izmir escort bayan
bursa escort
İLGİNÇ BİR YURTDIŞI ZİYARET SERİSİ
Hasan Soner Kırkuşu >

İLGİNÇ BİR YURTDIŞI ZİYARET SERİSİ

Geçen hafta Abd Başkanı Trump'ın bir dizi yurt dışı ziyaretini basından takip ettik. Trump'ın bu ziyaret serisi, onun aynı zamanda ilk yurtdışı ziyaretleri serisi idi. 


Hepimizin gözü önünde Trump'ın, kendi ülkesine girişlerde Irak, Suriye, İran, Sudan, Libya, Somali ve Yemen gibi   yedi müslüman ülkeye karşı vize yasağı getirmiş bir lider olmasına karşın ilk yurt dışı gezisine üstelik de Amerika tarihinde bir ilk olacak bir şekilde Suudi Arabistan'dan başlamış olması son derece manidar karşılandı.

 
Arabistan ziyareti sırasında Arap İslami Amerikan Zirvesi'nde konuşan Trump, nüfusunun çoğunluğu müslüman olan ülkelerin temsilcilerine genellikle terörizmle mücadele ile ilgili mesajlar verdi. Bu mücadelede tüm İslâm ülkelerinden destek istedi ve İran rejimini, küresel terörizme öncülük etmekle suçlayarak gelecekte neler yaşanabileceğine dair ipuçlarını vermiş oldu.


Abd başkanının bu ziyareti sırasında daha da ilginç olaylara şahit olduk. Tüm dünya basınının objektifleri önünde Abd Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dünya küresinin üzerine aynı anda ellerini koyarak poz verdiler ve Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele Merkezi'nin açılışını yaptılar. 


Arabistan'da Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele Merkezi'nin açılmış olması,   bu merkezin ise uluslararası radikal düşüncelerin yayılmasını engellemeye yönelik bir merkez olma özelliğine sahip olması ne büyük bir ironiyi bir arada barındırıyor ve bu yönüyle ne kadar ilginç değil mi? 


İroni amaçlanan radikalizm ile mücadelede değil elbet, ironinin kendisi bu uğurda dünya küresinin üzerine el koyan liderlerin kişilik yapılarında ve onların temsil ettikleri dünya görüşlerinde yatıyor.


Abd Başkanı Donald Trump ve radikalizm ile mücadelenin yan yana geldiğini düşünebiliyor musunuz? Başkanlık yarışındaki söylemlerinin ardından başkan seçilir seçilmez terörle mücadele adına bazı İslam ülkelerinin tüm vatandaşlarına vize yasağı getiren sanki kendisi değilmiş gibi, gerçekçilikle hiç ilgisi olmayan Meksika sınırına duvar örme düşüncesinin sahibi sanki kendisi değilmiş gibi bir de kalkmış 'Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele ' den bahsediyor ve bununla ilgili olarak ilk yurt dışı ziyaretini bir müslüman ülkesine yapıyor. Üstelik bu müslüman ülke alelade bir müslüman ülkesi de değil, tüm dünya müslümanlarının kıblegâhı olarak bilinen Mekke'nin sahibi olan Kutsal Toprakların bulunduğu Suudi Arabistan. 


Dünya küresinin üzerine el koyarak 'Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele'ye adeta söz vermiş olan diğer ülke Suudi Arabistan'a bakıyorsunuz yine ne diyeceğinizi bilemiyorsunuz. 2014'ten itibaren Bangladeş, Pakistan, Myanmar ve Çad'lı kadınlarla evlenmenin yasaklandığı bir ülkeden bahsediyoruz, kadınların araba kullanmalarının yasaklandığı, kadınların banka hesabı açmalarının yasaklandığı, mahremsiz ev dışına çıkmalarının yasaklandığı, sinema ve tiyatronun yasak olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Yasaklar, yasaklar ve yasakların olduğu bir ülkeden...


Kürede eli olan diğer lider Sisi ise tam bir muamma. Mısır'da seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı  olan Muhammed Mursi'ye karşı askeri bir darbeyle isyanları örgütleyen ve tüm dünyanın gözü önünde binlerce kişinin ölümüne neden olarak yönetime el koyan darbeci Sisi'yi görüyoruz kürede eli olanlar arasında.

 
Sonra kalkmış bu üç lider neymiş efendim 'Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele Merkezi' adı altında bir merkez kurmuşlar ve uluslararası radikal düşüncelerle mücadele edececeklermiş. 


Esasen onların bir araya gelmesi dünyadaki yerleşik statükonun korunması düşüncesinden başka bir şey değildir. Dünya küresi üzerine birbirinden ilginç bu üç liderin aynı anda el koymuş olması dünyanın nasıl bir statükoyla karşı karşıya olduğunun bir tezahüründen başka bir şey değildir. 


18.yy'dan itibaren tüm dünyayı sarıp sarmalamış olan insan hak ve özgürlükleri mücadelesi hala devam ederken ve günümüzün yaşanan tüm sorunlarının temelinde aslında bu mücadele yatmakta iken, kendi ülkelerindeki uygulamalarıyla statükodan yana olduklarını, demokrat olmadıklarını anladığımız, yasaklarla ve yasaklamalarla gündemde olan bu liderlerin sanki barıştan ve özgürlüklerden yanaymış gibi bir görüntü vermeye çalışmaları işte tam bu nedenle son zamanların en büyük ironisi ve kara mizah örneğidir. 


Trump'ın 380 milyar dolarlık ticari antlaşmalar ile ayrıldığı Suudi Arabistan'dan sonraki ziyaretinin ise İsrail olması bizi hiç şaşırtmadı. 


Şaşırtmadı çünkü ziyaret etmeden geçmesi zaten beklenemezdi, ne de olsa Abd'nin Ortadoğu'daki en sadık stratejik ortağının İsrail olduğunu bilmeyen yok. Üstelik Abd ve İsrail birbirlerinin neredeyse varlık nedeni sayılır. Burada verilen mesaj ise beklenen mesajdı yani İran tehlikesi. İran'ın uluslararası nükleer tehdit olması her ikisininde ortak açıklamalarında yer aldı.


İsrail ile görüşen Trump'tan ilginç bir ziyaret daha gerçekleşti. Filistin lideri Mahmud Abbas ile görüşen Trump'ın bu ziyaret sırasında ise yine barıştan ve barış kültüründen yana olduğu, İsrail ile Filistin arasında dostluk köprüleri kurmaya çalışacağı mesajını vermesi, bu amaçla Suudi Arabistan ile beraber hareket edeceğini söylemesi de bir o kadar dikkat çekti.

 
Tüm bunlardan sonra Trump'ın Brüksel'deki Nato Zirvesi'ne gitmeden önceki son durağı ise İtalya idi. İtalya'da öncelikle Vatikan'a uğrayan ve burada Papa Francis ile görüşen Trump hem Papa ile yaptığı görüşmede hem de Nato Zirvesinde sürekli olarak barış mesajını vermiş oldu. 


Dikkat edilirse, neredeyse her gittiği yerde barış mesajları veren Trump'ın tek hedefinde ise İran'ın olması yakın gelecekte İran'a gerçekleştirilecek bir saldırı ihtimalinin olabileceği şeklinde yorumlanıyor. Eğer böyle bir gelişme olursa Türkiye'yi yine çıkmaz sokaklarda görebiliriz, atılacak ciddi adımlar, verilecek ciddi kararlar dönemi yine bizi bekliyor.


Çünkü Abd'nin gözünde şimdiye kadar terörle mücadelede hedef ülke olarak gördüğü ülkeler Katar, Suudi Arabistan ve İran'dı. Suudi Arabistan ile ilişkilerini düzeltmiş gibi görünen Abd'nin muhtemel hedefleri arasında şu anda Katar ve İran görünmektedir. 


Her ne kadar uluslararası mücadele merkezini Ortadoğu'dan Pasifiğe kaydırmış bir Amerika varsa da karşımızda, Amerika'nın dünyadaki ve Ortadoğu'daki en büyük stratejik ortağının İsrail ve siyonizm olması hasebiyle yine de Ortadoğu'yu boş bırakmayacağı aşikardır. Türkiye'yi işte bu açıdan yine önemli kararların verilmesi gereken bir dönem beklemektedir. Bu gelişmelerin iç siyasette de yansımaları olacaktır elbet, öncelikle yaşanan ve yaşanması muhtemel gelişmelerin önümüzdeki günlerde açıklanması beklenen yeni hükûmetin kuruluşunda dahi etki edebileceğini düşünüyorum. Bekleyip  göreceğiz.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI