SOKAĞA TERKEDİLEN ÇOCUKLAR
Hasan Soner Kırkuşu >

SOKAĞA TERKEDİLEN ÇOCUKLAR

Basında ve medyada sıkça karşımıza çıkan uyuşturucu ile ilgili haberler hepimizin dikkatini çekiyor. Görüntüleri seyrettikçe, haberleri takip ettikçe üzülüyoruz. Hem onlar adına hem memleket adına perişan oluyoruz. Kimimizin yakınları bu müptela ile başı dertte olduğundan onlar aklımıza geliyor, kimimizin ise çocukları olduğundan endişeleniyoruz ister istemez.

Bu haberlere tanık olduğumda, çocuk ve gençler özelinde yazdığım ‘Şiddet Sarmalı Büyümeden' başlıklı yazılarımda paylaştığım bir kaç istatistiği hatırladım. Burada bazılarını tekrar paylaşmak istiyorum.

Bunlardan biri TÜİK verilerine göre Türkiye'deki çocuk nüfusumuzun Dünya ile karşılaştırmasına aitti. Şöyle ki;

2016 yılında çocuk nüfus oranı

Dünya’da

% 30,3

Türkiye’de

% 28,7

 

Bu oran ile dünyadaki 167 ülke arasında 96. sırada olduğumuzu tekrar hatırlatmak isterim.

Bu çocuklarımızdan liseye gidenlerinin ise Milli eğitim istatistiklerine göre; lise seviyesinde okullaşma yani okula gitme oranı olarak şunu görüyoruz;

 

Ortaöğretim (lise dönemi) seviyesinde okullaşma oranı

2015/16 öğretim yılında

% 79,8

2016/17 öğretim yılında

% 82,5

 

Böyle bir rakam karşımıza çıkıyor. Ülkemizde yaklaşık ve yuvarlak rakam olarak 5,5 milyon lise eğitimi gören öğrencimiz olduğunu düşündüğümüzde, bu ne demektir liseye gitmesi gereken ama gitmeyen gençlerimizin %17,5’i okul dışında hayatına devam ediyor demektir. Yani en az 1 milyon gencimiz liseye devam etmesi gerekirken liseye gitmiyor.

Bu gençlerimiz acaba neden liseye devam etmiyorlar ve bu gençler hayatlarına ne şekilde devam ediyorlar bunu sormak gerekir?

2016-17 öğretim yılında yukarıda verdiğim 5,5 milyon liselinin 1 milyon 287 bin 240’nın Açık Öğretim Lisesi’nde öğretim hayatlarına devam etmekte olduğunu ancak bunlardan sadece 73 bin 10’unun mezun olduğunu 175 bin 883 öğrencinin ise mezun olamadığını da belirteyim. Bu gençlerimizin de bir türlü mezun olamama nedenlerinin bence merak etmek gerekir.

Yine daha önce paylaştığım yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre; devlet okullarında en fazla yaşanan sorunlar sıralamasında 5.sırada yer alan sorunun % 19,3 ile ‘okul çevresi ve güvenlik sorunu’ olduğu ortadadır.

Son olarak 2006-2010 yılları arasındaki ‘Çocukların Mağdur Olduğu Sorunların’ araştırılarak raporlaştırıldığı TBMM Araştırma Komisyonu Raporu’ndaki sadece şu bilgileri de paylaşmak istiyorum;

 

Türkiye’de Suça Sürüklenen Çocukların

Sosyo-Demografik Özellikleri

Okulu sevmektedir

% 87,0

Okula düzensiz gitmektedir

% 41,9

Okumak istemektedir

% 81,5

Sokakta geceyi geçirme deneyimi vardır

% 52

Sigara kullanmaktadır

% 71,1

Uyuşturucu madde kullanmaktadır

% 24,9

Daha önce cinsel ilişkiye girmiştir

% 35,4

Hâlen cinsel ilişkisi olan biri vardır

% 11,1

Zorla cinsel ilişkide bulunulmuş ya da tacize uğramıştır

% 9,8

Daha önce ceza almıştır.(hapis, para )

% 21,7

Hastaneye gidecek kadar şiddete maruz kalmış

% 31,6

 

Tüm bunları hatırladıktan sonra şuraya gelmek istiyorum.

Öncelikle eğitim dışı bırakılan ve adeta sokağa terkedilen çocuklarımıza dikkat çekmek gerekir. Her yıl en az 1 milyon çocuk neden liseye devam etmemektedir? Liseye devam etmeyen çocuklarımızın tamamını töhmet altında bırakmak istemiyorum ancak sayının büyüklüğü ürkütücü değil mi sizce. Bu gençlerimizin elbet biri dahi önemlidir fakat bir an düşünelim 1 milyon gencin sadece %1’i hiçbir iş güçle meşgul olmayıp mutluğu sokakta arasa bu her yıl 10 bin genç demektir. Dile kolay geliyor ama yukarıdaki tabloda belirtilen ve karşı karşıya kaldıkları mağduriyet kalemlerine baktığımızda bu bir felaketin habercisidir başlıbaşına.

Bu çocuklar okulu seven çocuklar aslında, okumak istemektedirler ancak bir veya birkaç nedenden dolayı ya okullarına gitmiyorlar veya düzensiz olarak gidiyorlar. Ancak bu çocuklar sokağa çıktıklarında büyük ihtimalle suça tanık oluyorlar veya kendilerini suç işlerken buluyorlar.

TBMM Raporu ne diyor, suç mağduriyeti yaşayan çocukların neredeyse her 4 tanesinden 1’i uyuşturucu kullanıyor.

Bu çocukları okullardan uzaklaştırmamak gerektiğini anlıyoruz böylece. Ancak bunu nasıl başaracağız derseniz ben yine aynı şeyleri söylemeden edemeyeceğim.

Eğer biz eğitim sistemimizde ciddî bir reforma gitmezsek bu sorunun da üstesinden gelemeyiz. Öncelikli olarak yapmamız gereken insan merkezli, her öğrenciyi farklı özelliklere sahip bir birey olarak kabul eden eğitim modelini esas almalıyız. Herkesi aynı torna tezgâhından geçirmeyip, ortaokul çağına kadar kişilik özelliklerini bulmasına, kendini tanımasına rehberlik ettiğimiz çocuklarımızı beceri ve yeteneklerine uygun bir şekilde liselere yerleştirmediğimiz müddetçe bu gibi sorunların üstesinden kolay kolay gelemeyiz diyorum.

Zaten yoğun müfredat yükü altında ezilen gençlerimiz üstüne bir de hiç ilgi duymadıkları ve sevmedikleri bir lisede  nasıl mutlu olsunlar Allah aşkına? Bu gençler kendileri mutlu olamazsa, kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını gideremezlerse toplumun huzur ve mutluluğuna ne kadar katkıda bulunabilirler sizce?

Ancak şunu da söylemeden geçmeyelim. Ailelerin de rolü gözardı edilmemeli. Aileler sadece maddî olarak değil, çocuklarının her istediklerini yerine getirerek de değil fakat ilgi ve sevgi ihtiyaçlarını ihmal etmeden, kaliteli zaman geçirerek çocuklarının manevî olarak her an yanlarında olmaları gerektiğini unutmamalılar.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı