BAŞINDA MİLLİ İBARESİ OLAN HER ŞEY GERÇEKTE NE KADAR MİLLİ?

BAŞINDA MİLLİ İBARESİ OLAN HER ŞEY GERÇEKTE NE KADAR MİLLİ?

Ağzı olan, fikri olan konuşuyor. Bilgisi olup konuşana çok az rastlarız.Gündelik ve sosyal hayatın içinde her gün karşı karşıya kalıp hiç umursamadığımız durumdur. Fikir kıyamet ama bilgiye dayalı olanı mumla arasak yok.

Eğitim sistemimizi her söz açıldığında eleştirir, yerden yere vuru sürekli yakınırız.  Başında MİLLİ ibaresi yer alan ne var ne yoksa tam tersine bize ait değildir. MİLLİ EĞİTİM bunların başında gelir.

Başına bir bakan atamayla eğitimin MİLLİ! olduğunu zanneder dururuz. Dönemsel olarak hükümetlere, hükümetlerin ideolojileri doğrultusunda dizayn edildiğinden yakınır, ilk atışı mevcut hükümetin MİLLİ EĞİTİM POLİTİKALARINA ! yaparız.

Örneğin sol cenah sürekli olarak; KÖY ENSTİTÜLERİNİN kapatılmasıyla söze giriş yapar,  Menderes'le ve 1950 den itibaren DP hükümetine işi ihale ederek lafa başlar gerisi zaten kendiliğinden gelir ki bu serzeniş haklıdır ancak bilgiden yoksun ve ''gelenekselleşmiş, basma kalıp'' halini almış yararsız ve çözüme yönelik olmayan haliyle süre gelen halden başka hiç bir işe yaramaz. 

Hal böyleyken sağ cenahtan hemen gelen karşı atak; İsmet Paşa, ''paralardan Atatürk'ün resimlerini kaldırdı.'' salvosu klişe haline gelmiş haliyle ilk cümle olarak ortaya konur.

MİLLİ, ibaresinin başında olan hiç bir şeyin aslında MİLLİ yani bizim olmadığından söze başladık; ardından sol cenahın  KÖY ENSTİTÜLERİNİN  kapatılmasına uzandık... Türk Milli Eğitimi bu sayede telafisi imkansız darbe ile yerle bir edilmiş ve bir daha toparlanma şansını elde edemeyerek bu güne dek uzanan bir keşmekeşliğin içine itilmiştir. Ne kadar yerinde, eksik ama çok güzel bir tespit değil mi, ne var ki, bilgiden yoksun sadece eleştirme açısından kulağa hoş gelen sözden ibaret. Bilgi yok, çözüme yönelik hiç bir tespit yok, içinde salt basma kalıp eleştiriyi barındıran on yıllardır klişe olmaktan öteye gidememiş '' tespit''...

...  1949 yılının, 27 Aaralık gününe gitmeye ne dersiniz, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'dür ve Amerikalılarla bir anlaşma imzalanır. Anlaşma iki ülke arasındaki eğitim konularını kapsar. Kulağa hoş gelen kısmıdır '' iki ülke arasındaki'' saptaması, gerçek çok farklıdır ve tümüyle tek taraflı bir anlaşma metnidir. neden, nasıl hangi gereklilikle diye sorgulamaya belki şimdi başlarız. Daha ötesindeki sakil tarafına hayret etmemek elde değil; BU ANLAŞMA HALA DAHA NEDEN YÜRÜRLÜKTE!...  anlaşmanın ratihini ve adını yazmakla yetiniyorum. TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ HAKKINDA SÖZÜ GELDİĞİNDE AHKAM KESİP, ELEŞTİRENLER, EĞİTİMİN NE KADAR ''MİLLİ'' OLUP OLMADIĞINI ÖĞRENME NİYETİNDE OLANLAR, KÖY ENSTİTÜLERİNİN AKIBETİ HAKKINDAKİ GERÇEĞİ ÖĞRENMEK İSTEYENLER, ADININ BAŞINDA ''MİLLİ'' İBARESİ TAŞIYAN HİÇ BİR ŞEYİN ASLINDA ''MİLİLİKLE'' UZAK YAKIN ALAKASININ OLMADIĞI GERÇEĞİ İLE YÜZLEŞMEK CESARETİNİ TAŞIYANLAR... yazdığım ve tarihini verdiğim bu anlaşamayı mutlaka gözden geçirsinler.

27  Aralık 1949, FULBRİGHT ANLAŞMASI... 

ABD ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında imzalanan  altında dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün de imzasını taşıyan bu anlaşamayı araştırın, analiz edin ve tek bir soru yeterli olacaktır; BU ANLAŞMA BU GÜN DAHİ YÜRÜRLÜKTEMİDİR?

TAVSİYE!

İdeolojik bakmayın, ideolojik veya siyasi yönüyle yaklaşmayın, MİLLİ BAKIN, MİLLİ YAKLAŞIN, SAĞI SOLU, İLERİCİSİ, GERİCİSİ BİR YANA TÜMÜYLE MİLLİ YÖNÜYLE ANALİZ EDİN.

 

 

 

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI