LYS YERLEŞTİRME SONUÇLARI ÜZERİNE
Hasan Soner Kırkuşu >

LYS YERLEŞTİRME SONUÇLARI ÜZERİNE

Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının üzerinden bir hafta geçti. Yerleştirme sonuçları ile ilgili istatistiki verilere bakıldığında bu seneki yerleştirmeler sonrasında açıkta kalan öğrenci sayısının geçen yıllara göre dikkat çekici bir şekilde arttığını görüyoruz.

Veriler şöyle; geçen yıl üniversite yerleştirme sonuçları açıklandıktan sonra üniversitelerin boş kalan kontenjan sayısı 60 bin 147 iken bu yıl bu sayı 214 bin 430’a çıktı. Neredeyse geçen yıla göre boş kontenjan sayısı 3,5 kat artmış oldu.Yerleştirme sonuçları sonrası açıkta kalan öğrenciler için ek yerleştirmeler yapılacak elbet ve bu boş kontenjanların da bir kısmı böylece dolmuş olacak. Üstelik boş kontenjan açığının bu yıl fazla olması ek kontenjanlara başvuru yapacak öğrencilerin şansının da artmasına neden olacak.

Ancak bu sene boş kontenjan sayısının dikkate değer bir şekilde artmış olmasını sorgulamak gerekiyor.

Bunun en önemli sebepleri olarak şunları sıralamak mümkün;

  1. Meslek liselerinden mezun olanlar için bu seneye kadar verilmiş olan sınavsız geçiş hakkının bu sene kaldırılmış olması.
  2. Yine bu seneye kadar Açıköğretimde tercih yapmak için üniversite giriş sınavının 1.basamağı olan Ygs’ye girip barajı aşmak yeterli iken, bu sene Açıköğretimde tercih hakkına sahip olmak için ilgili bölümün puan türünden bir puana sahip olmanın gerekmesi.
  3. Ayrıca üniversitelerdeki bölümlerin ve bölümlerdeki kontenjan sayılarının artmış olmasını da hesaba katmak gerekir.
  4. Boş kontenjan açığının geçen yıla göre artmış olmasının bir diğer nedenini ise öğrencilerin doğru tercih yapmaya daha fazla önem vermeleri olarak algılayabiliriz.

3. ve 4. olarak sıraladığım sebepler bir kenara bırakılacak olursa ( ki bu sebeplere rağmen boş kontenjan açığının bu kadar olmaması gerekiyordu ) görüyoruz ki 1. ve 2.sırada sıraladığım sebepler bu sene üniversite yerleştirme uygulamalarında öncelikle meslek lisesi öğrencilerine zarar vermiş oldu. 1. ve 2. sırada bahsettiğim bu değişiklikler meslek liselerinde okuyan öğrencilerimize umutsuzluk aşılamış oldu. Meslek liselilerimizin birçoğunun, ön lisansı kazanmak için gerekli olan ve üniversite sınavının 1.basamağı olarak bildiğimiz Ygs’nin 150 puan barajını dahi aşamayacaklarını düşünmesine neden oldu. Meslek lisesi öğrencilerine sınavsız geçiş hakkının verilmemesi bu öğrenci grubunun çoğunluğunun eğitim hayatlarının sona ermesine neden oldu. Açıköğretimde okumanın dahi zorlaştırılmış olması öğrencilerimizin büyük bir bölümünün yüzüne eğitim kapısını kapamak anlamına geldi.  İstatistik bunu gösteriyor bence.

Bu büyük bir kayıptır. Bu kaybın maddî ve manevî yönü çok büyüktür.

Meslek liseli öğrencilerimizin birçoğunun umutsuzluğa kapıldığını, kendini geliştirme fırsatlarının ellerinden alındığını düşündüğümde ve bunu onların kendi özel hayatları ile ilişkilendirdiğimde büyük bir manevî kayıp görüyorum.

Diğer açıdan düşündüğümde ise devletin bu öğrencilere bu yaşa kadar belli bir yatırım yapmış olmasına rağmen onların mesleklerinde daha kalifiye olmalarının önüne geçilmesi nedeniyle büyük bir maddî kaybı görüyorum. Tam bir kamu zararına sebep olunmuş durumda.

Şimdi sormak gerekiyor, ne olacak şimdi meslek liseli olup da umudunu yitirmiş öğrencilerimizin hali? Biz kimi ve neyi kazanmış olduk? Bütün bu zararın faturasını kim ödeyecek veya kime ödetiyoruz?

Ben her zaman söylüyorum. Yine söylemeden edemeyeceğim. Bizim ülkemizdeki eğitim sistemimiz ne yazık ki insanı kazanmak üzerine değil, elemek ve kaybetmek üzerine kurulu bir sistem. İnsanı her yönüyle geliştirmeye değil köreltmeye dönük bir sistem. Yoluna çıkan engelleri ortadan kaldırmaya değil önüne engeller koymayı kendine şiar edinmiş bir sistem.

Sistemin kendi içinde zaten okulöncesi eğitimden başlamak üzere yükseköğretime kadar meslekî yönlendirme yapamama sıkıntısı var. Herşeyden önce öğrencilerimizin neredeyse tamamına yakını demek istiyorum ancak yine de iyi niyetli olarak söylemek gerekirse en azından yarısından çoğunun kendi kişilik özelliklerinin dahi farkına varmadan, kendi yeteneklerini ve ilgilerini keşfedemeden lise sona geldiğini görüyoruz. Ailelerin çocuklar üzerindeki baskısını da gözardı etmemek kaydıyla bu öğrencilerimizin okullarda da neredeyse hiçbir rehberlik ve danışmanlık desteği almadan adeta sudan çıkmış bir balık misali yükseköğretime geçiş sınavına girdiklerine şahit oluyoruz.  Sonra da bu öğrencilerimizden yükseköğretime kayıt hakkı kazananların da bir bölümünün üniversite eğitimi sırasında pişmanlık yaşadıklarını, yanlış tercih yapmış olduklarının farkına vardıklarını görüyoruz.  

Yani bir de işin bu tarafı var bunu demek istiyorum. Zaten bir kısım insanımızın eğitim hayatlarının önüne engeller koyuyoruz ve büyük bir kayıp yaşıyoruz. Yetmiyormuş gibi eğitim hayatlarına devam eden insanımızın da ciddî bir şekilde takibini yapmayarak yanlış tercihlere yönlenmelerine sebep oluyoruz. Bir de buradan büyük bir kayıp yaşıyoruz.

Son beş yılın (2013-2017) üniversite giriş sınavlarına başvuran öğrencilerin öğrenim durumlarına göre istatistiklerine baktığımızda bunu rahatlıkla görebiliyoruz.

İstatistiğe göre üniversite giriş sınavına başvuran adaylardan; üniversite öğrencisi olanların oranı en az % 18,68 iken en fazla % 20,95.

Kanımca bu oran bize şunu göstermektedir, her yıl üniversite giriş sınavına başvuran her 5 adaydan 1’i üniversitede okuduğu bölümün yanlış olduğunu düşünmekte ve daha doğru bir tercihle başka bir bölümde eğitim hayatına devam etmek istemektedir.

Alın size zamanında yapılmamış meslekî yönlendirmenin faturası, işte size bir maddî kayıp. Bu bir kamu zararı değil de nedir?

Sonuç olarak şunu söylemek gerekir. İnsan merkezli olmayan her türlü yatırım boşa yapılan bir yatırım olarak bize geri dönüyor. Esasen boşa yapılan yatırımlardan sadece insanımızın kendisi değil devlet ve millet olarak hepimiz zarar görüyoruz.

Liyakat sisteminin çökertilerek çalışma hayatında karşılaşılan haksızlıklar sonrasında yaşanılan zararı burada hesap etmek dahi istemiyorum. Bunu da hesaba kattığımda ülkemizin bütün bunlara rağmen yine de her geçen dönem ilerliyor olmasını bu milletin pratik zekâsına ve yeteneklerine bağlıyorum.

Bütün bunları düşündüğümüzde gençlerimizi daha fazla küstürmeye, onları umutsuzluğa düşürmeye, kamuyu zarara uğratmaya hakkımız olmamalıdır. Meslek liseli öğrencilerimiz başta olmak üzere tüm öğrencilerimizin hatta tüm vatandaşlarımızın her türlü eğitiminin önü açılmalı, 7’den 70’e herkesin hayat boyu eğitimi desteklenmelidir. 

İnsan kazanmaya yönelik bir sistemi benimsemeliyiz. En büyük israfın insan israfı olduğunu artık anlamalıyız.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
CHP'DEN İSTİFA ETTİ.  AK PARTİYE GEÇTİ
CHP'DEN İSTİFA ETTİ. AK PARTİYE GEÇTİ