23 NİSAN
Hasan Soner Kırkuşu >

23 NİSAN

Neşe doluyor mu insan?

Çocukların ağladığı bir dünyada, gece yatar uykularından bomba sesleriyle uyandıkları bir dünyada, atılan kimyasal silâhlarla nefeslerinin kesildiği bir dünyada, küçük yaşta babaları yaşında insanlarla evlendirildikleri bir dünyada nasıl neşe dolar insan!

Kendilerini en güvende hissettikleri evlerinde dahi kendilerini güvende hissedemiyorlarsa çocuklar, gözlerinin önünde anneleri ve babalarının cansız bedenlerini görüyorlarsa çocuklar, hâkim diye bildikleri kişilerin kararıyla bir takım gözü dönmüşlerle evlendirilmek zorunda kalıyorlarsa çocuklar, baba diye bildikleri canilerin ar edip söyleyemediğim sapıklıklarına maruz kalıyorlarsa çocuklar, küçücük cansız çocuk bedenleri kumsallara vuruyorsa ne diyebiliriz ki siz söyleyin.

Anne değil insan dahi diyemeyeceğim insana benzer yaratıkların işkencelerine maruz kalıyorlar kimi zaman, kalkan olarak kullanılıyorlar bir takım eylemlerde, kimi zaman ceza indiriminden faydalanır diye silâh tutuşturulup cinayet işlettiriliyor çocuklara, anne babalarının hayallerini gerçekleştirmek için yıllarca çocuk çağlarında çocukluklarını yaşayamıyorlar, dört duvar arasında, yüksek binaların gölgelerinde, ağaca tırmanmadan, hayvanları tanımadan, büyüklerin sohbetlerini dinlemeden büyüyor çocuklar.

Daha neler neler…

Böyle bir dünyada çocuk sahibi olmak da zor. Biz büyüklerin bile yaşarken korktuğu bir dünyada çocuk büyütmeye çalışıyoruz. Kendi çocukluğumuzu hatırladığımızda şimdiki çocuklar mı daha şanslı yoksa biz mi daha şanslıydık tartışılır elbet. Ancak her geçen günün eskisini arattığı, teknolojinin gelişmesine inat insanlığın gerilediği bir dünyada çocuklarımızı elimizden geldiğince tehlikelerden korumaya, güvenli bir ortamda büyütmeye, güvenli bir gelecek için iyi eğitim vermeye çalışıyoruz.

Yaşananlara, yaşadıklarımıza rağmen doğruluğu, dürüstlüğü, erdemli olmayı, çalışıp, alın teri dökmeyi, helâl lokma yemeyi, ahlâklı olmayı, dinini, kitabını, dünyanın ötesine de hazırlanmayı, hakkı hukuku, haksızlığa karşı çıkmayı, kul hakkı yememeyi, yardımlaşmayı, dayanışmayı, sevgiyi ve saygıyı, vatanına, milletine ve bayrağına sahip çıkmayı öğretiyoruz, bu bilinci kazandırmaya, bu şuuru vermeye çalışıyoruz.

Onlara daha yaşanılır bir dünya bırakmaya çalışıyoruz, insanca yaşayabilecekleri bir dünya. Her renkten, her düşünceden, her inançtan insanın, hep birlikte özgürce yaşayabilecekleri bir dünya.

Acaba, insanlığın milyonlarca yıldır yapamadığını mı yapmaya çalışıyoruz bilinmez ama yine de yaşanan tüm kötülüklere, tüm kötü gidişata rağmen bunu yapmaya çalışıyoruz.

Her 23 Nisan geldiğinde, Ata’mızın bize hediye ettiği Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günü geldiğinde çocukların ne kadar masum, ne kadar naif olduklarını gördüğümüzde, onca yaşanana rağmen, çocukluklarını yaşayamamalarına rağmen çocuk kalabildiklerini gördüğümüzde Yaşasın 23 Nisan! demeden edemiyoruz. İyi ki Ata’mız bu günü çocuklara armağan etmiş.

Ulusal egemenliğimizi hangi zor şartlar altında elde ettiğimizi bize hatırlatan bu kutlu gün ancak çocuklara armağan edilseydi bu kadar değer kazanırdı. Bu anlamlı gün ancak çocukların neşe dolu çığlıklarıyla daha anlamlı hale gelebilirdi. Çünkü egemen olmak için çocukların sevinç çığlıklarına ihtiyacımız var. Bu topraklarda Türk Milleti olarak var olabilmek, Türk Milleti olarak kalabilmek için çocukların gözlerinde umut ışıklarını görmeye ihtiyacımız var. Çünkü çocuklar ulusal egemenliğimizi hissettiğimiz bu vatan topraklarında açan rengârenk çiçeklerdir. Kararmaya yüz tutmuş dünyamızı aydınlatan kandiller misâlidir.

Umut ışıklarımız olan çocuklarımıza daha güzel, daha müreffeh, kendi vatanlarında hür ve bağımsız bir gelecek sunabilmek, çocukluklarını doyasıya yaşayacakları bir dünya bırakabilmek ümidiyle yine de yaşasın 23 Nisan…


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı