BİN NASİHAT Mİ, BİR MUSİBET Mİ?
Hasan Soner Kırkuşu >

BİN NASİHAT Mİ, BİR MUSİBET Mİ?

İstanbul'un Sultanbeyli ilçesi Milli Eğitim Müdürlüğü tüm okul müdürlüklerine gönderdiği, Eğitim Modelleri Çalıştayı konulu 9.Haziran.2017 tarihli resmi yazısında 'Geçmişten Günümüze Eğitim Modelleri' ile ilgili çalıştay programı düzenlendiğini ve bu programın 12.Haziran.2017 tarihinde başlayacağını bildiriyor. Bu programın 16 Haziran Cuma günü oturumuna bütün okul müdürlerinin katılımını diğer bütün oturumlara ise ortaokullardaki -Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenleri hariç- bütün öğretmenlerin katılımını rica ediyor. 

Biliyorsunuzdur resmi yazılarda rica emir anlamındadır. Bu ricaya riayet etmeyenler hakkında soruşturma açılır. Soruşturmada ilgili emre neden uyulmadığı gerekçeleriyle birlikte sorulur.

Şimdi ilk bakıldığında bu resmi yazıda ne var ki diyebilirsiniz. Elbette bu resmi yazıyı sadece bu yönüyle okuduğumuzda hiçbir problem yok. Ancak bu çalıştayın kimler tarafından düzenlendiğine biraz gözattığımızda bazı hususlar dikkat çekiyor. 

Bu çalıştayın Sultanbeyli Ensar Vakfı ile Sultanbeyli Belediye Başkanlığı'nın işbirliği ve Sultanbeyli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün koordinasyonunda düzenlendiğini görüyoruz. 

Burada dikkat çeken en önemli husus Ensar Vakfı'nı isminin geçmesidir.

Karaman Ensar Vakfı'na bağlı bir öğrenci yurdunda geçen yıl ortaya çıkan ve 2012-2015 yılları arasında gerçekleşmiş olan 10 çocuğa cinsel istismar olayı henüz sıcaklığını koruyorken, Sultanbeyli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün resmi yazısında da anlaşılacağı üzere 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı sonu seminer çalışmaları sırasında düzenlenmesi planlanan 'Eğitim Modelleri Çalıştayı'nın düzenleyicileri arasında tekrar Ensar Vakfı'nı görüyor olmak başta eğitim camiası olmak üzere eğitim ile yakından uzaktan ilgili olan herkesi irite etmiştir.

Yine aynı şekilde 26 Haziran 2013 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumlarında seçmeli Osmanlıca Derslerini okutacak öğretmenler ile öğretmenlerin eğitimlerinde görev alacak eğiticilerin yetiştirilmesinde Hayrat Vakfı ile karşılıklı protokol imzaladığını da hatırlayalım.

Temmuz 2014'te aynı şekilde T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Hayrât Vakfı Arasında Osmanlıca Türkçesi Eğitimi ve Kur'an-ı Kerim Okuma, Anlama ve Yorumlama Eğitimleri Düzenlenmesine Yönelik İşbirliği Protokolü imzalandığını da gözden kaçırmalayalım.

Durun daha bitmedi Milli Eğtim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, 25 Mayıs 2016’da il milli eğitim müdürlüklerine yeni bir üst yazı yollayarak, Hayrat Vakfıyla yapılan protokol çerçevesinde  il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde öğretmenlere Osmanlıca eğitim verileceğini bildirdi.

Bütün bu resmi yazılardan ve protokollerden sonra şimdi tekrar sormak gerekiyor, 

Yıllardır Fetö denilen cemaatten çok çekmiş bir milletiz ve başımıza neler geldiğini hepimiz gözlerimizle gördük. 15 Temmuz'u bu millete yaşatanlar, 248 şehit verilmesine 2193 vatan evladının gazi olmasına neden olanlar bu cemaatin devlet içindeki paralel yapılanması ve bu paralel yapılanmaya göz yumanlar değil miydi?

15 Temmuz sonrası kendimizi, bu tür paralel yapılanmalara karşı korumaya adamamış mıydık? Tekrar yeni 15 Temmuzların yaşanmaması için bu tür yapılanmaları önlemeye dönük tedbirler almayacak mıydık? Cemaat gibi yapılanmaların devlet ile kolkola girmelerinin ülkeye ve millete ne tür zararlar verdiğine şahit olmamış mıydık?

O halde ne oldu da öğretmenleri eğitmeyi, öğretmen yetiştirme işini kısmen dahi olsa dinî kaynaklı vakıflara teslim ediyoruz. Devletimizin içindeki Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bu eğitimleri verebilecek hiç mi yetkili ve bilgili kişiler yoktur? 

Bu gibi konularda eğitim verebilme kudretine ve bilgisine sahip üniversitelerde birçok Osmanlıca uzmanı akademik personel varken, Eğitim Yönetimi ve Denetimi Uzmanı varken, Eğitim Programcıları varken bu dinî vakıflara göz kırpmak neyin nesidir?

Bin nasihatten bir musibet evladır, demiş atalarımız. 

Bizler bu ülkenin tekrar 15 Temmuz gibi garabetler yaşamasını istemiyoruz, o karanlık geceler gibi geceler yaşamasını istemiyoruz. Ülke içinde paralel yapılanmalara izin verilsin istemiyoruz, dini veya başka türlü kuruluşlara sürekli bir şekilde ciddi görevler tevdi edilerek daha sonra bu kuruluşların devlet içinde yuvalanmasına izin verilmesini istemiyoruz, bu ciddi görevleri üstlenen birtakım sivil toplum kuruluşlarının vefa borcu sadedinde, diyet borçlarının karşılığını almak adına daha sonra ülke bürokrasinin oluşmasında etkili olmasını istemiyoruz. 

Yeter artık, 

Son yaşanan musibet bize ders olmadı mı acaba?


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI