GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE
Hasan Soner Kırkuşu >

GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE

Bugünlerde en çok duyduğumuz bu sözü, bu sloganı her cenahtan duyar olduk. Sokak röportajlarında, dost muhabbetlerinde hemen herkesin söylediği güzel bir söz. Hangi fikre ve düşünceye sahip olursa olsun birçok kişinin aynı cümleyi kuruyor olması hepimizi mutlu ediyor. Herşeyden önce amaç birliğimizin olduğunu görmüş oluyoruz.

O halde gücün kaynağı nedir? diye sormak gerekir. Bilek mi, kol mu, ayak mı yoksa bedenin tamamı mi ? Yoksa düşünce mi, fikir mi, akıl mı, bilgi mi, bilim mi, teknoloji mi, bilişim mi? Toprak mı, su mu, maden mi, enerji  kaynakları mı, sanayi mi, ticaret mi?

Elbet tarihi geçmişe bakıldığında, dünyanın farklı coğrafyaları için farklı cevaplar verilebilir. Aynı şekilde geçmişe doğru gidildiğinde uygarlık tarihinde devletlerin ve milletlerin gerek siyasi gerekse ekonomik olarak güçlü olmalarının ardında farklı nedenleri de görebiliriz, kimi dönemlerde ise neyin güç kaynağı olup olmadığı konusunda önceliklerin değiştiğine şahit oluruz.

Örneğin tarih öncesi devirlerde güçlü olmak insanın vücut olarak kuvvetli olmasına, cesaretli olmasına, korkusuz olmasına karşılık geliyordu belki, ancak ilerleyen dönemlerde toprağı yönetebilen, topraktan üretim yapmayı becerebilen topluluklar güçlü olmayı başardı. İnsanoğlu topraktan elde ettiği ürünlerin fazlasını takas usulü ile değiştirmeye başlayınca bu defa ticaret yapabilen topluluklar gücü elde etti. Ticaretin bir güç haline dönüşmesi ise tarihin ilk medeniyetlerinin,  ticaret yollarını elde etmek için birbirleriyle kıyasıya mücadele etmesine neden oldu ve ekonomik gücü koruma ihtiyacı askeri güçlerin de ortaya çıkması sonucunu doğurdu.

Yine insanlık tarihinin gelişim süreci bize gösterdi ki bir takım zenginlik kaynaklarına sahip olmak, devletleri güçlendirirken o devlet içinde yaşayan halkları da zenginleştirdi. Fakat bu zenginliğin her an el değiştirdiğine de şahit olduğumuz için  güçlü olmak demenin güçlü kalmak demek olmadığını da görmüş olduk.

Güçlü kalabilmek, sürdürülebilir bir güç haline gelebilmek öncelikle devleti oluşturan halkların kendi içinde birlik ve beraberlikleri sayesinde olmuştur. Fakat içerideki birlik ve beraberliğin tek başına yeterli olmadığı durumlarda, çıkar birliği halindeki diğer devletlerle de ittifaklar, stratejik ortaklıklar kurulma ihtiyacı hissedilmiştir..

Dünyanın en verimli topraklarına sahip olabilirsiniz, önemli ticaret yollarının kesiştiği bir coğrafyada bulunabilirsiniz, yeraltı zenginlikleri bakımından önemli rezervlere sahip olabilirsiniz, enerji yolları sizin bulunduğunuz coğrafyadan geçebilir,  doğal veya beşeri farklı zenginliklerin sahibi de olabilirsiniz. Fakat tüm bu güç ve zenginlik kaynaklarına bugün için sahip olabilmek ne kadar değerli ise bu gücü ve zenginlik kaynaklarını koruyup, kalıcı hale getirmek de bir o kadar önemlidir ve ayrıca gücü gerektirir.

Türkiye’miz üzerinde oynanan oyunların temel nedeni budur, bu güç kaynaklarına sahip olma, bu güç kaynaklarını elde etme mücadelesidir.  Ülkemiz topraklarının tarihin en eski devirlerinden itibaren çok önemli uygarlıkların merkezi konumunda olması da göstermektedir ki, bu coğrafya gerek yer altı gerekse yer üstü zenginlikleri bakımından, gerek doğal gerekse beşeri zenginlikler bakımından stratejik bir öneme sahiptir. Bu stratejik öneminden dolayıdır ki tarih boyunca bu topraklarda çok büyük mücadeleler yaşanmış ve bu topraklar çeşitli istilalara sahne olmuştur.

Türk Milleti olarak bu gerçeğin farkında olmalı ve stratejik bir coğrafyada olduğumuzu hatırdan çıkarmamalıyız. Gücümüzün ne denli fazla olduğunu görmeli ve bu şuurla hareket etmeliyiz. Devleti yöneten kadroların ise hiyerarşik olarak üstünden astına kadar bu konuda daha hassas olması gerekir. Alınacak her türlü kararda, gerek yurt içi gerekse yurt dışında belirlenecek politikalarda, sergilenecek tutumlarda daha özenli ve bir o kadar daha bilinçli olunması kaçınılmazdır.

Biz öyle güçlü bir milletiz ki tarihin en güçlü devletlerini kurmayı başarmış, medeniyet ortaya koymuş, insanlığın gelişim sürecine sayısız katkıları olmuş, gerek maddi gerekse manevi anlamda büyük başarıların altına imza atmış asil bir milletiz.

Ancak tekrar hatırlatmakta fayda var ki, güçlü olmak daima güçlü kalmak anlamına gelmemektedir. Gücümüzün farkında olmalı ve kontrollü kullanmalıyız. Meşhur sözdür: ‘kontrolsüz güç, güç değildir’. Güçlü kalabilmenin şartları geçmişe göre bir takım benzerlikler gösterse de, çağımızda güçlü kalabilmek daha çetrefilli bir hâl almıştır, geçmişe göre daha üstün diplomatik meziyetlere sahip olmamız gerektiğinin farkında olmalıyız.

Küreselleşmiş bir dünyada ve karmaşık ilişkiler ağı içinde olduğumuz ortadadır. Dolayısıyla bu karmaşık ağı anlayabilmek, çözebilmek ve yönetebilmek için bilgi üretmenin, farklı fikirler üretmenin, farklılıklara saygı duymanın, düşünce ve fikir özgürlüğünü her zamankinden daha fazla korumanın, insan hak ve özgürlükler alanını genişletmenin önemini kavramalı, bütün bunları yaparken birlik ve beraberliğimizi sağlamalı, uluslararası arenada çıkarlarımız çerçevesinde çeşitli ortaklıklar içerisinde yer almamız gerektiğinin de farkında olmalıyız, dünyadan kopmamalıyız.

Günümüz dünyasının şartlarında tüm bunların bıçak sırtı bir durum olduğunun elbette farkındayız. Özellikle bulunduğumuz coğrafyanın halâ bölünerek çoğalma gibi yanlış yol ve yöntemler üreten bir coğrafya olduğunu da biliyoruz. Dolayısıyla ‘Güçlü Bir Türkiye’ hedefi güderek emin adımlarla yol alabilmek için önceliğimiz kendi içimizde bir ve beraber olmayı başarmak olmalıdır.

Birlik ve beraberlikten kasıt, hiçbir zaman herkesin aynı fikir ve düşüncede olması anlamına gelmemelidir. Bir ve beraber olmak farklı zenginlikleri bir potada eritebilmek, amaç birliği, ülkü birliği yapmaktır. Çünkü birlikten kuvvet doğar anlayışından hareketle, bizler ancak ve ancak güçlerimizi birleştirdiğimiz ölçüde ‘Güçlü Bir Türkiye’ olabiliriz.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
CHP'DEN İSTİFA ETTİ.  AK PARTİYE GEÇTİ
CHP'DEN İSTİFA ETTİ. AK PARTİYE GEÇTİ