SATHI MÜDAFAA
Hasan Soner Kırkuşu >

SATHI MÜDAFAA

Türk millî kültürünün ortaya koyduğu ‘Türk Hoşgörü Anlayışı’ ile Batı kültürünün ortaya koyduğu ‘Batı Hoşgörü Anlayışı’ arasındaki farklılık doğu dünyasında etkisini hissettirmiş, bu görüş farklılığının siyaseten yansıması kimi zaman ‘Türk İstiklâl Harbi’nde olduğu gibi kendi millî benliğini koruma refleksi olarak belirmiş kimi zaman ise Osmanlı’ya karşı ihanet eden ‘Arap Milli Direniş Hareketi’nde olduğu gibi bilerek ya da bilmeyerek küresel modern sömürgeci düzene hizmet eder bir biçimde destek görmüştür.

Ne şekilde olursa olsun şu anda özellikle bulunduğumuz coğrafyada doğu ve batı medeniyetlerini temsil eden fay hatlarında enerji birikimi söz konusudur. Çünkü doğu dünyasında bir zamanlar destek verilen ‘Batı Hoşgörü Anlayışı’nın doğunun özellikle kültürel alt yapısına tamamen zarar verdiği, uyum göstermediği, doku uyuşmazlığına sebebiyet verdiği ortaya çıkmıştır.

Doğu dünyasının en önemli kültürlerinden biri olan Türk Millî Kültüründe hoşgörü erdemi, toplumcu ve devletçi bakış açısının mayası konumundadır. Bizde hoşgörü denildiğinde farklı din, dil, ırk ve mezheplerin ‘birlikten kuvvet doğar’ anlayışı çerçevesinde hepsine adaletle yaklaşımı olarak algılanır. Bu farklılıklar bir bütünün içindeki sosyal ve kültürel hayatta devletlerin ve toplumların gücüne güç katan, maddi ve manevi zenginlikler olarak görülür. İşte bu nedenle kültürel zenginlik olarak gördüğümüz bu farklılıklar üst bir kimlik altında korumaya alınmış, farklılıklara saygı gösterilmiş, özgürce yaşamalarına ortam sağlanmıştır.

Ancak gelinen yüzyılda en büyük açmaz kapitalist dünya düzeninin doğu dünyası tarafından da ekonomik gelişmişliğe ulaşmak için kabul görmesi sorunudur. Batının kapital sistemin versiyonu olan serbest piyasa şartları her ne kadar esnek ve dinamik bir ekonomi işleyiş modelini öngörmüş ve böylece toplumsal gelişmeyi sağlamış ise de bunun doğudaki yansıması, kültürel anlamda, yıkıcı etkiler şeklinde olmuştur. Çünkü batının kapital serbest piyasa ekonomisi onların kültürel altyapısının bir tezahürü iken ve onlara uyumlu iken, bizim dünyamızın gerçekleriyle bir noktaya kadar uyumlu olmuş ancak günümüze gelindiğinde artık kültürel uyuşmazlıklar ortaya çıkmaya başlamıştır.

Batı kültürünün hoşgörü anlayışı ve onun ekonomik versiyonu olan serbest piyasa ekonomik modeli ikisi birlikte ‘Bölünerek Çoğalmayı’ da hoşgörüyle karşılamamızı bize dayatmaktadır. Bu kültürel uyuşmazlık bizim coğrafyamızda klasik milliyetçilik anlayışımızda sorgulamalar yapmamıza neden olmaktadır. Ancak şu da var ki, esasen doğu dünyasında yaşananlara yine doğu dünyasının kendisi zemin hazırlamaktadır. Doğu dünyası batının bütün unsurlarını taklit ederek adeta mücadeleyi kendi sahasına çekmiş ve bunu kabullenmiş durumdadır.

Batı dünyasının iştahı kabaran sermayedarları ile birlikte onlara ortak olma niyetindeki doğu sermayedarları küreselleşen dünyada kendilerine yeni yerler açabilmek için ‘bölünerek çoğalma’ yaklaşımına destek olmaya devam etmektedirler. Batının bu yaklaşımı baskılamasına karşın Doğunun ‘birlikten kuvvet doğar’ yaklaşımı ile direnç göstermesi hoşgörü adını verebileceğimiz fay üzerinde enerji birikimine neden olmaktadır. Bu enerjinin açığa çıkması ya bu fayın esnemesiyle ya da tamamen kırılmasıyla sonuçlanacaktır.

Fakat karşılıklı bu baskılama ve direnç ne şekilde neticelenirse neticelensin değişim ve dönüşüm doğu dünyasında olacaktır. Çünkü bu mücadele her şeyden önce yarı sahanın doğu tarafında kabullenilmiştir. Doğu dünyası yeni dünya düzenine ya ayak uyduracaktır ya da alternatif bir çıkış yapacaktır.

Alternatif ise ancak üst bir kimlik oluşturmaktan geçmektedir. Bu öyle bir üst kimlik olmalıdır ki, doğunun bütün değerlerini azami ölçüde özünde birleştirmelidir. Böylece hem hak ve özgürlüklerin önü açılmalı ama aynı zamanda ‘birlikten kuvvet doğar’ anlayışı içinde olunmalıdır. Doğu dünyasını büyük bir şemsiye altında toplayacak olan yapının hem siyasî, hukukî, sosyal ve iktisadî yönü olmalıdır.

Bu alternatif belki batının ekonomik modeline benzer bir alternatif olacaktır ancak kendi dünyamızdan, kendi kültürümüzden türeyecektir.

Elbette biz de, batı gibi dışa açık, ihracatı destekleyen bir ekonomik modeli benimsemeliyiz, özel girişimciliği desteklemeli, işletmelerde Arge’lere ve inovasyonlara destek olunmalı, yabancı ülke pazarlarındaki müşterilerin taleplerine uygun üretimleri desteklemeli böylece dünyadaki sermaye akışını kendi lehimize çevirmeliyiz.

Kültür alt yapımızı gözden geçirmeliyiz revize edilmesi gereken yönlerimizi revize etmeliyiz. Çağa ayak uydurmalı daha girişken daha yenilikçi daha küresel düşünen olmalı ancak bütün bunları yaparken farklılık oluşturmalıyız. Aksi hale zaten yarı saha geçilmiş, ceza sahasına girilmiştir. Vatan (yahut) Silistre anlayışı ile hattı müdafaadan çıkıp sathı müdafaaya geçmek için dünya beşten büyüktür demekte ısrar etmeliyiz. Gerekirse biz kendi beşimizi oluşturmalıyız.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
CHP'DEN İSTİFA ETTİ.  AK PARTİYE GEÇTİ
CHP'DEN İSTİFA ETTİ. AK PARTİYE GEÇTİ