TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN OLASI GELECEK
Hasan Soner Kırkuşu >

TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN OLASI GELECEK

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Bağımsız Yüksek Seçim ve Referandum Komisyonu 29 Mayıs günü, bu yıl sonunda yapılması planlanan milletvekili seçimleri ve bağımsızlık referandumu için Birleşmiş Milletler’den (BM) gözlemci olmasını talep ederken, 5 Haziran'da Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen Katar ile diplomatik ilişkilerini kestiklerini açıkladılar daha sonra bunlara bir de Libya'nın bir kanadı ve Maldivler de katıldı. Sebep, Katar'ın; Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve El Kaide dahil çeşitli militan grupları destekleyerek bölgeyi istikrarsızlaştırması olarak açıklandı.

Katar'ı suçlayanların başını çeken Suudilerin Vehhabi olduğunu hatırlarsak bu ne yaman çelişki dememek mümkün değil. Çünkü El Kaide denilen uluslararası terör örgütünün hem ideolojik hem de finansal açıdan doğup büyüyüp serpilmesine zemin hazırlayan zaten bu Vehhabi zihniyetinin ta kendisidir de ondan. 

Suudi Arabistan Kralı Selman ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi'nin 22 Mayıs'ta yanlarında Abd'nin çiçeği burnunda başkanı Trump da olmak üzere 'Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele Merkezi’nin açılışında düzenlenen törende dünya küresine birlikte el koyarak objektiflere poz verdiklerini de unutmayalım.

Çelişkiler iç içe gibi görünüyor ama aslında değil. Çelişki gibi görünmesinin sebebi şu açılışını yaptıkları merkezin adından kaynaklanıyor sadece şu 'Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele Merkezi’ adını verdikleri merkez. Radikallerin, radikal düşüncelerle mücadele(!?)merkezi. 

Peki nedir aslında çelişkili olmayan. Çelişkili olmayan 'beşi bir arada' Arap gerdanlığını oluşturan Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen'in Katar'ı diplomatik olarak dışlamalarıdır. Çelişkili olmayan Riyad'da 'üç silahşör'ün yani Arabistan, Mısır ve Abd üçlüsünün birlikte dünya küresine el basıp objektiflere poz vermeleridir. 

O halde neden bu 'beşi bir arada' ve 'üç silahşör'ün ortak noktası Suudi Arabistan Katar'ı dışlamıştır ?
Herşeyden önce El Cezire'yi kuran bir Katar'ı anlamak gerekir. Katar, el Cezire aracılığı ile Suudi Arabistan'a alternatif olabilecek düşüncelerin ve fikirlerin alenen propagandasını yapmaya başlamıştı. Arap Baharı'nın başlamasından itibaren tüm dünya neredeyse canlı yayınlar ile dakikası dakikasına diktatörlüklerin, krallıkların nasıl yıkıldığına el Cezire'nin yayınları sayesinde şahit oluyordu. Bu bahar havasının Arap yarımadasına sıçraması ise Suudları endişelendiriyordu. Suudlar, Katar'ın sahibi olduğu el Cezire'nin adeta 'Arap Baharı'nın propagandasını yapmasından rahatsızdı. Çünkü Arap yarımadası onlardan sorulurdu, Katar ne yapmaya çalışıyordu.
Üstelik Katar, yarımadanın dışında da rahat durmuyordu.

Örneğin Filistin’de El Fetih’e karşı Hamas’ı destekliyordu oysa El Fetih Suud yanlısıydı, yetmezmiş gibi Mısır’da Suud yanlısı Mübarek temsilcilerini desteklemek varken karşı İhvan’ı destekleyerek 'Müslüman Kardeşler' yanında yer almayı ve Mübarek rejimini devirmeyi istemişti. Hatta Katar, bunda başarılı da olarak Mursi'yi başa getirtmeyi dahi başarmıştı.

Katar'ın eli Afrika'ya kadar uzadı ve orada da Suudlarla farklı kutuplarda yer aldı, Lübnan’dan bahsediyorum. Burada da Suudlar Hariri yanlılarını desteklerken Katar şii yanlısı Hizbullah taraftarlarına yardımcı oldu.

Kısacası Suudlar, El Fetih-Mübarek-Hariri tarafında yer alırken buna karşın,

Katar ise Hamas-İhvan-Hizbullah tarafında yer alarak hep bir alternatif oluşturuyordu. 

Burada Katar'ın 'beşi bir arada' tarafından dışlanmasının en temel nedeni sadece Suudlara karşı bir alternatif oluşturarak onları endişelendirmesi değildir. Dışlanma nedenlerinden biri de mezhep farkılığı olmasına rağmen İran'a yakınlaşmış olmasıdır. İran ki, Suudların baş düşman olarak ilân ettikleri bir devlet.

Abd'nin rolü nedir diye sorarsak. Abd, 'beşi bir arada' yı destekleyerek Sünni İslam Nato'sunun temellerinin atılmasına zemin hazırlamaya çalışmakta ve  Şii İran'a karşı oluşacak bir ittifakı dışarıdan desteklemektedir. Abd, böyle davranarak elini ateşe sokmak yerine maşa kullanmış olacak, İslâm dünyasındaki mezhep savaşını körüklemiş olacak ve bölgenin doğalgaz ve petrol enerji kaynakları üzerinde hakimiyetini sağlamış olacaktır. 

Gelelim yazımın başında değindiğim gelişmeye yani Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Bağımsız Yüksek Seçim ve Referandum Komisyonu'nun 29 Mayıs günü, bu yıl sonunda yapılması planlanan milletvekili seçimleri ve bağımsızlık referandumu için Birleşmiş Milletler’den (BM) gözlemci talep etmesine.

Şimdi sormak gerekir, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin telaşı nedir acaba?

Telaş, İran'ın aynı zamanda batıdan kıskaca alınmak istenmesi ve Barzanistan'ın tüm bu yaşananları fırsat bilip bu fırsatı kaçırmak istememesidir. 

Fakat tüm bu gelişmelerin siyonist destekli Abd'nin istediği şekilde neticelenmesi halinde sırada Türkiye'den toprak talebi olduğunu görmemek tam bir aymazlık olur. Dolayısıyla şu anda yaşananların, on-onbeş yıl sonrası Türkiye'nin olası geleceği açısından çok önemli olduğu kanaatindeyim. 

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI