ORTADOĞU'DA GELDİĞİMİZ NOKTA
Hasan Soner Kırkuşu >

ORTADOĞU'DA GELDİĞİMİZ NOKTA

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY)'nin BM'ye yaptığı gözlemci talebi başvurusunun ardından Mesut Barzani başkanlığında toplanan Kürt siyasetçiler, bağımsızlık referandumu için 25 Eylül tarihini belirleyince başta Irak hükümeti olmak üzere dünyadan çeşitli açıklamalar ardı adına gelmeye başladı.

Irak hükümeti sözcüsü tarafından yapılan açıklamada 'Hiçbir parti, diğer partilerden izole olarak, kendi başına Irak'ın geleceğine karar veremez. Irak anayasal olarak demokratik ve tam bağımsızlığa sahip federal bir ülkedir. Irak'ta bir taraftan gelecek herhangi bir önlemin anayasayı temel alması lazım' denildi.

Irak Türkmen Cephesi 'nin yaptığı yazılı açıklamada ise Nisan ayında Kerkük'te yaşanan bayrak krizi hatırlatıldı ve bu krizin yankıları sona ermeden buna bir de referandum kararının eklendiği ifade edildi ve bu kararın Irak Anayasası'na aykırı olduğu vurgulandı.

Türkiye'nin tavrı beklenen şekilde oldu ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 'vahim bir hata' şeklinde tepki gösterildi ve 'bağımsızlık konusundaki referandumun IKBY başta olmak üzere Irak'ın çıkarına olmayacağını, bölgede kritik gelişmelerin meydana geldiği mevcut dönemde sözkonusu tasarrufun istikrarsızlığı artıracak olumsuz sonuçlar doğuracağını vurgulamıştık" denildi.

Abd'nin tavrı ise 'Irak Kürdistanı’nın meşru özlemlerini anlıyor ve takdir ediyoruz' yönünde oldu ancak ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert'in, Washington’da düzenlediği basın toplantısında konu ile ilgili kendisine sorulan bir soruya 'Kuzey Irak’ta da, Irak hükümetinde de dostlarımız var. Ancak her şeyden önce IŞİD”i yenmek zorundayız. Bu yapıldıktan sonra, bu gündeme getirebilecekleri bir şey'  şeklinde cevap vermesi, IKBY'nin 25 Eylül'de yapmayı düşündüğü bağımsızlık referandumu açıklamasına Abd'nin destek verdiği  ancak zamanlamasından dolayı temkinli yaklaştığı şeklinde algılandı.

Alman Hükümet Sözcüsü Martin Schaefer, Berlin'de düzenlenen olağan basın toplantısında bir soru üzerine yaptığı açıklamada, 'Her kim bu bölgede, diğerlerinin rızası olmadan sınırları değiştirme, hatta yeni bir devlet kurma gibi bir oyunun içine girerse gerçekten ateşle oynamış olur.' diyerek Almanya'nın Irak'ın birliğinden yana olduğunu söyledi.

Fransa'nın tavrını tam olarak bilemiyoruz ancak IKBY'nin 2001'den bu yana Paris'te “diplomatik” temsilcilik bulundurduğunu gözönüne alırsak ve yine IKBY'nin  Işid ile yapacağı mücadele için son iki yıldır Fransa'dan silâh yardımı aldığını düşünürsek bağımsızlık referandumu kararına Fransa'nın desteğini açıklayacağı gün gibi aşikârdır.

İngiltere'nin tavrı da henüz belli değil fakat İngilizlerin her zaman olduğu gibi Abd yönetimi ile paralel düşüncelere sahip olacağını herkes tahmin edebilir herhalde.

Rusya tarafının ise IKBY'nin bağımsızlık referandumu açıklamasına şu an için karşı tavır sergileyeceği çok açıktır. Çünkü herşeyden önce bu bölgede ortak çıkarlarının bulunduğu İran ve Suriye rejim yönetimi ile kolkola giren bir Rusya'nın Irak'ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti kurulmasından rahatsız olacağı bellidir. 

İran'ın Dışişleri Bakanı sözücüsü Behram Kasimi, Irak’ın toprak bütünlüğünden yana tavır aldıklarını belirterek Barzani’nin  bağımsızlıkla ayrımak istediği bölgelerin Irak’ın bir parçası olduğunu söyledi . Referandum kararının sorunları derinleştireceği ifade edildikten sonra Erbil ile Bağdat arasındaki sorunların anayasal çerçevede çözülmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulunuldu.

Fransız Le Figaro gazetesine konuşan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani'nin verdiği röportajdan bir alıntıyı da burada hatırlamak gerekir. Ne diyor Barzani bu röportajında, “Referandum Kürtler için mutlak bir haktır. Kimseden izin istemiyoruz. Bağdat ile uzun müzakere sürecini başlatabilmek amacıyla halkın onayı için bu referanduma ihtiyacımız var. Kürt bağımsızlığının zamanı gelmiştir. Ancak Irak’tan diyalog ve müzakere yoluyla, barışçıl biçimde ayrılmak istiyoruz. Bir yüzyıldır Irak’ın bütünlüğünü muhafaza etmeyi, Bağdat’ın gerçek ortakları olmayı denedik. Ne elde ettik? 4 bin 500 köy imha edildi, kimyasal gazla saldırıldı, ailemin 10 bin ferdi öldürüldü. 2003 sonrasında haklarımızı güvence altına alan yeni bir anayasa ile yeni bir sayfa açılacağına inandık. Fakat Bağdat mali yardımı kesti. Yükümlülüklerini yerine getirmedi. Bağdat Kürtlerin gerçek ortak olmayı reddediyorsa, biz kendi tarafımızda, sadece iyi komşular olmak niyetindeyiz. Bundan kaygı duyanlara da diyorum ki, Kürdistan’ın bağımsızlığı sorun yaratmak bir yana, sorunlara çözüm olacaktır” 

İşte aynen durum böyle, 

Durum böyleyken sormak gerekir. Türkiye'nin gelecekteki çıkarları açısından düşünüldüğünde güneyimizdeki gelişmeler karşısında, muhtemel oluşumlar karşısında dış politikamızı belirlerken müttefiklerimiz kimler olmalıdır? Kmlerle yan yana durmalıyız? ve yanlarında durmamız gereken ülkelerle nasıl bir çıkar ilişkimiz olacaktır? Bu karşılıklı çıkar ilişkilerinden bizim kazancımız ne olacaktır?

Türkiye olarak, IKBY'nin almış olduğu bağımsızlık referandumu kararını vahim bir hata olarak görüyoruz ve kendi güney sınırımızdaki muhtemel oluşumun aynı zamanda bizim için beka sorunu oluşturabileceği endişiseni taşıyoruz.O halde şu an için Türkiye'nin çıkar birliği yapabileceği ülkelerin başında Rusya, İran, daha geçen hafta aramızda İncirlik Üssü krizi yaşadığımız Almanya ve yine yıllardır aramızın hiç iyi olmadığı Suriye Rejimi gelmektedir. 

Gelinen nokta ne yazık ki bir gerçeği yüzümüze vuruyor. O da yıllardır Ortadoğu coğrafyasında izlenen dış politikamızın ne kadar yanlış olduğu gerçeğidir. Arap Baharı Ortadoğu'ya sıçrayana kadar yıllardır Abd'nin yanında yer aldık ve daha geçen yıla kadar da Rusya'ya karşı cephe aldık. Suriye'deki Esad rejimini devirmeye o kadar inandık ki, Şam'daki Emevî Camisinde namaz kılacaktık.

Şimdiye kadar güney sınırımızda olan bitenleri sadece Suriye'de olan biten gelişmeler olarak görüyorduk belki. 

Ancak Abd'nin alenen ve açıktan açığa Rakka'daki Daeş mücadelesini bahane ederek Pkk uzantısı Pyd/Ypg'ye ağır silahlar teslim etmeye başlaması ve yine ardından IKBY'nin bağımsızlık referandumu için düğmeye basmış olması gözümüzü açmaya başladı. Dost ve düşman demek istemiyorum ama en azından çıkar birliği yapmamız gereken ve yapmamamız gereken ülkelerin hangileri olduğunu artık anlamamız gerekiyor. 

Şu anda görünen sınır güvenliğimiz, ülke bütünlüğümüz ve nihayetinde beka sorunumuz açısından düşünüldüğünde gerek millî çıkarlarımız gerekse bölgenin çıkarları açısından Ortadoğu coğrafyası özelinde ülke dış politikimazı Rusya ve İran ile aynı doğrultuya oturtmak zorundayız. Bu devletler de elbet bizimle karşılıklı olarak işbirliği yaparlarken bizim kara kaşımıza kara gözümüze işbirliği yapmış olmayacaklardır. Bu ülkeler ile yapılacak dış politika çıkar birliğinin bize ne verip neler alabileceğini ayrıca ilerleyen günlerde tartışırız. 

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı