BİZİM EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ SENİN ZANNETTİKLERİNDİR!
Tarık Eski >

BİZİM EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ SENİN ZANNETTİKLERİNDİR!

Bilginin kendisine, gerçekliğine o kadar kapatımışız ki, gözlerimizi bağlamışız ve el yordamına dahi gerek duymadan ilerleyebileceğimize, doğru yolu ezbere bildiğimize körü körüne inanmışız. 

Ezberden başka, bize ezberletilenden başka ''bildiklerimizi'' zannettiğimiz ama aslında bizi kendi dar çerçevesi içinde hapsetmiş, farkında olamadığımız bunalmışlığı aşamıyoruz. 

Kolaycılık her yerimizi işgal etmiş. İçimize işlemiş. 

Suçumuz ne? Bundan biz mi sorumluyuz?

Dini inançlar başta olmak üzere siyasi ideolojilere, aile içi ve akrabalık ilişkilerine varan ve beşeri hayatın en derinine kadar sirayet eden sorumluluklar bütününden söz etmek gerekiyor. Ancak buna zamanımız yeterli değil. O nedenle kısa kısa gitmek zorundayız.Sorumluluklar bütünü derken, bilinç düzeyinden ve bu düzeye erişebilmek adına ortaya koyulan tembellikten söz etmek gerekir.

Temel başlığı, SINIRLI OLAN, SINIRSIZ  OLANI ALAMAZ! biçiminde atarak bazı noktalara sıçramak mümkün. 

Bunun paralelinde bireysel veya toplumsal olarak sürekli etki etmeyi, etkili veya belirlemelerde etkimizi hissettirmeyi istesekte sonuç yinede bizim etkisiz kalışımıza isyan veya sitemle karşımıza çıkıyor. Yaradana yakarmak, yapılana kayıtsız boyun eğmekle sonuçlanan, bir dahaki sefere umutlarıyla sonuçlanan genel kısır döngü içinde devam eden yaşam!

O zaman sorulacak tek bir soru ve bu soruya verildiğinde kabullenilmesi gereken tek bir cevap var. Biz bu soruyu sormaya ardından cevabı kabul etmeye kapalıyız.

NE ZAMAN ETKİLİ OLURSUN? Soru bu . . .

 . . . Cevap; KENDİ İDRAK ETTİĞİNİ YANSITIRSAN!

Ne dini ne siyasi ne de diğer bir farklı konuda hangimiz gerçek manada KENDİ İDRAK ETTİKLERİMİZLE BEZELİYİZ?

DÜALİTE! Yani genel geçer anlamıyla, en kısa yoldan ifadesi ZITLIKLAR . . .

 . . . işte bu  ve benzeri bir dolu zıtlıkları hiç ama hiç anlamadan kabullenerek, tümden aksak, bütünüyle basma kalıp inanışlar ve aktarımların dillere pelesenk olmuş zaman içinde öğretiye dönüşmüş kavramların kargaşası ve asılsız aktarılan inanç haline gelmiş yanlış hatta günahların dillendiricileri haline gelmişiz.

En çekindiğimiz, geri durup sakındığımız en büyük günah; Allah'a şirk koşmak!

Bunu bilirken, nedne her zaman kötülükleri, kötülük dileklerimizi kötü yakınmalarımızı ŞEYTAN üzerinden temenni ederiz? Kör şeytanından bul!, başarılı birisine, zeki, kurnaz olarak adlandrılan akıllı insanlara neden ŞEYTAN DERİZ? Onları şeytan olmakla mükafatlandırırız? Cezalandırıcı güç ŞEYTAN mıdır? Başarının arkasındaki güç irade,zeka, akıl ŞEYTAN sayesine mi edindiğimiz bir şeymidir? Oysa ki Şeytanın da yaratılmış olduğunu her nedense hep umursamayız. Çünkü bilmeyiz. İDRAKIMIZIN DIŞINDA BIRAKILMIŞTIR! İşte ALLAH'a şirkin ağa babasını her zaman neredeyse günde onlarca kere bilmeden İDRAK etmeden yapar dururuz.

Siyaset ve ideolojiler tarafından durum farklımı?

HAYIR.

A siyasi parti politikalarını eleştirecek olduğumuzda A partili anında B partiye yüklenmeye başlar ve B partisinin eksik, aksaklıklarını ortaaya atarak savunmaya geçer. Arkadaş A partisinden söz ediyoruz. B nin yanlışını mı örnek alıyorsun? Ama genel geçer idrak onu emrediyor! B yi suçla ki senin A nın yanlışlarının üzeri örtülsün. Bunun adı; İDRAK EKSİKLİĞİ NEDENİYLE TEMEL SAVUNMA İÇ GÜDÜSÜDÜR. ( Bakmayın süslü bir laf olduğuna,bilimsel bir şey değil. Bunu şimdi ben uydurdum)

Temel olarak; Nasip dairesinde döndüğümüzün bilinci yanında, idrak noktasında biraz daha gayretli ve istekli olmak gerekiyor. Hoş, nasip dedik, biz ne kadar istekli olursak olalım nasibimiz kadarıyla mükafatlandırılacağımız gerçeği var. bu dahi İDRAK gerektiriyor.

 SINIRLI OLAN, SINIRSIZ OLANI ALAMAZKEN, ZANNETMEK SENİN EN BÜYÜK DÜŞMANINDIR . .

 

 

 

 

 

 

 

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
CHP'DEN İSTİFA ETTİ.  AK PARTİYE GEÇTİ
CHP'DEN İSTİFA ETTİ. AK PARTİYE GEÇTİ