ADALET YÜRÜYÜŞÜ ve 2019 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ
Hasan Soner Kırkuşu >

ADALET YÜRÜYÜŞÜ ve 2019 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

Ülke ve millet olarak yıllar yılı nesillerden beri eksikliğini hissettiğimiz o büyük erdem, adalet. Hukukun taçlanmış hali. Ebed-i müddet arzusundaki devletlerin , olmazsa olmazı. Sadece bu iktidar döneminin değil önceki iktidarların da yana yakıla reform yapılmasını vadettikleri, uygulamalardaki yanlışlıklardan dem kestikleri kamu alanı.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin isim babası TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman, vakti zamanında maneviyatı temsil eden ‘adalet' kavramının parti isminde kullanılmasını neden önermişti. Çünkü bir kuş tek kanatla uçamazdı da ondan. Sayın Kahraman’a göre kuşun kanadının biri maddiyatı temsil eden ‘kalkınma’ diğer kanat ise maneviyatı temsil eden ‘adalet’ olmalıydı. Eğer bunlardan biri olmazsa kuş misâli parti de uçamazdı yani bir aksiyon oluşamazdı, kendisinden bekleneni gerçekleştiremezdi.

Üstelik o dönemlerde, Akp'nin kurucularının bir çoğu Millî Görüş kökenliydi. Millî Görüş’ün temsil edildiği Refah Partisi döneminde yaşananlar 28 Şubat sürecine neden olmuş, parti kapatılmış, siyasî yasaklar uygulanmış ve asker tarafından yargının üst düzey mensuplarına toplu brifingler verilmişti. Adeta yargıya ayar veriliyordu. Devamında Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu bir şiir nedeniyle hapse gönderilmesi, yeni kurulan Fazilet Partisi'nin yine Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması gibi olaylar Türkiye’nin en büyük sıkıntılarından birinin, kalkınmasının önündeki en büyük engellerden birinin adaletsiz davranan ve vesayeti temsil eden bir yargı sistemi olduğunu, gösteriyordu.

Dolayısıyla Akp ilk kurulduğunda, ıstırabını bizzat çektikleri en temel sorunlardan biri olarak ‘adaleti’ görüyordu  ve sırf bu nedenle ‘Adalet’ kavramını kendi parti isminde kullanmayı tercih etti. Böylece 2002’den bu yana gerçek adaleti sağlama misyonuyla hareket etmeye çalıştı.

Fakat aynı asil kavramı suistimal eden mâlum çete de neredeyse 40 yıl bekledikten sonra düğmeye bastı. 2004 Mgk’nda hem Mit hem de Genelkurmay tarafından deşifre edilen aynı çete, öncesinden yargı ve güvenlik birimlerine sızdırdığı elemanları vasıtasıyla Ergenekon adı altında , 2007’de operasyonlarına başlamıştı. Türk Ordusuna düzenlenen bu operasyonlar için dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: “Türkiye iyi bir noktaya gidiyor. Bu sıkıntılar, sancılar bir taraftan doğum sancısıdır. Bir taraftan da bağırsakların temizlenmesidir” demişti.

Orduda ve diğer kamu kurumlarında liyakat tartışılır bir duruma geldi, 2010’da irtica ile mücadele Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nden  (Kırmızı Kitap’tan) çıkarıldı dolayısıyla cemaatçi çetelerle mücadele edilmeme kararı alındı, aynı yıl mâlum çete tarafından Yargıtay ele geçirildi. Ardından 7 Şubat 2012’de Mit Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılması, 17-25 Aralık 2013 operasyonları, 19 Ocak 2014’te Mit tırlarının durdurulması ve 15 Temmuz 2016 kalkışması gibi tarihî olaylar hepsi adeta zincirleme şekilde peşpeşe gerçekleşti.

Elbette tüm bunlar Türk halkının gözü önünde oldu ve bu süreç, eskiden Millî Görüşçülerin vesayet altında olarak nitelendirdikleri, Türk adaletine karşı var olan güvensizliğin tavan yapmasına neden oldu. Artık, başta iktidara muhalif olan kesimler olmak üzere toplumun bir bölümü vesayetin el değiştirdiğini düşünür hale geldi. Hattâ Akp dahi paralel bir yapılanmanın varlığını geç de olsa farketmisti.

Ancak 15 Temmuz Kalkışması'nın ardından defalarca uzatılan OHAL sürecindeki KHK'lar ile binlerce kişinin mağdur olduğunu iddia etmesi, mağduriyetlere karşı genel anlamda kayıtsız kalınması, kayıtsızlığın uzaması  gibi sebepler, adaletsizlikten yakınan kesimlerin tek bir adreste yığılmasına sebep oldu.

Merkeze en yakın konumda duran ve iktidara karşı açık tavır sergileyen Chp'nin muhalif olan geniş bir kitleyi arkasına alabilecek neredeyse tek parti olmanın avantajını kullanmasını, bu anlamda hiç garipsememek gerekiyor. ‘Adalet’ isteği ile gerçekleştirdiği Ankara'dan Maltepe'ye yapılan yürüyüş ile bu avantajını sonuna kadar kullanmış oldu.

Akp, bir zamanlar Allah başımızdan eksik etmesin dediği Chp muhalefetini böylece kendi eliyle, kendi uygulamalarının sonucu olarak ne kadar kuvvetlendirdiğini görmüş müdür bilemem ama Mhp Genel Merkezini yanına çekerek, Hdp milletvekillerinin bir kısmını tutuklu yargılayarak muhalefeti sindiremeyeceğini, aksine kuvvetlendireceğini, kendisine muhalif olan kesimin çoğunluğunun Chp çatısı altında birleştiğini cümle âlem görüyor.

Kanaatimce yaşanan bu gelişmelerin hepsi bundan sonrası için birer işaret fişeği görevi görecektir. İki yıl sonraki 2019 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimleri için atılan adımlar olarak görmek gerekir bütün bu olanları.

Aynı zamanda Avrupa Birliği Parlementerler Meclisi’nin Türkiye'yi Nisan 2017’de tekrar izlemeye almasının başlıca nedenlerin hemen tamamında Türkiye'deki demokrasi ve adalet uygulamalarına vurgu yapıldığını unutmamak gerekir.

Gerek iç gerek dış kaynaklı olarak düşünülsün, iç ve dış beklentileri karşılamaya yönelik, ister popülist olarak düşünülsün isterse realist olarak görülsün her kim önce adım atarsa 2019 Cumhurbaşkanlığı yarışına da önde gireceğine kesin gözüyle bakmak yanlış bir tespit olmaz düşüncesindeyim.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI