TELAFER ve ARAKAN
Hasan Soner Kırkuşu >

TELAFER ve ARAKAN

Birbirinden çok uzakta bulunan iki coğrafya ancak her iki coğrafyada yaşananlar hepimizin içini acıtıyor.

Telafer, Irak sınırları içinde bulunan Musul'a bağlı bir Türkmen ilçesi. Nüfusu bir zamanlar 500 bin civarında olan büyük bir yerleşim yeri. Telafer'de şu anda yaşananlar içler acısı. Ağustos ayı içinde Irak'ın bu kalabalık Türkmen yerleşim yerinde yaşananlar, haberleri yakından takip edenlerin malûmu.

Burada Türkmenlerin maruz kaldığı saldırıların görünen baş sorumlusu ise Haşdi Şabi güçleridir. 2014'te Irak'ta bulunan Şiî dinî lider Ayetullah el-Sistanî tarafından yapılan cihad çağrısı üzerine hem Irak parlamentosu hem de Abd tarafından tarafından desteklenen Haşdi Şabi güçlerinin İran'dan da yardım aldığı biliniyor. Bu milis gücün, Telafer'de son günlerde özellikle Sünnîlere karşı uyguladığı zulüm ise sadece bizim değil tüm dünyanın gözü önünde yaşanmaya devam ediyor.

Haşdi Şabi denilen bu yapılanmanın ve bizim gözümüzde terör örgütü güçlerinin sözde amacı Daeş'le mücadele gibi gösterilmeye çalışılıyor. Hattâ sırf bu bahane ile Türkiye'nin itirazlarına rağmen Musul operasyonu sırasında da bu milis güçlerden yararlanıldığını biliyoruz.

Telafer'de Türkmenlerin Daeş'li teröristlere destek verdiğini iddia eden Haşdi Şabi güçlerinin şehirdeki siviller üzerine gerçekleştirdiği, Irak ve Abd'nin de hava operasyonlarıyla desteklediği saldırılar sonucunda şu an itibariyle 300 bin civarında Türkmen, Telafer'den ayrılarak Suriye sınırındaki Sincar'a ve Irak'ta bulunan Musul'a yerleşmek zorunda bırakıldı. Sayıları yüzlerle ifade edilen Türkmen sivilin ise öldüğü haberleri geliyor. Ancak Irak parlamentosunun açıklamalarına bakarsanız öldürülenlerin hepsi Daeş'li terörist.

Görüldüğü üzere yine büyük bir oyun oynanıyor. Daeş bahane edilerek bölgeye çeki düzen verilmeye devam ediliyor. Aynen Suriye'de olduğu gibi. Nasıl orada Daeş'le mücadele yalanı ile, Pkk uzantısı Ypg/Pyd'li terör güçlerinden yararlanılarak Suriye'nin bölünmesinin zemini hazırlanıyorsa, Irak'ta da aynı oyun oynanıyor. Burada da Daeş'le mücadele ediliyor görüntüsü verilerek yavaş yavaş bölgenin nüfus yapısı değiştirilmeye çalışılıyor. Bu amaç uğruna İran ise, kendi kuyusunu kazarcasına Daeş'in temsil ettiği sözde Sünnî genişlemesine karşı tedbir alıyor.

Oysa adım adım 'Büyük Ortadoğu Projesi' uygulanıyor. Bölgede kurulması plânlanan Barzanistan için arazi kazanımı sağlanıyor.

Gelelim Asya'nın güneyinde bulunan eski adı Burma yeni adı ise Myanmar'da yaşananlara. Orası da ayrı bir yangın yeri.

Myanmar'ın Arakan eyaletin'de müslümanlara karşı gerçekleştirilen insanlık dışı uygulamalara karşı her zamanki gibi (Papa'nın yalandan duası ve BM'nin sözde tepkisi dışında) dünyanın güçlü bir şekilde ses çıkarmadığını görüyoruz. Budist rahiplerin ve Myanmar güvenlik güçlerinin; kadın, erkek, çocuk ve yaşlı ayrımı yapmadan uyguladıkları vahşet sonucunda 2012'den itibaren 400 bin civarında Arakan'lı müslüman hayatını kaybederken, halâ bu olanlara karşı uluslararası bir müdahalenin olmadığına şahit oluyoruz.

Ne acıdır ki uluslararası hukuk literatüründe tartışmasız bir şekilde soykırım olarak nitelendirilebilecek Myanmar vahşeti devam etmektedir. Ne kadar daha devam edeceğini ise bilemiyoruz.

Arakan'daki zulümden kaçan müslümanlara karşı Bangladeş'in sınırlarını kapatarak adeta zalime destek vermesi ise tam bir utanç abidesi.

İnsanın aklına önce Suriye'li göçmenlere karşı Avrupalıların uyguladığı politikalar geliyor. Sonra da Türkiye'nin yakın zamanda Suriyeli göçmenlere, geçmişte Irak'tan gelen mültecilere, Kafkasya'dan gelen halklara, Bulgaristan'dan gelen soydaşlarımıza kucak açmamız geliyor.

Dünya'nın necip Türk Milleti'nden öğreneceği çok şey var.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı