15 TEMMUZU BİZE YAŞATANLAR KİMLER?
Hasan Soner Kırkuşu >

15 TEMMUZU BİZE YAŞATANLAR KİMLER?

Bu sorunun cevabını bilmeyen var mı… Fetö denilen ve devletin içine yuvalanmış bir grup paralel örgütün 21.yy Türkiye’sine o karanlık geceyi yaşattığını bilmeyen var mı…

Bu konuda milletçe hem fikiriz. Üstelik o gecenin ardından da Fetö denilen paralel örgüt ile kol kola giren Pkk başta olmak üzere türlü türlü şer odaklarının ülke ve millet olarak hepimize beka sorunu yaşattıklarına şahit olduk.

16 Nisan günü gerçekleştirdiğimiz referandum öncesindeki süreçte yapılan propagandalara bakıldığında ‘Evet’çilerin de, ‘Hayır’cıların da bekamız için sandığa gitmemiz gerektiğini söylemeleri bundandır.

O halde bazı sorular sormak gerekiyor,

Bize beka sorunu yaşatan, parlamenter sistem miydi? Yoksa, cemaatlere sıcak bakan ve bu cemaatin adamlarını bir şekilde atama kararnamelerine yazdıranlar mıydı?

Bu cemaat değil miydi 70’li yıllardan itibaren devletin içine sızan, her mevkiye her makama kendi adamlarını yerleştiren. Eğer 70’li yıllardan itibaren bu insanlar devletin köşe başlarında yer tutmuşlar ve buralara yerleştirilmişler ise herhalde tüm bu köşe başı tayinlerin, yerleştirmelerin, sızmaların devletin işleyişini bilip de, atama kararnamesiz olamayacağını bilmeyen de yoktur. Bu tür atamaların nasıl ve ne şekilde olup olamayacağını devletin herhangi bir bürokratik kademesinde olan herkes bilir.

Üstelik adım adım, adeta iğneyle kuyu kazarcasına devletin her bir köşesine sızmayı başaran Fetö’nün gerçekte ne niyette olduğunu zamanında bazı Emniyet Müdürleri, bazı İstihbarat Yetkilileri, Akademisyenler, Araştırmacı gazeteciler, Milletvekilleri sürekli bir şekilde dile getirmemiş miydi, belgelerle ortaya koymaya çalışmamışlar mıydı, bu cemaatin asıl niyetlerini ayyuka çıkarmamışlar mıydı? Evet, hepsi yapılmıştı. Ancak şunu da biliyoruz, tüm bu ikazlar ve uyarılar dikkate alınmamıştı.

Peki neden?

Çünkü bu karşımızda duran kuzu postuna bürünen öyle bir örgüttü ki,  kamunun ve sivil hayatın her kademesine her köşesine öylesine sızmıştı ki kendi niyetlerini ortaya çıkaran veya çıkarmaya çalışanları bir şekilde bertaraf etmekte ustalaşmışlardı. Fetö’nün iç yüzünü ortaya çıkarmaya çalışanlar ya kendilerine hizmet eden basın ve medya aracılığı ile karalanıyordu, ya da devlet içine sızmış elemanları vasıtasıyla dünya kendilerine dar ediliyordu. Üstelik kamunun şemsiyesi altına girmeyi başarmış olan bu örgüt zamanla kazandığı ihalelerle, elde ettikleri teşviklerle, işlettikleri şirketlerle ve holdinglerle ekonomik anlamda giderek güçlenmişti.

Artık tamamen güçlendiklerini düşünen bu örgüt kendisini öylesine bir dev aynasında görmeye başlamıştı ki, devleti tamamen ele geçirmeye çalışmış, toprak altına gömülmüş cephaneler, sahte tapeler, kendi savcılarına klasörler dolusu hazırlattıkları iddianameler ile Türk ordusuna da büyük bir darbe vurmayı başarmıştı. Böylece ordunun en üst kademelerine kadar da sızmıştı.

Bütün bunlar olurken çok ciddi bulgulara dayanılarak,  gerek bazı cumhuriyet savcıları aracılığı ile, gerek kendini sorumlu hisseden vatanperver kamu görevlilerinin hazırladıkları raporlar aracılığı ile gerek ihbar mektupları aracılığı ile gerekse bazı araştırmacı gazeteciler aracılığı ile bu örgütün iç yüzünün defalarca ortaya konulduğunu tekrar hatırlatmak isterim.

Her ne kadar örgütün iç yüzünü ortaya çıkarmaya çalışanlar bir şekilde karalanmışlar ve yok hükmüne getirilmişler ise de en üst kademelere ait atama kararnamelerini imzalayanların, cemaatle ilgili öne sürülen tüm bu iddialara bakarak kararnameleri imzalayıp imzalamamak konusunda yine de temkinli davranması gerekmez miydi?

Bugüne bugün, devletin herhangi bir kamu kurumunun kapısına dahi bir görevli koyacak olsanız veya koridorları temizleyecek bir hizmetli dahi bulmak isteseniz, bu kişinin kim olup olmadığını sorar, soruşturursunuz. Bu kişi kimdir, in midir, cin midir, nedir, ne değildir, daha önce böyle bir işte çalışmış mıdır, güvenilir biri midir az çok araştırır ve buna göre karar verirsiniz. Bu bilgileri alırken, devletin arşiv bilgilerinden de yararlanırsınız, varsa bu kişi ile daha öncesinde çalışmış kişilerin görüşlerinden de yararlanırsınız. Bu türlü bir güvenlik araştırmasından sonra en doğru kişiyi görevlendirmeye çalışır ve işe başlayıp başlamasına karar verirsiniz.

Eğer bütün bu araştırmalarınıza rağmen size yanıltıcı bilgiler verildiğini farketmişseniz, size bu yanlış bilgileri verenleri sorumlu tutar ve bu kişilere size verdikleri yalan, yanlış ve yanıltıcı bilgilerden dolayı hesap sorar, anasından emdikleri sütü burnundan getirirsiniz.

İşte bize 15 Temmuzu yaşatanların, devletin en üst kademelerine, silsile yolu ile Başbakana ve Cumhurbaşkanına yalan ve yanlış bilgiler veren kişiler olduğu, paralel bir yapı oluşturup devleti içeriden işgal etmeye çalıştıkları ortaya çıkmış oldu.

Referandum öncesi Mhp Genel Başkanı Prof. Dr. Devlet Bahçeli’nin bir haber kanalına verdiği röportajda da bu konu dile getirilmiştir. Prof. Dr. Devlet Bahçeli, verdiği röportajda kendi partisinde ve diğer partilerde, hattâ Bakanlık seviyesi dâhil olmak üzere iktidar partisinde karanlık ilişkiler içinde olanların varlığından söz etmiş ve bu kişilerin isimlerini bildiğini ifade etmiştir.

Denilebilir ki, devletin en üst makam ve mevkilerine atanması gereken kişilerin ne kadar güvenilir, ne kadar görevinin ehli bir kişi olup olmadığını Başbakan da tam olarak bilemez, Cumhurbaşkanı da. Bu konudaki temayül nedir peki. Temayül, kararnameleri hazırlayanlara güven duyulması ve bu güvene binaen kararnamelerin altına imza konulması yönündedir. Öyle ya, Başbakan da Cumhurbaşkanı da herkesi en ince teferruatına kadar tanıyıp bilmek durumunda değildir.

Demek ki, yüksek mevki ve makamlara atanmış Fetö’cülerin kararnamelerini hazırlayıp Başbakanın masasına veya Cumhurbaşkanının masasına koyanlar en az Müsteşar en fazla Bakan seviyesinde olmalıdır.

Basında ve medyada yer alan haberlere bakılırsa yakın zamanda bu kişilerin kimler olduğunu öğrenmeye yakınız gibi gözüküyor. Bu kişilerin kimler olduğu ortaya çıkmadan önceki öncü sarsıntılar ve ortaya çıktıktan sonra ise artçı sarsıntıları ne kadar sürer bu da ayrı bir merak konusu olacak gibi görünüyor…


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı