OLANLAR OLMASIN...
Hasan Soner Kırkuşu >

OLANLAR OLMASIN...

Referanduma sayılı günler kaldı. Anayasayı bir türlü yenileyemedik ama mevcut anayasamızda 18 maddelik  değişiklik teklifinin mecliste kabul edilmesinin ardından yine meclisin kararı ile refaranduma giderken ortalık daha şimdiden toz duman.

 

Evet ve hayır kararını şimdiden belirlemiş olanlar, gerekçeleriyle birlikte açıklamalarını farklı zeminlerde paylaşıyorlar. Hangi tarafı dinlersek dinleyelim ortak söylemler göze çarpıyor.

 

Evetçiler ne diyor. Vatan için millet için bekamız ve istiklâlimiz için, hain kalkışmaların  tekrar etmemesi için, daha güçlü bir Türkiye için, refarandum günü evet demeliyiz.

 

Hayırcılar ne diyor? Vatan ve milletin bekası için, rejimin korunması için, tek adamlığa karşı çıkmak için, tekrar kandırıldık dememek için hayır demeliyiz.

 

Her iki tarafta bu meseleyi vatan ve milletin beka sorunu haline dönüştürmüşe benziyor. Tuhaflık buradadır zaten. Bu öylesine tuhaf ve tehlikeli bir durumdur ki her iki taraf da beka sorununa indirgediği refarandum sonucuna göre karşı fikri savunanları potansiyel vatan haini olarak görüyor. En azından bu anlama gelebilecek tehlikeli söylemleri en yetkili ağızlardan duymaya başladık.

 

Peki bizi bu noktaya getiren sebepler neler oldu. Ne oldu da birbirimizi hain damgasıyla damgalar olduk.

 

Kanımca en önemli sebep referandum sürecinin zamansız olmasıdır. Bulunduğumuz coğrafyada süregelen ve sınırımıza dayanmış olan bir 'Arap Baharı' tehlikesi henüz geçmemişken ve 15 Temmuz gibi bir kalkışmayla neredeyse bu ateş bize sıçrayacakken hükûmet sistemi değişikliğine gitmek istemenin sırası mıdır? diye sormadan edemiyorum.

 

Üstelik kim ne derse desin zaten hain kalkışmanın öncesinde de hissedilen sonrasında ise daha belirgin bir şekilde korkuya dönüşen muhalif olamama, muhalif olsan da herşeyi rahatlıkla söyleyememe durumu sözkonusuyken böyle bir refarandum sürecine girmenin zamanı mıydı? diye sormadan edemiyorum.

 

Olması gereken insanımızın gelecek korkusu, işinden aşından olma endişesi olmadan özgür bir şekilde düşünce ve fikirlerini açıklayabileceği bir ortamın oluşmasını beklemek ve böyle bir ortamın oluşması için 'Yenikapı Ruhu'yla  hep beraber zemin hazırlamak olmalıydı.

 

İnsanların korkularının henüz sıcak olduğu bir ortamda üstelik de yetersiz bir bilgilendirme hakimken referanduma gitmek bize çok sağlıklı neticeler doğuracak kanaatinde değilim. Korkan insanların halet-i ruhiyesiyle verilen kararlar, atılan adımlar, takınılan tutumlar refleksif olduğu kadar çekinik ve bastırılmış olur.

 

Bu nedenle referandum sonucunun bir oldu bittiye kapı aralamamasını dilemekten başka bir temennim kalmadı. OLANLAR OLDU demek istemiyorum açıkçası.

 

Milletçe zamana ihtiyacımız olduğu açık ve ortada. Böylesine ciddî bir konuda üstelik ortalık yangın yeriyken karar vermemiz bekleniyorsa daha akl-ı selîm düşünebilmek gerekmez miydi? Mesele bir karar vermekten ziyade oldu bittiye getirip getirmeme meselesidir. Mesele asgari % 50.1 ile yetinmek ve bunu OLDU BİTTİ görmek ise çok ciddî bir tehlikenin eşiğindeyiz demektir.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI