KÜLTÜR ve TURİZM ŞEHRİ-II
Hasan Soner Kırkuşu >

KÜLTÜR ve TURİZM ŞEHRİ-II

Aynı başlıkla daha önceden de yazdığım yazıma devam etmek istiyorum. Yazıma devam etmek istememin en önemli nedeni Tekirdağ-Süleymanpaşa ilçemizin Trakya’nın belki de gelişmeye en müsait ilçelerinden biri olmasına rağmen hakettiği değere bir türlü kavuşamadığı düşüncesinde olmamdır.

Süleymanpaşa ilçemiz, Tekirdağ’ın olduğu kadar Trakya’nın da birçok açıdan çekiciliğe sahip bir ilçesidir. Bütün çekiciliğine karşın yanıbaşında Türkiye’nin neredeyse 15 milyona ulaşmış en kalabalık bir şehir bulunmasına, diğer yanında tarihimizin destanlar yazılmış Gelibolu Milli Parkı’na komşu olmasına, bir diğer yanında ise yurtdışına çıkmak isteyen ve bir zamanlar Osmanlı’ya başkentlik yapmış olan Edirne güzergâhında bulunmasına rağmen nedendir bilinmez bir türlü turistlerin-sahili görmek ve köfte yemek dışında-uğrak noktası olamamaktadır.

Anlaşılan bu ilçeyi yönetenlerin bu ilçeden gelen geçen turistlerin beklentilerini karşılamaya niyeti yok. Turist diyorum. Evet, bu ilçeden her gün binlerce insan sırf İstanbul-Çanakkale, İstanbul-Edirne güzergâhını evlerine gitmek için kullanmıyorlar. Bu güzergâhları kullanan insanların belki en az yarısı bu güzergâhların varış noktalarındaki turizm merkezlerine ulaşmak maksadıyla seyahat ediyorlar. Dolayısıyla niyetleri dinlenmek, eğlenmek ve kültürlenmek olan ve sayısı binleri bulan turist, Tekirdağ-Süleymanpaşa ilçemizden geçiyor.

Bu şehir için yıllar öncesinden kültür ve turizm şehri olmak gibi hedefe kilitlenildiğini daha önceki yazımda da belirtmiştim. Bu hedef herhalde daha çok Süleymanpaşa ilçesi için düşünülmüş bir hedef olsa gerekir. Eğer böyleyse herşeyden önce merkez ilçemizin nasıl ve hangi tür turiste cevap verebilen bir özelliğe sahip olması gerektiğine karar verilmelidir. Süleymanpaşa’yı yönetenler, turizmden önemli bir pay olabilmek için bu ilçenin tarihi ve kültürü ile mi, deniz ve kumsalları ile mi, gerek kırsal gerek sahillerdeki tatil köyleri ile mi, şehir içi parklarıyla mı, yiyecek-içecek kültürü ile mi, sunduğu eğitim olanaklarıyla mı, eğlence merkezleriyle mi, boş zaman aktiviteleri ile mi neyle ve nasıl turizm hizmeti vermesi gerektiğini kararlaştırmalıdırlar. Ya bunlardan bir veya birkaçına yüklenilecek veya hepsine birden. Öncelikle bunun kararı verilmelidir.

Bununla ilgili karar verildiğinde ve gerekenler yapıldığında görülecektir ki, turistler için oluşturulmuş olan bu destinasyon alanlarından hem turistler hem de şehrin kendi yerel halkı da yararlanıyor olacak ve üstelik ilçede yaşanan değişim ve gelişimden herkes memnun olacaktır.

İlçemiz için kararlaştırılacak turizm türlerinden, deniz ve kumsal destinasyon alanı düzenlemesi dışındaki tüm turizm türlerini düşündüğümüzde, ilçemiz yılın her mevsimi turistler için çekici özelliklere sahiptir. Hattâ deniz ve kumsal turizmine hizmet edecek alanlar dahi kış mevsiminde yerel halkın farklı ihtiyaçlarına, şirketlerin farklı alanlardaki aktivitelerine hizmet verebilir.

Eğer bu konuda ciddî kararlar verilip, gerekli çalışmalar yapılıp, altyapılar tamamlanırsa zamanla görülecektir ki, şehrimiz sadece buradan gelip geçenlerin bir uğrak merkezi olmaktan çıkıp aynı zamanda turistlerin varış merkezi durumuna gelecek, Trakya’nın turizm terminali olacaktır. Her hafta sonu hemen yanı başımızda bulunan İstanbul’daki binlerce kişi hafta sonlarını günü birlik geçirebilecekleri turistik mekânlar arayışı içindedir, hâl böyleyken neden günübirlik seyahate çıkmak isteyenler için Süleymanpaşa, bir turistik varış merkezi olmasın.

Şehir merkezimizde tarih ve kültür turizmi yapmak isteyenler için birçok tarihî ve kültürel alanlar mevcut. Bu başlı başına ve yıl boyu turizm ilçesi olmak isteyenler için bulunmaz bir fırsattır. Eski Ermeni ve Yahudi evlerimiz, Rüstempaşa Camiisi, Hamamı ve Çarşısı, Namık Kemal Evi, Macar Prens Rakoczi Evi, Şehitliğimiz şu an ayakta olan ve gezilip görülebilecek, ilk aklıma gelen yerler. Bu tarihî alanlar daha bakımlı bir hale getirilip, yenileri dahi eklenebilirse Süleymanpaşa ilçemiz neden tarih ve kültür adına dünyanın her yerine giden turistler için cazibe merkezi olmasın.

Bu benim sadece aklıma gelen bir turizm alanı. Belki de tarih ve kültür gibi konulara daha eğilimli olduğum içindir. Ancak diğer turizm alanları için de ilçemize seyahat programları düzenlenebilir. Örneğin neden bir deniz, kum ve yamaç paraşütü paketi olmasın, neden deniz, kum ve tatil köyü paketi olmasın, neden kır evleri tatil paketi olmasın, neden Kumbağ eğlence merkezi tatil paketlerinde yer almasın, festival zamanı neden festival etkinliği bu paketlere eklenmesin, bizim ilçemiz neden kamu veya iş dünyasının toplantıları için hizmet sunan bir turizm merkezi olmasın, buna yönelik neden bizim de ‘Kongre ve Ziyaretçi Büromuz’ olmasın, böyle bir büro ülkemizde İstanbul, Antalya ve İzmir’de bulunmaktadır, işlevleri ve çalışma stratejileri buralara danışılarak da öğrenilebilir. Neden Tekirdağ’ımızda da bir ‘Kongre ve Ziyaretçi Bürosu’ olmasın, hepsi olabilir.

Elbette bunun yeterli olmayacağını söyleyebilirim. İlçeye gelecek olan turistler için konaklama yapabilecekleri otellerin, yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri mekânların veya Tekirdağ’a gelmişken şehrin anısına alışveriş yapabilecekleri hediyelik eşya satılan bazı pazar alanlarının da varlığı kaçınılmaz olacaktır. Ki bu hizmetler daha çok özel teşebbüse dayalıdır. Turiste hizmet verecek olan bu alanların bir kısmı şehrimizde mevcuttur ancak turizm daha da canlandığında arz ve talebe bağlı olarak bu alanlarda artış olması zaten muhtemeldir.

Fakat Süleymanpaşa’ya gelen turistlere rehberlik yapabilecek büroların hazırlanmasını, şehir içi ulaşım hizmetlerini, turistik mekânlara ulaşımını kolaylaştıracak yönlendirme levhalarının, işaretlerinin, haritalarının hazırlanmasını, mola verebilecekleri park ve bahçelerin oluşturulmasını, otoparkların kurulmasını bu şehre hizmet etmesi gereken devlet kurumları yapacaktır.

İşte tam bu noktada şehrin kültür ve turizminden kimler sorumluysa onların bu konuya el atmaları beklenir. Kimlerdir bu şehrin kültür ve turizminden sorumlu olanlar, bu şehrin kültür ve turizmini yönetenler.

Cevap vereyim. Herkes. Devletinden özeline, sivil toplum kuruluşuna varıncaya kadar herkes.

Başta bu şehrin milletvekilleri, Valilik, Kaymakamlık, Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Belediyeleri, Üniversitesi, Otel işletmecileri, Tur operatörleri, organizatörler, seyahat acentaları, şehir içi ve şehir dışı ulaştırmadan sorumlu olanlar, sivil toplum kuruluşları ve tabi ki Tekirdağlılar. Ve de aklıma gelmeyenler.

Bir önceki yazılarımda şehrimizin kültür ve turizm şehri olması adına yapılması gerekenlerin yeterli olmamasından ve bu eksiklikte payı olan belediyelerimizin koordinasyonsuzluğundan biraz bahsetmiştim. Evet, yine bunu belirtmeden geçmeyeceğim ancak bu konudaki görev ve sorumluluğun tamamı da sadece belediyelerimizde değildir. Diğer kurum ve kuruluşların da paylarını yadsımamak, görmezden gelmemek gerekir. Eğer yıllar geçmesine rağmen şehrimiz her geçen gün bakımsızlıktan dolayı kültür ve turizm şehri olmayı bir türlü başaramamışsa bunda sadece belediyelerin suçu ve günahı yoktur.

Bu şehir halkı herşeyin en güzelini hak ediyor. Bu şehir halkının son yıllarda en büyük derdi, belediyecilik hizmetlerinin yetersiz olmasının yanında ekonomik olarak geçim kaynaklarının yetersizliğidir. Ticari canlılığın her geçen dönem azalmasıdır. Şehrimizin genç kuşaklarının diğer şehirlere göç etmek zorunda kalmasıdır. İşte bu sorunlara bir nebze dahi olsa çare, kültür ve turizm kaynaklarımızı değerlendirebilmek ve doğru yönetebilmektir. Bu konuyla ilgili görev ve sorumluğu olan herkesin verecekleri her türlü emek ve çaba Tekirdağlılar tarafından takdirle karşılanacak ve hürmetle anılacaktır.

Üstelik ‘Türkiye Turizm Stratejisi-2023 Belgesi’ ne göre ülkemize 2023 yılı itibariyle 60 milyon turist ve 86 milyar dolar dış turizm geliri hedeflenmektedir. Bu hedefi engellemeye yönelik son zamanlarda ülkemiz üzerinde bir takım karalama kampanyalarının yapıldığını, yurtdışı kaynaklı güvensiz ülke profili oluşturma çabalarının olduğunu da biliyoruz. Tüm bu yurt dışı kaynaklı karalama kampanyalarına en güzel cevabı Tekirdağımızdan verebiliriz. Tekirdağımız, ülkemizin yurt dışına gösterebileceği en güzel çerçevelerinden biridir. Öncelikle Tekirdağlılar olarak bunun farkında olmalıyız sonra ülkemiz insanının farkında olmasını sağlamalı ve daha sonra da dünyada farkındalık oluşturmalıyız.

Unutmayalım, turizmin sektörel bazda ülke ekonomilerinin kalkınmasında giderek önemli bir paya sahip olduğu bir dünyada yaşıyoruz, turizm anlamında önemli çekiciliklere sahip olan şehrimiz ölçeğinde yapılacak kültür ve turizm atılımı şehrimize olduğu kadar ülke ekonomisinin kalkınmasına da hizmet edecektir.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI