izmir escort bayan
bursa escort
AKPM'NİN KARARI
Hasan Soner Kırkuşu >

AKPM'NİN KARARI

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), 25 Nisan 2017 Salı günü açıkladığı kararla Türkiye'nin bir zamanlar 2004’te çıktığı denetim sürecine, tekrar girdiğini açıkladı. Karar, 45'e karşı 113 oyla kabul edildi, 12 parlamenterse çekimser kaldı. AKPM’nin Türkiye'yi siyasî ve hukukî anlamda izleme kararı alması bizim açımızdan ne kadar değer ifade ediyor? Buna verilen ve verilmeye devam edecek olan cevaplara bakıyoruz ve dikkatle takip ediyoruz.

AKPM'nin açıklaması yapılır yapılmaz iktidar ve iktidar yanlısı bir kısım STK, basın ve medya kuruluşu, köşe yazarı, akademisyen,  emekli bürokrat ve vatandaşımız rahatsızlıklarını dile getirerek, Avrupa ile olan ilişkilerimizin tekrar masaya yatırılması gerektiğine varan değerlendirmelerde bulunmuştur. Parlamenterler Meclisi'nin eksik ve yanlış bilgilendirmeler ışığında böyle bir açıklamada bulunduğu, Türkiye'nin kasıtlı ve bilinçli olarak yalnızlaştırılmaya çalışıldığına dair yorumlar yapılmıştır.

Dışişleri Bakanlığımız, AKPM ile olan ilişkilerimizin gözden geçirileceğini deklare etti, Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’e göre ise hem AKPM hem de Avrupa Parlamentosu sadece eleştirel bir yaklaşım üretiyorlar ve tarihi bir hata işliyorlar.  Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın'ın attığı tweet’e bakılırsa bu karar, Türkiye'yi karalamaya çalışanların siyasî operasyonudur. Mhp ise AKPM'nin kararını temelsiz ve yok hükmünde görmeyi tercih etmektedir.

AKPM'de onaylanan karar ile ne denilmek, Türkiye’ye hangi mesaj verilmek isteniyor peki?

Açıklanan karara bakılırsa,  Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerinin daha sağlıklı yürümesi için bazı öneriler getirilmektedir. Yine rapora göz gezdirilirse Türkiye'de 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminden sonra ilan edilen ve üç kez uzatılan OHAL sürecinde alınan kararlar ve uygulamalar eleştiriliyor.

Başka neler göze çarpıyor raporda. Özetlemek gerekirse;

 

  • Türkiye’de demokratik kurumların Avrupa standartlarında işlemediği, standart demokratik uygulamalardaki işleyişin bozulduğu,
  • Türk hükümetinin OHAL altında Türk Anayasası ve uluslararası hukuk kurallarının ötesine geçerek “orantısız” önlemler aldığı,
  • Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile on binlerce devlet memurunun işine son verildiği,
  • Yargının bağımsız olmadığı, 
  • İfade ve medya özgürlüğü ile ilgili olarak gazetecilerin tutuklanması ve muhalif gazetecilere yönelik baskının “demokratik bir toplumda kabul edilemez” olduğu,
  • 154 parlamenterin dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ve bu kapsamda çok sayıda milletvekilinin tutuklanmasıyla Türkiye'de meclisin işleyişinin baltalandığı böylece demokratik tartışmaların kısıtlandığı gibi bir takım başlıklar.

 

Bu başlıklara yukarıda da değindiğim şekilde kendi içimizde millî bir hassasiyet ile yaklaşıp tamamen karşı çıkanlar mevcut olduğu gibi bu başlıkların içeriklerinin boş olmadığı ve dikkate alınması gerektiği yönünde de görüş bildirenlerimiz mevcuttur.

 

Öncelikle millî bir hassasiyet gösterilmesini anlamak bizim açımızdan mümkündür. Çünkü ülkemiz ve milletimiz çok ağır dönemlerden geçmiş ve geçmeye devam etmektedir. Meclisimiz bir darbe girişimi neticesinde bombalanmış, millî iradeye meydan okunmuştur. Bu kabul edilemez gelişmelerden sonra Türkiye’de şu anda yaşananları bir noktaya kadar anlamak mümkündür.

 

Ancak şu da var ki, AKPM’nin Türkiye hakkında açtığı başlık içeriklerinin ne zaman sonlanacağına dair de Türk kamuoyunda bir belirsizlik ve endişe vardır. Bu endişenin varlığı ise bizi kaosa sürüklemek isteyenler için bir malzeme olarak kullanılmaktadır.

 

Nitekim Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın, Anayasa Mahkemesi’nin 55. kuruluş yıldönümü töreninde yaptığı konuşma sırasında verdiği şu rakamlar çarpıcıdır; Zühtü Arslan’ın verdiği bilgiye göre; ”2016 yılında 15 Temmuz'a kadar yapılan bireysel başvuru sayısı 12 bin 712 iken yılın kalan 5,5 ayında 68 bin 44 başvuru yapılmıştır. 2017 yılının ilk aylarında da olağan dönemdeki sayıların üzerinde başvuru gelmeye devam etmiştir. Şu anda, Anayasa Mahkemesi’nin önünde tam 101 bin 557 derdest başvuru bulunmaktadır. Bu sayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 47 ülkeden yapılan toplam başvuru sayısından çok daha fazladır”. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın verdiği bu rakamlar AKPM’nin Türkiye hakkındaki kararlarını bir anlamda destekler niteliktedir.

 

Açıklanan karara karşı verilen tepkileri her ne kadar akıl ve mantık süzgecinden geçirmeye çalışırsak çalışalım yine Türk Milleti olarak ağırlıklı bir biçimde duygusal tepkiler vermekten yanayız. Oysa bu türlü konularda daha diplomatik bir tavır takınmalı, vereceğimiz cevaplar ile bu başlıkları savunanları haklı çıkarmamalıyız. Kendi kendimizi de sorgulamalıyız.

 

Örneğin Dışişleri Bakanlığımız her ne kadar AKPM ile olan ilişkilerimizin gözden geçirileceğini açıklamışsa da ‘buna rağmen, Türkiye’nin demokratik, standartlara, insan haklarına ve bu alandaki uluslararası yükümlülüklerine bağlılığından ödün vermeden vatandaşların hak ve özgürlüklerini geliştirme konusundaki kararlılığını sürdüreceği’ şeklinde çok yerinde bir açıklama yapmıştır.

 

Vatandaşımızın endişeleri de göz önüne alınarak, yaşanan bu sürecin en kısa sürede sonlandırılması hepimizin yararına olacaktır. Sınırımızda konumlandırılmak istenen yeni oluşumların da farkında olarak iç çekişmelere sebep olabilecek her türlü haksızlığa ve hukuksuzluğa dur demeliyiz. Çünkü bu iç çekişmelerden nemalanabilecek fırsatçılar olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız. Millî çıkarlarımızı da göz ardı etmeden, hukuk zemininden uzaklaşmadan, hukuksuzluklara fırsat vermeden yolumuza devam etmeli, medenî dünyadan ayrılmamalıyız. 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI