MIŞ GİBİ YAŞAMAK
Hasan Soner Kırkuşu >

MIŞ GİBİ YAŞAMAK

Bir günümüzü nasıl değerlendiriyoruz?

İnsan olarak, patron olarak, işçi olarak, öğretmen olarak, öğrenci olarak, avukat olarak, hakim olarak, imam olarak, mü’min olarak, evlat olarak, anne olarak, baba olarak, dede olarak...

En iyisi siz bu soruyu sosyal hayattaki rolleriniz ile ilişkilendirerek sorun ve öylece düşünün.

Düşünürken şunlara da dikkat edin lütfen;

1) Her yeni güne uyandığınızda gerçekleştirmek istediğiniz ‘kendinize ait' hedefiniz var mı?

2) Hedefleriniz size mi ait?

3) Hedefleriniz, sosyal hayattaki rollerinizi destekliyor mu?

4) Gün içinde hedeflerinize ve rollerinizin gereklerine yaklaştıracak işlerle mi meşgul oluyorsunuz?

Çoğumuzun mutlu ya da mutsuz günler geçirmesi, aslında yukarıdaki sorulara verdiğimiz cevaplara bağlıdır ve bu cevapların neredeyse hayatımızın tamamına yansımasından ibarettir.

Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini düşünelim. Buradaki haberlerin başrolünde bulunanların birçoğu aslında bu sorulara olumsuz cevap verenlerlerden oluşuyor. Bir de sağda solda, sokakta yürürken, yolculuk sırasında, işimizi yaparken, alışverişte, sürekli olarak durup dinlenmeden birşeylerden şikâyetçi olan, sabırsız davranıp oturup dinlemeden ortalığı velveleye verenlerle, üretmeyip sürekli tüketen insanlarla, hiçbir taşın altına el atmayanlarla karşılaşırız. İşte bunları da aynı kefeye koymak lâzım. Böylelerini, değerli psikolog Doğan Cüceloğlu ‘Mış Gibi Yaşamlar' isimli kitabında niyetten yani hedeften yoksun insanlar olarak tanımlıyor.

Hedef sahibi olmak çok önemlidir. Çünkü hedefi olan insan günlerini dolu dolu yaşar. Hayata uyandığı her yeni bir günü nimet olarak takdir eder ve kendisine bahşedilen bu nimeti, rollerinin gereği olan güzelliklerle süslemek ister.

İnsan olarak türlü hedeflere ulaşmak isteriz. Çoğu zaman da hırslarımızın, ihtiraslarımızın kurbanı olup kendimizi kaptırıveririz. Buna rağmen ulaşamadığımız hedeflerimiz olur. Ancak bu defa ulaşmak isteyip de bir türlü ulaşamadığımız hedeflere çocuklarımız ulaşsın isteriz. Çocuğun kendisinin belirlemesi gereken hedefini onun yerine biz belirleriz.

Bir başkasının adına hedef belirlemek yanlıştır ancak bu yanlışlığa ebeveynlerin düşmesinden çok daha vahim olanı siyasî otoritelerin de düşmüş olmasıdır. Çünkü ebeveynlerin, ihtiras dolu hatalı yaklaşımları sonucunda yanlış yönlendirilen belli başlı sayıda bireyden ve mış gibi yaşayan insandan bahsetmek mümkünken siyasî otoritelerin ihtiras dolu hatalı yaklaşımları sonucunda ise yanlış yönlendirilen nesiller ve mış gibi yaşayan toplumlarla karşılaşırız.

Siyasî otoritelerin, ellerinde bulundurdukları gücü kullanarak toplumu kendi isteği doğrultusunda yönlendirmek istemelerinin ve kendilerini toplumun yerine koyarak onların adına hedef belirlemelerinin veya hedef kısıtlamasına gitmelerinin çok daha ciddî boyutta sıkıntılara ve toplumun genelinde mış gibi yaşamlara sebep olacağını tahmin edebiliriz.

Oysa mış gibi yaşamanın, kendin olamamak olduğunu, kendin için değil hep başkaları için yaşamak anlamına geldiğini, potansiyelini keşfedemeyip yeteri kadar üretememek olduğunu, ayakları üzerine basamamak ve kendine güvensizliğe sebep olduğunu, girişken olamayıp inovatiye engel oluşturduğunu, taklitçiliğe yönlendirdiğini, kalitesizliğe yol açtığını, geleceği değil günü kurtarıcı olduğunu unutmamak gerekir.

Ebeveynler ve siyasî otoriteler olarak bunları gözardı etmemeliyiz. Nesillerimize, hedeflerini belirlemeleri noktasında her türlü imkânı sağlayıcı olmalı ve bunu yeterli görmeliyiz.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı