İster Sus, İster Susma Nasılsa Sıra Sana Gelmeyecek . . .
Tarık Eski >

İster Sus, İster Susma Nasılsa Sıra Sana Gelmeyecek . . .

Yeşiller kırmızı gibi göründüğü sürece, ya da kırmızılar yeşil gibi göründüğü sürece Türkiye’de sol arpa boyu kadar yol alamamaya devam eder.

Kavram kargaşasından faydalanan bu yeşiller ve kırmızılar biribirlerine sarmaş dolaş olmuşlar işi idare ediyorlar. her zaman sorulan soru? Türk solu neden paramparça? İşte bu nedenle paramparça, yeşillerle kırmızıların net olmamasından dolayı paramparça.

Kuruluş esasları ve kuruluş temellerine baktığınızda sosyal demokrasinin kırıntısına raslamanızın mümkün olmadığını açıkça görebileceğiniz, kurucularının sosyal demokratlığın kenarından köşesinden geçmemiş isimler olduğu gerçeğine rağmen yıllar içerisinde üzerine sosyal demokrat gömleği uydurulmuş bir siyasi partiye sonrasında bir de Avrupa’da örnekleri olan yeşiller partisini de eklerseniz işte sonuç bu olur.

Üstüne birde bu partiyi sosyalist enternasyonel olarak tarif eder, alakası olmamasına rağmen oraya da katıp karıştırırsanız alın size karman, çorman bir yapı.

Kuruluşunda sosyal demokrat olmayan felsefe, kurucularının hiç biri sosyal demokrat değil, sonradan üzerine giydirilen sosyal demokrat gömleği ve ardından ilave ile sosyalist enternasyonellik ve son dönemlerde de yeşillerin ilavesi ile kısık ateşte pişmeye bırakılan siyasal sol tarifi.

Sürekli ilavelerle kısık ateşte bekletilen ama hiç bir zaman servise hazır edilmeyen, servise hazır edilmemesi için her zaman içine yeni bir malzeme ilave edilen, çorbaya çevrilen abuk bir olgu.

Bir gün milliyetçi, bir gün demokrat, bir gün sosyalist, başka bir gün halkçı, daha başka bir gün liberal; Bakıyorsunuz emperyalizmin en katı karşıtı iken ertesi sabah uyandığınızda genel başkanı ABD büyük elçisi ile otel odasında baş başa basına ve bir üçüncü kişiye dahi kapalı olarak görüşüp uzlaşmış bir siyasi parti.

Bir tarafında kırmızılar, diğer tarafında yeşiller öbür yanında liberaller az biraz milliyetçi, ulusalcılar farklı bir yanında sosyalistler. Çekiştirip duruyorlar.

Herkes bir parçasına yapışmış bir o yana bir bu ana çekeleyip duruyorlar. Bir gün her bir parçası kapanın elinde kalacak. kalacak kalmasına da, kuruluş temelleri sağlam. Yoksa şimdiye dek çoktan paramparça yapmışlardı.

Bu oluşuma, bu sürekli kısık ateşte bekletilen, içine arada bir değişik malzemeler ilave edilip, karıştırılarak pişmeye devam ettirilen ama bir türlü servise hazır olmasına meydan verilmeyen partiye neden oy vermeliyim? Verdiğim oy hangi guruba yarayacak? Sosyalistlere mi, ulusalcılara mı, liberallere mi, sosyal demokratlara mı, halkçılara mı, devrimcileremi, yoksa her zaman gemisini bu yapı sayesinde yüzdürenlere mi, yeşillere mi? Benim oyum bu karmaşık yapının bünyesinde ki hangisine yarayacak?

Vaatler, vaatler, dönemsel siyasetin gerekliliği olan vaatler değil sorgulanması gereken. Temel esasları bakımından yıpratılan ve özünden ayrıştırılan ilkelerden uzaklaştırılan ana gövde nerede?

İşte o nedenledir ki, verirsek oylarımız hangi güce yarayacak, içerideki hangi klik daha da güçlenmiş olacak?

Gündelik hayatta kendimizi ortalama 100 kelime ile ancak ifade edebilen bir toplum olarak çok mu zor sorular bunlar? Avrupalının gündelik yaşamında kendisini ortalama en az 700 kelime ile ifade edebildiği bir dünyada biz 100 kelime ile sınırlı kalmışsak bu kadar derinden bu konulara neden giriyoruz değil mi? Ne gereği var bu derece irdelemenin?

Sizde haklısınız.

Anket yaptırsanız bizi en iyi temsil edecek hayvan hangisi diye de sorsanız % 90 oranında koyun cevabının verileceği bir ortamda biz kimin adresini soruyoruz ki?

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı