Recep Tayyip Erdoğan ve IV. Murat
Tarık Eski >

Recep Tayyip Erdoğan ve IV. Murat

Klişe bir deyim vardır.  DEVLET HER ZAMAN 18 YAŞINDADIR.

İşte Türk Devleti refleksini gösteriyor. Bunu hükümete, siyasi otoriteye maal edebilmek mümkün. Ancak gözden kaçırılmaması ggereken önemli bir nokta var ki o da, Türk Devleti silkiniyor. Üzerine serili ölü toprağından arınıyor. Bunugünlük gelişmelerle sınırlı görmemek gerek.

Dün gece gerçekleştirilen gözaltıların en çarpıcı tarafı, üç beş kişinin gözaltına alınarak akalrında işlem yapılması kısmıyla izah edilemeyeceği gerçeğidir. Mesaj başka yerlere, bunların ağababalarına verilmiştir. 

Eski dönemlerde ABD veya diğer ağabeylerden habersiz adım dahi atılamazken gelinen bu günün koşullarında işte dün gecenin manzarasını iyi okuumak ve çok iyi analiz etmek gerekli.

Türkiye ABD başta diğer ağabeylerin uydu devleti olmanın ötesindeki layık olduğu yere doğru hareketlenmişken gözler fal taşı gibi açıldı.  Bu Türkler ne yapıyorlar!

Türkiye, millet oluyor. Kaynaşmış, barışmış candaş olan bir güçlü devlet olduğunu ortaya koyuyor. Hatta bunu haykırıyor. 

15 Temmuzu basit bir kalışma değildi, devleti ele geçirme kalkışması değildi. Devlete zaten sızmışlar sızabilecekleri kadar.  Daha önce onlarca defa yazdık, söyledik. O gecenin amacı; iç savaş, kaos ortamı yaratmaktı. Halk karşı karşıya gelecekti, sokaklar kan gölüne dönecekti, herkes bir diğerini boğazlayacak o kaosun sonu dahi, erişilecek maksatlarına göre belirlenmişti.

Ne oldu?

Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan o gece çok önemli bir refleksi ortaya koydu. O refleksi tarihte IV. Murat göstermişti. Ayaklanan Yeniçerilere karşı halkı, esnafı harekete geçirmiş ve ayaklanan Yeniçerilerin nefeslerini kesmeyi başarmış hemen ardından Bağdat'ı fethetmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi işte aynı refleksi göstererek ve ardından gelen zamanda hemde çok kısa bir zaman içinde bölgesindeki tüm gelişmelre erk olarak dahil oldu.

Türkiye boyun eğdirilen, Türkiye paşa çocuk olmaktan sıyrıldı.

Türkiye içte ve dışta tüm şer odaklarına karşı gücünü ortaya koyarak önemli bir yanılgıyı ortadan kaldırıyor.

Neydi o yanılgı?

'' Biz cephede kazanırız ama masada kaybederiz.''

Ne büyük bir şaşırtmaca, psikolojik bir algı yanıltmasına maruz bırakılmışız.

Cephede kazananlar kimlerdi, masada kaybedenler kimlerdi? Aynı aklın, aynı sorumluluğun, aynı vatanın evlatları, cephede kazandıklarını masada mı verdiler? Hayır.

Cephede dendiğinde asker akla gelir. O askeri sevk eden yönlendiren o savaşın kurmayı, stratejisini ortaya koyan kim?  O cephe başarısını ortaya koyan irade masa başında kaybedermi? Hayır.

Diplomasi farklı bir saha. 

Sözün özü şu ki; Recep Tayyip Erdoğan; ne cephede ne masada kaybetmemeye oynuyor. Macera peşinde olmadığının anlaşılması kısa süre sonra gözler önüne serilecektir.

Dünya sahnesine konulan senaryoda Türkiye dublör olarak kullanılmayı elinin tersiye ittiyor. Filmin esas karakterleri arasında, adını filmin afişine en büyük harflerle yazddırıyor.

 

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı