değildir. Bu retorik içinde konuşan, her dindar gruplaşma, cemaat iktidar olmayla elde edilen güce ulaşmak için güç biriktirir. O gücü bulduğunda darbe dahil her yolu denemekten geri durmaz.

Tam da burada araya bir parantezi sıkıştırmak yararlı olacaktır. İslam içinden baktığımızda, iktidarı elinde tutanların adil olmasını söylemek sözde kalır. Tarih içinde gördüğümüz tüm uygulamada yöneticilerin diğerlerine göre farklı bir yerde durduğunu görüyoruz. Yöneticilerin, savaşlarda ganimetten daha büyük pay alması ile başlayan ve devam eden bir uygulamadır bu. Buradan bakıldığında, iktidarın hedefe konmasının özünde, doğrudan İslam’ı yaymak, toplumda hakim kılmakla ilgili olmadığı hemen anlaşılır. Kutsanan, yüceltilen bir güç ve onun için mücadele/cehd eden, onun etrafında dönen (tavaf eden) bir halk onu aynı zamanda kutsal/yüce bir konuma getirir ve onun için yapılan şeyleri meşru kılmaya başlar.

Halk/insan merkezli bir birliktelik yerine, seçimle veya başka şekillerde ele geçirilecek iktidar araçları oluşur. Bu da, bu araçları bir diğerinin ele geçirmemesi için yapılan gayri ahlaki, düşmanlık yaratan ve bir arada yaşamayı zorlaştıran çatışma odaklı bir birliktelik oluşturur.
Ortak akıl, uzlaşı, istişare ve barış içinde yaşamı; farklı gruplar arasındaki güç mücadelesi haline dönüştürmek ise elbette modern düzenin sermaye sahiplerinin mutlak iktidarını muhafaza etmekten başka bir amaca hizmet etmez.

Padişah/sultan ve toprak ağalarının iktidarından burjuvanın iktidarına dönüşen, oradan da kapitalistin iktidarına dönüşen süreçte isim farkı devam etmesine rağmen sermayenin iktidarı devam ediyor.

Sanal, geçici, oyalayıcı ve çatıştırıcı devlet düzeni, herkese kapısını açık tutarak zihinsel ve sınıfsal iğfal değirmeninde herkese öğütülecek yer açıyor.Sermaye sahibi olmayan ve olmaya gücü de olmayan halk kitlelerinin bu sanal güç mücadelesi, yine tekrarlarsak asıl sermaye sahiplerine kamuflaj ve iktidar alanı sağlıyor.Üstünlüğün takva ile değil sermaye ile olduğu toplum düzenine aslında Muaviye döneminden beri alışığız. Bu anlamda modern devlet aslında hep vardı. Ancak geçmişte hanedan sahipleri hem sermayeye hem de mutlak iktidara sahip oluyordu. Bugün ise sermaye sahipleri mutlak iktidara sahip olurken, kitleleri birbirine kırdırarak onlara sanal bir iktidar alanı açmaktalar.
Düzenin şeytaniliği değişmemekle birlikte şeytanın ayak oyunları değişmekte yani.
İtikadi ve ameli olarak İslam dışı olan bu devlet yapısının, yani sermaye sahiplerinin gerçek iktidarının tehlikeye girdiği durumlarda çeşitli sigorta hamleleri yapılıyor.
Sendikal eylemler ve demokratik seçimler düzenin ana kurtarıcısı ve sigortası oluyor. Sistemi değiştirmeye değil, iyileştirmeye yarayan bu faaliyetler uzun bir süredir kitlelere şeytani ve sanal bir umut pompalamakta ve insanlardaki sisteme karşı isyanı baskılamaktadır.
Arap Baharı ve Anadolu'daki baskı sonrası rahatlama döneminde İslamcılar da bu düzenin içine çekilmiş ve öğütülmeyi büyük oranda başarmıştır. Sistemi tartışmak yerine ele geçirmek ve iyileştirmek için yapılan mücadeleler kendini çok bariz gösteriyor.Bugüne kadar yapılan mücadelenin de değişim için değil, iktidarı ele geçirmek için yapıldığını ve aslında Kemalizmin bir türevi olduğunu gösteriyor. Sosyalizm de düzeni iyileştirme ideolojisidir. Temelde bir sorunu yoktur. Ayrıca tartışılabilir.
Modern devletin kötülüğünü tartıştıktan sonra bir de bu şeytani mekanizmaya karşı rahmani mekanizmadan bahsetmek gerekiyor.

Medine vesikası ile ilk defa hayat bulan, Hz Muhammed'in siyasi/sosyolojik alanda uyguladığı toplumsal uzlaşı, barış ve ortak yaşam kültürü şeytani devlet düzeninin panzehiridir.
Toplumsal uzlaşı, ortak yaşam ve ilkesel mücadelenin öne çıkması herkesin kazandığı, lekum dinikum veliyedin'in hayat bulacağı, dünyaya barışın(İslam’ın) mesajını taşıyacak ve tüm otoriter düzenlerin yıkılması anlamına da gelen La İlahe İllallah'ın sosyolojik açıdan hayat bulacağı bir düzen oluşturacaktır.
Kahrolsun altını ve gümüşü biriktirenlere, kahrolsun sermayeyi sınıfsal düzen oluşturmada kullananlara, kahrolsun bizi aldatan ve bizden olmayanlara, dersem bana kızarmışınız?
Bizi bölmeyi...Dolayısı ile Müslümanlar arasında fitne çıkaran, Müslümanları birbirine düşman eden,. 
ilkelerinden taviz veren, bizi yuvarlak masanın esnek konukları yapan herkes kiralıktır.Savaşı...Yani bizi toplumsal barış yolundan uzaklaştıran, toplumsal ayrışma ve kutuplaşmaya götüren herkes kiralıktır. Yani, bizi toplumdan soyutlamaya çalışan herkes.Devşirmeyi...
Kendileri gibi modern devleti, kapitalizmi, sermayeyi meşru gören kişiler yaratmak isterler. Yani konformizmi öğütleyen,  öven veya yol gösteren ,Sorgulanmamayı...Kendileri hakkında soru soran, düşünen eleştiren kişileri sevmezler. Bunları hedef haline getirip karalamaya çalışırlar. Bunlar kiralıktır…


Advert
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Süleymanpaşa Belediyesi Çanakkale Zaferi’ni hem karada hem denizde kutladı
Süleymanpaşa Belediyesi Çanakkale Zaferi’ni hem karada hem denizde kutladı
DÜNYA DOWN SENDROMU FARKINDALIK GÜNÜNDE ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER YAPILDI
DÜNYA DOWN SENDROMU FARKINDALIK GÜNÜNDE ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER YAPILDI