THEMİS ve CÜBBE'NİN SİMGESEL ANLATIMLARI
Hasan Soner Kırkuşu >

THEMİS ve CÜBBE'NİN SİMGESEL ANLATIMLARI

Kaç yıl oldu 'Adalet'i konuşmayalı? 

diye mi sormalı yoksa kaç ay oldu diye mi yoksa kaç gün oldu veya kaç saat oldu diye mi  sormalı?

Farkında mısınız, biz bu ülkede sürekli olarak 'Adalet'i konuşur olduk. 

Madem ki sürekli olarak 'Adalet' konuşuluyor ve konuşulmaya devam ediyor, demekki burada ciddî bir takım sıkıntılar var demektir. Ateş olmayan yerden duman niye tütsün!

Adalet önemli, bu kavramın önemine varmış olan sadece biz değiliz ve şimdilerde bunu yeni yeni kavrıyor da değiliz. 'Adalet mülkün temelidir' diyen Hz.Ömer (r.a), adaletin ne kadar önemli bir kavram olduğunu daha 7.yüzyıldayken ortaya koymuş. Ki kendisi aynı zamanda adalet denilince tabi olduğumuz İslâm medeniyetindeki ilk akla gelen isimlerdendir. 

Yine Türk Milli Kültürümüzün ilk yazılı belgeleri olarak bildiğimiz Göktürk Kitabelerinde 'töre' kavramı önemsenmiş ve özellikle yöneticilerin töreye bağlı kalarak, yönettikleri halkın hak ve hukukunu gözetmeleri gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bu husus iyi bir yöneticinin temel özellikleri arasında kabul edilmiştir. 

Adalet kavramının önemini temsil eden bir de mitolojik heykel vardır. Hepimizin belki dikkatini çekmiş olan ve genellikle adalet dağıtılan, adaletle ilgili mekânlarda görürüz bu heykeli. Bu heykel adaletin önemli temel ilkelerine işaret eder ve 7.yüzyıldan da önce bu kavramın önemli bir kavram olduğunu temsil eder.

Themis'ten bahsediyorum. 

Themis, Yunan mitolojisine göre adalet ve düzen tanrıçasıdır. Bu tanrıça heykelinde dikkatimizi çeken bazı ayrıntılar vardır. Bunlardan bazıları; gözlerinin bağlı olması, bir elinde kılıç diğer elinde ise iki kefesi dengede duran bir terazinin bulunmasıdır. Heykele baktığımızda anlayamayacağımız ama eski Yunan mitolojisinden bildiğimiz bir başka özelliği de bakire olmasıdır. 

Bu heykeldeki kılıcın, terazinin, gözü bağlı kadın ve bakire olmasının her birinin ayrı bir anlamı vardır. Kılıç, cezaların caydırıcılığını;  dengede durmuş terazi, adaleti ve bunun dengeli bir şekilde dağıtılmasını, heykelin kadın olmasının yanında  bakire olması ise adalet dağıtırken özellikle üzerinde titizlikle durulması gereken bir başka özelliği yani bağımsızlığı, tanrıça heykelinin gözlerinin bağlı olması ise yine adalet dağıtırken dikkat edilmesi gereken bir başka hususu yani tarafsızlığı simgeler.

Yine adaletin gerçekleşmesinde rolü olan hakimlerin, savcıların ve hakimlerin cübbelerinde de buna benzer sembolik ifadeler yer almaktadır. 

Meselâ bunlardan biri cübbenin renginin siyah olmasıdır. Cübbenin siyah olmasının nedeni, bütün renklerin siyah içinde erimesindendir dolayısıyla siyah renk adaleti temsil eder. Yani her şey adalet içinde erir. Cübbede bir diğer dikkat çeken husus cep bulunmamasıdır. Bunun nedeni ise adalet hizmetinin bir kamu hizmeti olmasındandır, yine cübbenin düğmelerinin olmaması ise adalet dağıtmakla görevli olanların hiç kimseden emir almaması gerektiğindendir, bağımsız olmaları ve hiç kimsenin önünde düğme iliklemek zorunda olmamalarındandır.

Gerek Themis heykelindeki simgesel ifadeler ve gerekse cübbedeki bir takım simgesel anlatımlar 'Adalet' denilince hangi ilkelerin önemsenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Bu simgesel anlatımlardan yola çıkıldığında yargı hizmetlerini yerine getiren, adalet dağıtmakla görevli ve sorumlu olan herkesin şu temel ilkelere sahip olmalası gerektiğini anlayabiliriz.

Adalet dağıtılırken suç ve ceza dengesinin sağlanmasına özen gösterilmesi gerektiğini, verilen cezaların aynı zamanda caydırıcı olmasına dikkat edilmesi gerektiğini, yargı hizmeti yerine getirilirken yargı mensuplarının bağımsız davranmaları, tarafsızlıklarını korumaları gerektiğini anlamış oluruz. 

Bu temel ilkeler adalet hizmetini gerçekleştiren herkesin bağlı olması gereken aynı zamanda evrensel ilkelerdir. Bu hususlara tarih boyunca dikkat çekilmiş ve adaletin ancak bu şekilde tecelli edebileceğine inanılmıştır. 

Bu temel ilkelere yeteri kadar uyulmadığında veya özen gösterilmediğinde herhalde tecelli edecek olan adalet olmaz. Sadece hukuk kuralları işletilmiş olur. Hatta kimi zaman ise hukukun dahi dışına çıkılır. Yani hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukuku gerçekleşmiş olur. 

Üstünler, gurur ve kibirlerinden dolayı küçük dağları ben yarattım edasında olanlar, burunlarından kıl aldırmayan kendi sözde adaletlerini uygulamaya koymakta ısrar ettiklerinde ne olur peki? 

Hz.Ömer (r.a)'in uyarısı olur. Ne demişti adalet timsâli İslâm'ın ikinci büyük halifesi: 

"Adalet, mülkün temelidir."

Eğer, bir devlet adaleti sağlayamazsa temelleri sarsılmış olur ve bu mesele zamanla o ülke için beka sorunu haline dönüşür. Çünkü devlet gücünü ve kuvvetini, hukukun üstünlüğünü adaleti ile sağlayamazsa ortam zamanla çıkar ilişkileri güden bir takım gruplara kalmış olur, çetecilik ve mafya için münbit bir ortam oluşur, kişiler kendi adaletlerini kendileri sağlamaya çalıştığından anarşi ortamı oluşur, birlik ve beraberlik ortamı zedelenerek nihayetinde o ülkenin geleceği kararır ve ciddî bir tehlike oluşur. 

Themis'ten, Hz.Ömer (r.a)'den ve Millî kültür kaynaklarımızdan dersler almak gerekir. 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI