YENİ CEVAPLAR ve YENİ SORULAR
Hasan Soner Kırkuşu >

YENİ CEVAPLAR ve YENİ SORULAR

Dün itibariyle Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın, 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'nun 10 sorusuna verdiği  ve hepimizin merakla beklediği cevaplar gündemdeydi. Merakla okudum, satır aralarında herkes gibi birşeyler bulmaya çalıştım.

Belki de olması gerekenden daha fazla birşeyler bekliyordum ancak nafile. Çünkü bu komisyon herşeyden önce bir araştırma komisyonuydu, bir soruşturma komisyonu değil. Ancak sayın Akar'ın verdiği cevapları gözden geçirdiğimde sanki bir araştırmaya yardımcı olan değil soruşturmadaymış gibi bir hava hissettim. Dolayısıyla cevapları okuduğumda sanki beklentim boşa çıktı.

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar , cevap mektubunun daha başında
 '..tarafıma tevcih edilen sorular için gerekli cevaplar savcılık ifademde mevcut olmakla birlikte, komisyonunuzca yöneltilen soruları bir kez daha aşağıda cevaplarken..' diye bir ifade kullanmış, böylece sanki haydi sizi de kırmayayım gibisinden bir intiba oluşturmuş görünüyor. 1.sorudan 10. soruya kadar  üstelik bazı sorulara da cevap vermeyip, bir önceki cevaplara gönderme yaparak kendisine yöneltilen soruları sanki geçiştirmiş gibi görünüyor.

Anlaşılıyor ki, sayın Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, bu soruların benzerine savcılık tarafından da muhatap olmuş ve bu mektuptaki cevapların yine benzereni savcılığa da iletmiş. 

Verilen cevap mektubunda da anlaşılacağı üzere 15 Temmuz gecesi yaşananlar hakkındaki ilk istihbarat bir Kara Pilot Binbaşısının bizzat MİT Müsteşarlığı'na giderek 'Hakan Fidan'ın alınacağına' dair bir bilgiden ibaret. (saat 14.20 civarı)

Genelkurmay Başkanı'nın araştırma komisyonuna verdiği 1.cevabındaki açıklamalarıyla birlikte, bu istihbaratın Genelkurmaya ulaştırılmasından itibaren (saat 16.30 civarı), yapılması muhtemel girişimin her ne kadar MİT'e yönelik olarak gözükse de daha önceki duyumlardan da hareketle işin içinde başka büyük bir planın olabileceğinden endişe edilerek istihbaratın ciddiye alındığını, buna yönelik de gerekli tedbirlerin alınmaya başlandığını anlamış bulunuyoruz. (saat 18.00 civarı)

Mektupta dikkat çeken bir husus henüz daha darbe kalkışması başlamamışken MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın konuyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanı'nı bilgilendirmek istemesi ve  bu nedenle Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü ile bir telefon görüşme yapmış olması (saat 20.00 civarı). Böylece  Sayın Cumhurbaşkanı'nın kendisine olmasa bile makamına konuyla ilgili ilk bilgi verenin MİT Müsteşarı olduğunu yine mektuptaki cevaptan anlamış bulunuyoruz.

Bu arada biz şunu biliyoruz ki, saat 21.30 civarında darbe kalkışmasının ilk silah sesleri Ankara'da duyuluyorken, İstanbul Beylerbeyi'nde askeri araçların sivil araçların önü kesilmeye başlanıyor.

Yine şunu hatırlayalım darbe kalkışmasının gerçekleşmesinden beş gün sonra el-Cezire kanalına röportaj veren sayın Cumhurbaşkanı darbe girişimi haberini eniştesinden saat 21.30 sularında öğrendiğini söylemişti.

O halde buradan da anlaşılıyor ki, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü'ne bizzat bilgi vermesine rağmen bu bilgi Sayın Cumhurbaşkanı'na iletilmemiştir.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 günlük dinlenme için gittiği Marmaris’teki Grand Yazıcı otelinin sahibi olan Bursalı işadamı Serkan Yazıcı'yı da hatırlayalım. Ne demişti Yazıcı, o gece yaşananlar hakkında Posta gazetesine verdiği röportajda  “Koruma baş müdürüne haber geldiğinde ben de yanındaydım. Koruma baş müdürü hemen eve girdi” demişti.

Bu verilen cevaplar ve röportajlarla birlikte olayların gerçekleştiği saatlere bakıldığında Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü'ne haber verildiği saat 20.00 ile sayın Cumhurbaşkanı'nın eniştesinden darbe girişimi haberini aldığı saat 21.30 arasında aydınlanmaya ihtiyaç duyan ve cevap bekleyen yeni soru işaretleri ortaya çıkmaktadır.

Darbe girişimini planlayıp organize ettikleri düşünülen ve 'Yurtta Sulh Konseyi' üyesi olmakla suçlanan 221 sanığın yargılandığı 'Çatı Davası'nın 22 Mayıs gününden itibaren Ankara 17.Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısında yaptıkları ilk savunmalar da ayrıca dikkat çekmektedir. Sanıkların hakim karşısındaki ifadelerine bakıldığında şu ana kadar hemen hepsinin adeta ağız birliği etmişçesine, darbeci olabileceklerini ancak asla Fetö'cü olamayacakları yönünde söylemlerde bulunduklarını görüyoruz.

Çatı davasında yargılanan sanıklar dahil olmak üzere Ocak ayından itibaren darbeciler ile ilgili görülen diğer davalarda da genel olarak aynı ifadelerin kullanılıyor olması gerçekten çok dikkat çekici bir durum.

Buradan çıkarılabilecek sonuç, ya sanıklar Fetö'yü yani örgütün liderini bilerek ve kasıtlı olarak korumak istemektedirler ya da bu darbe girişiminin arkasında başka güçler bulunmaktadır. Veya bir başka ihtimal ise bu darbe sadece Fetöcüler tarafından değil onlarla birlikte hareket eden bir başka bilinmeyen güçler tarafından ortaklaşa tertip edilmiştir. 

Tüm bu bilinmezlikler karşısında darbenin artçılarının devam ettiğini ve her geçen gün bilinmezliklere yeni bilinmezlikler eklendiğini veya eklenebileceğini hepimiz görüyoruz. 

Ancak darbeci sanıkların yargılanmalarına devam edildikçe, yeni bilgilere ulaşıldıkça, darbe girişimi günü saat 20.00 ile 21.30 arası aydınlatıldıkça, darbe girişimi sabahında Adil Öksüz'ün nasıl ve ne şekilde salıverildiği anlaşıldıkça ve ilerleyen günlerde darbecilerin inlerine kadar girilip darbenin siyasî ayağı da gün yüzüne çıktıkça bilinmezliklerin büyük bir bölümünün aydınlanacağını sanıyoruz.

Tüm bu karanlık noktalar aydınlatılmadıkça Türkiye'nin henüz tam olarak tehlikeyi atlatamayacağını düşünüyoruz.

Şu anda bizim anladığımız, her yeni cevap yeni sorulara kapı aralamaya devam edecek gibi görünüyor.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı