YİNE YENİ BİR SINAV
Hasan Soner Kırkuşu >

YİNE YENİ BİR SINAV

Yine yeni yeniden bir sınav süreci, ülke çapında Temel Eğitim 2.kademe 8.sınıf öğrencilerimizin girecekleri TEOG olarak kısaltılan ve ‘Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı’ adı verilen sınav geldi çattı.

8.sınıf öğrencilerimizin 26-27 Nisan günlerinde girecekleri bu sınavlarda alacakları puanlar ile gelecekleri bir anlamda belirlenmiş olacak. Öğrencilerimizin 1.yarıyılda Kasım ayında girmiş oldukları 1.TEOG’da aldıkları puanlara şimdi girecekleri 2.TEOG puanları da eklenecek daha sonra bu ortalama puana diploma puanları da eklenerek 500 üzerinden yerleştirme puanları hesaplanacak. Ardından tercih dönemlerinde okul tercihlerini yaparak 14 yaş seviyesine gelmiş olan ve genç olma arefesindeki çocuklarımızın ortaöğretimlerine hangi okullarda devam edecekleri belirlenmiş olacak.

Öğrencilerimizin ve velilerinin genelinin hedefi Fen Liselerinden, Sosyal Bilimler Liselerinden veya iyi Anadolu Liselerinden birine kayıt yaptırabilmek. Eğer bunlar olmazsa Anadolu Meslek Liseleri tercihler arasında düşünülecek, eğer bu da olmazsa yani öğrenci hiçbir tercihine yerleştirilemezse Millî Eğitim Müdürlüklerinin belirleyecekleri liselerden birinde yani ortaöğretim okullarından birinde öğrenciler eğitim hayatlarına devam edecek.

Peki öğrencilerin geleceklerinin belirleneceği bu sınav öncesinde, öğrenciler ne gibi bir hazırlık döneminden geçtiler?

Bu sorunun yanıtı öğrencilerin bulundukları yerleşim yerine, okudukları okullara, ailesinin sosyo-ekonomik durumuna ve elbette öğrencinin kendi kişisel gayretine göre değişiklik göstermektedir.

Yerleşim yerinden başlamak gerekirse. Eğer bir öğrencinin bulunduğu yerleşim yeri köy ise sınava hazırlık döneminde bir takım dezavantajlara tanık olacak demektir. Köylerde okuyan öğrencilerimizin bazı branş öğretmenlerinin eksikliğinden tutalım da, öğretmenlerin bir kısmının ücretli öğretmen olması, ücretli çalışan öğretmenlerin bir kısmının KPSS yaklaştığı zaman sınava hazırlanmak bahanesiyle öğrencileri yüzüstü bırakıp gitmeleri ( bu arada işini layıkıyla yapan ve bir çok kadrolu öğretmene taş çıkartan ücretli öğretmenleri tenzih ettiğimi bilmenizi isterim) öğrencilerin köy ortamlarında sınavlara hazırlanmak için yardımcı kaynaklara hemen ulaşamamaları gibi dezavantajlardan bahsetmek gerekir. Bu dezavantajların büyük bir kısmı ilçe veya şehir merkezlerinde yaşanmamaktadır, yaşanıyor olsa da minimal düzeydedir. Dolayısıyla köydeki bir öğrenci ile ilçe veya şehir merkezindeki bir öğrencinin bu sınava hazırlanırken eşit şartlarda girmediği ortadadır.

Öğrencinin okuduğu okula göre düşünüldüğünde ise adrese dayalı kayıt sisteminden dolayı evine en yakın okulda eğitimlerine devam eden bazı öğrenciler fiziki yetersizlikleri, iç donanımları ve personeli yetersiz okullarda okumak zorunda kalabiliyorken, bazı öğrenciler ise adeta dört ayak üzerine düşüp oturdukları semtin hem fiziki kapasitesi, hem iç donanımı hem de personel bakımından en avantajlı, en prestijli okullarında okuyarak sınava hazırlık dönemlerinde daha avantajlı olabiliyorlar.

Ailelerin sosyo-ekonomik düzeylerinin de ülke düzeyinde büyük farklılıklar göstermesi, ülke çapında ortak olarak yapılan bu tür sınavlarda bazı öğrencilerin lehine olurken bazı öğrencilerin ise aleyhine olmaktadır. Ailesinin ekonomik geliri yetersiz durumdaki öğrencinin yardımcı kaynaklar satın alması, özel dersler alması, etüt merkezlerine yazılıp buralardan da destek alması oldukça zordur. Okullarda açılan ‘Destekleme ve Yetiştirme Kursları’ her ne kadar varsa da yine de ekonomik gelirleri yeterli olan 8.sınıf öğrencilerinin birçoğu ek bir takım destekler alarak, ekonomik gelirleri yetersiz durumdaki yaşıtlarına göre daha avantajlı duruma gelebilmektedirler.  

Bütün bu dezavantajlara rağmen ‘okuyacak olan çocuk hangi şartlarda olursa olsun okur, yeter ki içinde okumak olsun’ denilebilir. Evet, okur. Böyle öğrenciler gerçekten hangi dezavantajlı durumda olurlarsa olsunlar bir şekilde başarılı olabilirler. Ancak böyle bir yaklaşım yine de dezavantajlı öğrencilerimizi kaderlerine terk etmekle eşdeğerdir ve çok acımasız bir yaklaşımdır.

Ülke genelinde eğitimdeki fırsat eşitsizliği devam ettiği müddetçe TEOG gibi yine ülke genelinde ortak yapılan sınavlarda onbinlerce belki de yüzbinlerce öğrenci mağdur olmaktadır. Bu durum adeta kapitalist sistemin acımasız sonucunda olduğu gibi para parayı kazandırır anlayışına benzemektedir. Avantajlar içinde doğmuş ve büyümüş çocuklarımız yine hayatlarına avantajlı olarak devam etmektedirler, diğerleri ise kaderlerine bırakılmaktadırlar.

Neticede, herkes kaderini yaşamaktadır ancak Allah, bizlere de bir akıl vermiştir. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, nerelerde hata var, nelerde eksiklikler var olduğunu bilebiliriz. Daha sonra da bu eksiklikleri ve hataları giderme adına ciddi adımlar atabiliriz.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki eğitim sistemimizin eksikliklerine, okullarımızdaki fiziki yetersizliklere, maddi yetersizliklere, personel yetersizliklerine, ailelerin farklı sosyo-ekonomik düzeylerinden kaynaklanan dezavantajlara rağmen öğretmenlerimiz ellerinden gelen tüm gayreti sarfederek bütün bu dezavantajları en aza indirmeye çalışmaktadır ve bu dezavantajlardan öğrencilerin etkilenmemesi için ellerinden geleni yapmaktadır. Kimi zaman haksız şikâyetlere maruz bırakılmaktadırlar, kimi zaman soruşturmalara tabi tutulmaktadırlar, kimi zaman veliler tarafından darba uğramaktadırlar ama ne olursa olsun öğretmenlerimiz bütün bu olumsuzluklara rağmen öğrencilerin gözlerindeki ışıltıyı görerek, ülkemizin geleceği adına mesleklerini icra etmeye devam etmektedirler.

Ancak bütün yükü başta öğretmenlerin, sonra okul idarelerinin daha sonra da ilçe ve il milli eğitim müdürlüklerinin sırtına atmakla eğitimdeki fırsat eşitsizliklerinin önüne geçmek mümkün görünmemektedir.

Öncelikle ülke çapında Millî Eğitim Politikalarımızı revize etmekle işe başlamalıyız, revize ettiğimiz eğitim politikamızın temeline ise her öğrencinin bir birey olarak değerli olduğu anlayışından hareketle, öğrencilerin her birinin kişilik özelliklerine, ilgi, istidat ve yeteneklerine uygun bir şekilde eğitim ve öğretim görebilecekleri bir eğitim modelini yerleştirmeliyiz. Öğrencilerin adeta at yarışında yarışır gibi birbirleriyle yarışan değil kendi yeteneklerini keşfetmelerine zemin hazırlayan, kendilerini tanımalarına ve geliştirmelerine imkân sağlayan, engelli veya engelsiz tüm öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini önemseyen, buradan hareketle eğitim süreçlerini yönlendiren bir modeli benimsemeliyiz. Sınavlara yetiştiren değil insan yetiştiren bir eğitim sistemimizin olması için her türlü önlemi almalıyız. Bu ülke içinde doğup büyüyen herkesi ama herkesi değerli görmeli, bireylerin kendisini zenginleştirmesine fırsat tanınmalı, her bireyi aynı zamanda bu ülkenin kalkınması ve muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkması için en önemli zenginlik kaynağı olarak görmeliyiz.

Gelecekte her şeyin daha iyi olacağına olan inancımızla, yine de şu an için herşeye rağmen tüm öğrencilerimize başarılar diliyor, bütün beklentilerinin gönüllerince olmasını temenni ediyoruz. 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı