EY OĞUL!
Hasan Soner Kırkuşu >

EY OĞUL!

16 Nisan Pazar günü neyin oylamasını yapacağız?

‘Parlamenter Sisteme’ devam mı yoksa ‘Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’mi? sorusunun cevabını oylayacağız aslında. Ülkenin gelecekte nasıl yönetileceğini oylayacağız. Ülke olarak bir referanduma daha gideceğiz.

Peki, acaba bu referandum halka yeterince anlatıldı mı, referandum sürecinde halkımız yeterince bilgilendi mi?

Örneğin; anayasa değişiklik teklifinin neler getirip neler götüreceğinin ne kadar farkındayız, önerilen anayasa değişikliğinde cumhurbaşkanının meclisi fesih yetkisi var mı yok mu, cumhurbaşkanına verilen yetkiler federasyon tehlikesini doğuruyor mu doğurmuyor mu, HSYK seçimleri hemen referandumdan sonra mı gerçekleşecek yoksa 2 yıl sonra mı, Cumhurbaşkanı bu referandumdan hemen sonra mı partili cumhurbaşkanı olacak yoksa 2 yıl sonra mı, yasamayı temsil edecek olan meclisimizin yetkileri mi daha fazla yoksa cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulunun yetkileri mi daha fazla olacak?

Bu soruların kaçı hakkında yeterince bilgilendik? Hangisi hakkında aldığımız cevapla ne kadar tatmin olduk?

Vatandaş olarak meydanlarda yapılan konuşmalara baktığımızda, televizyonlardaki parti temsilcilerinin, araştırmacı gazetecilerin söylediklerine kulak kabarttığımızda, gazetelerdeki veya sosyal medyadaki köşe yazarlarına, blog yazarlarına, yorumlara göz attığımızda ağız kavgalarına, hakaretlere, suçlamalara, tehditlere şahit oluyoruz.

Yine zaman zaman arkadaş çevremizdeki konuşmalarda, dost ve akrabalarımız ile yaptığımız istişarelerde birçoğumuzun ne yazık ki, bu referandum sürecinde anayasa değişikliğini değil sanki partileri oylayacağına şahit oluyoruz.

Hatta partileri de aşarak parti genel başkanlarını oylayacak bir halimiz var.

Meselenin özünden neden uzaklaşıyoruz o halde, neden konuşmamız gerekenleri konuşamıyoruz?

Çünkü mitinglerde partilerin icraatları, parti başkanlarının kişilikleri konuşuluyor da ondan. Miting meydanlarında şu veya bu partinin geçmişte neler yaptığı veya yapmadığı, kaç km yol yaptığı, kaç tane köprü veya kaç tane baraj yaptığı, kaç tane okul ve hastane açtığı, geçmişte şu veya bu partinin iktidarı döneminde veya koalisyon ortağı olduğu dönemlerde memur maaşlarının, öğrenci burslarının ne kadar olduğu şimdilerde ise ne kadar olduğu, ithalat ve ihracat rakamlarının geçmişten bugüne ne kadar arttığı veya azaldığı gibi anayasa değişikliği ile hiç ilgisi olmayan bir sürü propagandaya şahit olduk.  Üstelik miting meydanlarında anayasa değişikliği hakkında çok çok çok bilgilendiğimiz! yetmiyormuş  gibi birbirimizi yuhladık, hainlikle damgaladık, ayrıştık, ayrıştırıldık.

Neden bu noktaya geldik acaba?

Sizce, gelinen bu noktada sağlıklı bir referandum süreci geçirdiğimizi söyleyebilir miyiz?

Birçoğumuz 16 Nisan akşamını bekliyoruz. Sonuç ne olursa olsun, 17 Nisan sabahından itibaren bambaşka bir Türkiye’ye uyanacağımız bir gerçek. Evet çıkarsa Hayır cephesindeki, Hayır çıkarsa da Evet cephesindeki partilerin yönetimlerinde büyük bir değişim bekleniyor. Yine aynı şekilde Evet çıkarsa partili cumhurbaşkanı olabilecek kişinin kim olacağı ile ilgili yeni bir sürece girileceğini, 2 yıl sonraki cumhurbaşkanlığı seçimi için adayların kimler olup olmayacağının konuşulmaya başlanacağını, Hayır çıkarsa da erken seçime gidilip gidilmeyeceği tartışmalarının daha ilk günden başlayacağını görür gibiyiz.

17 Nisandan itibaren hayat devam edecek, Türkiye olarak ve Türk insanı olarak bu ülkede hep birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Yine geçim derdine düşeceğiz, yine yorumlar yapmaya devam edeceğiz, yine günübirlik telaşelerin içinde yoğrulup gideceğiz. Dünyada da yeni gelişmeler oldukça aynı şekilde bunlara karşı tavır besleyeceğiz.  Belki çıkan sonuca üzüleceğiz, belki sonuç karşısında şaşırıp kalacağız, belki bütün umutlarımız tükenmiş gibi hissedeceğiz ancak şunu söylemek istiyorum, sonuç ne olursa olsun duygusal tepkiler vermekten uzak durmalıyız. İlk tepkilerimize dikkat etmeliyiz, duygusal refleksler yerine akılcı bir yaklaşım sergilemeliyiz.

Duygusal tepkilerimizi harekete geçirmeye çalışan provokatörler olabileceğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu provokatörlerin bilerek ve kasıtlı olarak abartılı sevinç çığlıkları atacaklarını veya açıklanan sonuca masumca sevinenlere karşı dahi aşırı tepkiler vereceklerini şimdiden akıl etmeliyiz.  Fırsattan istifade ederek birlik ve beraberliğimize büyük yaralar açmaya çalışacaklarını unutmamalıyız.

Parti genel başkanlarının, iktidar veya muhalefetin merkezdeki önde gelenlerinin veya taşra temsilciliklerinin referandum sonrası yapacakları ilk açıklamalara dikkat etmeleri bu açıdan önemlidir.  Birlik ve beraberliğimizi gösterebileceğimiz, yine yeni yeniden ‘Yenikapı Mesajı’nı  verebileceğimiz en güzel ve en doğru zamanlardır böylesi zamanlar.

Keşke sonuçlar açıklandıktan sonra parti genel başkanları, birbirlerini tebrik ederken ve kolkola bir şekilde fotoğraf verebilseler ama böyle bir fotoğraf karesini görebilmek şu an için hayalden öte gitmeyecek gibi görünüyor.  Oysa cümle âleme birlik ve beraberlik mesajı verilecekse işte tam da böylesi günlerde verilmelidir.

Ne diyordu Şeyh Edebali Osman Gazi’ye;

“Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır…”

Referandum sürecinde yaşanan onca yanlışlığa rağmen parti liderlerimizden tek beklentimiz naçizane bu olsa gerek.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı