KÜLTÜR VE TURİZM ŞEHRİ
Hasan Soner Kırkuşu >

KÜLTÜR VE TURİZM ŞEHRİ

Yıllar önceydi tam tarihini hatırlayamıyorum ancak 80’li yılların sonu 90’lı yılların başıydı. Yerel seçimler dönemiydi ve her seçim döneminde olduğu gibi Tekirdağ’ın Merkez ilçesi yerel yönetimi için vaatler havada uçuşuyordu. Henüz daha lise dönemlerim. İlk defa o zamanlar duymuştum ‘kültür ve turizm şehri’ ifadesini. Ne demek olduğunu tam anlayamamıştım ancak şunun farkındaydım. Anlaşılan Tekirdağ-Merkez , ticaret ve sanayinin Trakya’daki kalbi olmak istemiyordu.

Kulağa hoş  geliyordu doğrusu ‘kültür ve turizm şehri’ olmak. Peki ne hedefleniyordu kültür ve turizm şehri olmakla. Zannedersem Tekirdağ-Merkez ilçesinde bulunan eski Ermeni ve Yahudi evleri restore edilecek, bu evlerin farklı alanlarda hizmet etmesi sağlanarak bu tarihi yapılar işlevsel hale dönüştürülecekti. Üstelik o tarihlerde bu evlerin neredeyse tamamına yakını sağlam bir vaziyetteydi, bu evlerde yaşayanlar hallerinden gayet memnundu.

Peki Tekirdağ’ımızın kültür ve turizm şehri olması adına başka neler yapılabilirdi. Tarihi camiler, çeşmeler, hamamlar, bedesten, resmi binalar, müzeler, ibadethaneler, mezarlıklar, çınar ağaçları, şehitlikler, şehrin kültürünü yansıtan her türlü yiyecek ve giyecek, festival, türküler, müzikler, halk oyunları gibi akla gelebilecek her türlü değer ve kıymetimiz korunabilir, destinasyon alanı haline dönüştürülebilir, restorasyondan geçirilebilir, korunup eski güzel görünümlerine kavuşturulabilir, ziyaret edilebilir yerler haline gelebilir,  şehrin turizm gelirlerine katkı sağlanabilirdi. Hem böylece Tekirdağ halkı için de önemli olabilecek yeni gelir kaynaklarının kapıları da açılmış, gençlerimizin meslek seçimlerinde motivasyon kaynağı  elde edilmiş olurdu. Farklı insanlarla ve kültürlerle tanışma imkânı bulan Tekirdağ’ın her anlamda gelişimine de olumlu etkisi olurdu.

Kültür şehri denilince başka neler yapılmalıydı. Elbette Tekirdağımıza ait üniversite olmalıydı,  şehrin doğal güzelliklerini yansıtan panoramik alanlar, deniz ve kum, sinema ve tiyatro salonları, spor kulüplerimiz ise elbet kültür ve turizm şehri olmak adına olmazsa olmazlardı.

Peki gelinen noktada nedir durum diye bakıyorum. Güzel şehrim onlarca yıl bu hedef doğrultusunda ne kadar adım attı. Kültür ve turizm şehri olma yolunda ne kadar güzelleşti, cazibe merkezi haline dönüştü.

Ne yazık ki, şehrim her geçen dönem daha da bakımsızlaştı. Kültür ve turizm şehri olmak için yapılması gerekenler şöyle dursun, sanki olmamak adına çok şey yapıldı. Her şeyden önce eski tarihi evlerin bir çoğunun yerinde yeller esiyor, üstümüze çökecek korkusuyla bu evlerin yanından geçmeye korkar olduk, kargalık diyebileceğimiz bu tarihi yapılar bakımsızlıktan ya yakacak tahta elde etmek için bulunmaz yerler haline dönüştü ya da evsiz barksızlar için, madde bağımlıları için mekân haline dönüştü. Bu tarihi evlerin neredeyse tamamı hepimizin gözünün önünde yok olup gitti, gitmeye de devam ediyor.

Şehrin içinde yer alan ve şehrin tarihi dokusunu yansıtan camiler her ne kadar korunsa da,  gayrimüslimlere ait ibadethanelerin korunmadığı ortadadır.  Tiyatrolar ve sinemalardan kaçı duruyor?  Eski şadırvanlar, çeşmelerin ne adını ne yerini Tekirdağlı yeni nesil dahi bilmiyor, kaç tane tarihi hamamın yerini biliyoruz?  Şehitliklerimizin birçoğunun hali harap durumda, bu şehrin neden ‘Üç Kemaller Diyarı’ olduğunu kaç Tekirdağ’lı biliyor? Şimdilerde neden ilçenin adı Süleymanpaşa oldu Tekirdağlılar olarak kaçımız açıklayabilir? Köftemizi, çevre iller dışında Türkiye’de kaç il halkı biliyor? Kültür ve turizm şehri olduğumuz anlamına gelebilecek farklı türden bu ve benzeri birkaç soruya verebileceğimiz cevaplar içler acısı hepimiz  farkındayız. 

Ben bildim bileli varsa yoksa sahil şeridinin güzelleşmesi için her gelen yerel yönetim elinden geleni yaptı. Allah var, gerçekten Türkiye’de az bulunur bir sahilimiz var. İstanbul-Çanakkale güzergâhını kullanan bir çok kişinin de dilinde hep sahilimiz vardır. Buradan gelen geçenler, sahilimizi görenler, liman bölgesinde bir mola verip de köfte yiyenler, Tekirdağ için şu ifadeyi kullanırlar: “Çok güzel, çok şirin bir şehriniz var”.

Ancak Tekirdağ’lı olmayıp da Tekirdağ’ı hatırlamak isteyenlerin hafızasında Tekirdağ için sahilimizden başka neler söylendiğini duydunuz? Acaba şu güzergâhtan geçen belki de milyonlarca yolcunun kaçının yolunu Londra Asfaltı’ndan-ki son zamanlarda çevre yolu’ndan- şehrin içine doğru değiştirebildik? Kaçının şehrin içini de merak etmesini sağladık, şehrimizin bütün kültür ve turizm alanlarını herkesin gezip görmesini sağladık?

Namık Kemal Üniversitesi’nin şehrimizde kurulmuş olmasını önemsiyorum, hem şehir halkı için hem de bu şehirde doğup büyüyen gençlerimiz için çok önemli bir yatırımdır, şehrin ufkunu genişleten bir zenginlik kaynağıdır. Son zamanlarda bazı tarihi mekânların çevresinin temizlenerek gün yüzüne çıkarılması için bazı çalışmalar yapıldığını da görmezden gelmek istemiyorum. Şehrin tarihi geçmişini yansıtan ‘Eski Tekirdağ Fotoğrafları Müzesi’ oluşturulması için ciddi adımların atılmış olması da sevindiricidir.

Kültür ve turizm şehri olmak isteyen bir şehrin her şeyden önce altyapısını çoktan tamamlamış olması gerekmez miydi? Şehir merkezinde, altyapıyı tamamlamak adına yıllardır yolların devşirilip durduğuna da şahit olmuşuzdur.  Son belediye yönetiminin de bu yönde çalışmalar yaptığını görüyoruz. Fakat bu çalışmalar da aynı şekilde halkın sabrını taşma noktasına getirmiş görünüyor,  bitmek tükenmek bilmeyen bu yol yapım ve altyapı çalışmaları Tekirdağ halkını canından bezdirmiş durumdadır. Bunun sebebi nedir ne değildir, tam bilinmiyor ancak gerek Büyükşehir Belediyesi’nin gerekse Süleymanpaşa Belediyesi’nin aynı partiyi temsil etmelerine rağmen kendi aralarında uyumlu olamamaları da manidardır.

Şehrin ara sokakları tam bir böbrek taşı düşürme vazifesi görüyor, Tekirdağlı olmayıp da şehrin içini arabasıyla gezmek isteyen bir yabancı şehrin ara sokaklarına, caddelerine girdiğine gireceğine pişman olur. Ne doğru dürüst bir otopark var, ne de nereye gideceğini gösteren bir yönlendirme tabelası.

Kültür ve turizm şehri olmak isteyen şehrimizde hiç olmazsa, tarihi ve turistik mekanların çevresinde otoparkların olması gerekmez mi? Hadi diyelim yabancı bir turist, şehrin içine girdi ve arabasını zor da olsa park etti. Şehrin merkezinde oturup vakit geçirebileceği park ve bahçe alanı mevcut mu? Parklarıyla, bahçeleriyle, alışveriş mekanları ve diğer sosyal mekanlarıyla,  yollarıyla, kaldırımlarıyla, otoparklarıyla düzenli bir şehir görüntüsü verebiliyor muyuz? Bu gibi sorulara verdiğimiz cevaplar ne yazık ki bir Tekirdağlı olarak içimi acıtıyor.

Bunun sorumluluğu kime veya kimlere aittir. Sorumlulukları Büyükşehirin ilçe belediyesine, ilçe belediyesinin ise büyükşehir belediyesine tenis topu gibi atmalarıyla açıklayamayız. Eğer böyle yapılırsa zaten asıl çıkmaza girilmiş demektir. Çünkü tekrar söylüyorum Büyükşehir Belediyesi ile Süleymanpaşa Belediyesi’nin aynı partiden olmaları bu konuda aralarında görev ve sorumluluk anlamında uyumlu olmalarını gerektirir. Eğer bu uyum şimdi sağlanamayacaksa ne zaman uyum sağlanacak diye sormak gerekir. Yarın öbür gün büyükşehir farklı partinin ilçe belediye ise farklı partinin yönetimi ve sorumluluğunda olduğunda ne olacak peki?

Bu şehir için bir şey yapmak isteyen herkese destek olmaya hazırız. Ancak şunu da söylemeden edemeyeceğim artık bu şehrin doğu ve batı yönünde doğal sınırlara ulaştığının farkında olmalıyız, şehri kuzey yönüne doğru genişletmeye hız vermeliyiz, şehre yeni semtler, yeni meydanlar, yeni sosyal ve kültürel alanlar, yeni iş merkezleri, yeni pazarlar, yeni canlılık alanları katmak zorundayız.  Zaten uzun yıllardır sanayi ve ticaret merkezi olmaktan çıkmış şehir merkezimizin acilen buna ihtiyacı var. Aksi halde her şeyi şehrin eski mahallelerine, merkez semtlerine sıkıştırdığımız müddetçe tarihi ve kültürel alanlarımızı da koruyabileceğimizi sanmıyorum. Bunu yapmadığımız takdirde ne tarihimizi ve kültürümüzü gün yüzüne çıkarabileceğiz, ne de şehrin merkezini yaşanabilir bir duruma getirebileceğiz, ne de örnek bir şehir olabileceğiz. 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı