30 AĞUSTOS RUHU
Hasan Soner Kırkuşu >

30 AĞUSTOS RUHU

95 yıl, bir ülke tarihi için çok küçük sayılır. Ancak Türk tarihi için düşünüldüğünde böyle değildir. Cumhurbaşkanlığı forsunda da yerini bulan 16 yıldız ile beraber ortadaki yıldızın Türkiye Cumhuriyeti olduğunu hatırlarsak bunu daha iyi anlamış oluruz.

Türk tarihinde devamlılık esastır, Türk Milleti’nin tarih boyunca kurduğu ilk devlet olan Büyük Hun İmparatorluğu’ndan günümüz Türkiye Cumhuriyeti’ne gelinceye kadar 2 bin 500 yılda kurduğumuz bağımsız Türk devletlerinin hâkimiyet kurdukları coğrafyalara bakıldığında eski kara parçaları olarak bilinen Asya, Avrupa ve Afrika topraklarının önemli kabul edilebilecek en stratejik alanlarında bayrağımızı dalgalandırdığımızı görebiliriz. 

Yine eski Türk devletlerinden Türkiye Cumhuriyeti’ne kadarki tarihsel süreç içinde Türk Milleti’nin dünyada en güçlü olduğu dönemlerdeki hâkimiyet sahalarına bakıldığında doğudan batıya doğru bir devam eden bir güzergâh da dikkatimizi çekecektir. Yani biz Türkler, tarih boyunca ilerleme ve genişleme istikameti olarak batı yönünü belirlemiş bir milletiz. İslamiyet’in Türk toplulukları arasında kalabalık kitleler halinde kabulünden önceki dönemlere bakıldığında güneşin doğduğu yer olan doğu yönünün kutsal kabul edildiğine, hakanın devletin doğusunu yönetirken batısını diğer kardeşine veya amcasına bıraktığına şahit oluruz ancak yine de tarihsel gelişmeler bizi sürekli olarak batı istikametinde hareket etmeye yönlendirmiştir.

Dolayısıyla Türk Milleti’nin neredeyse 2 bin 500 yıldır sürekli olarak batıya doğru olan bu ilerleyişinden rahatsızlık duyan diğer milletler ise devamlı bir şekilde bizi geldiğimiz yerlere yani doğuya gönderme niyetinde olmuşlardır. Yani bizi, şu anda ‘Orta Asya’ olarak tabir edilen gerçekte ise ‘Türkistan’ coğrafyasına geri göndermeyi düşünmüşlerdir.

Son olarak geçen yüzyılın ilk çeyreğinde Avrupalı emperyalist güçler, 1071’den itibaren Anadolu’yu yurt edinmiş olan muzaffer Türk Milleti’ni ‘Türkistan’a gönderebilmek ve hatta mümkünse Türk Milleti’ni tarih sahnesinden silebilmek hayaliyle yanıp tutuşmuşlardır. 

Ancak kaderin üzerinde kader vardır dedirten gelişmeler seyretmiştir birdenbire. Çünkü Allah’ın da izniyle büyük bir tevafuk gerçekleşmiş ve o dönemin süper güçleri ile birlikte bütün emperyal güçlerin emelleri, başta Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK olmak üzere o dönemin büyük komutanları ve kahraman Türk Milleti’nin keskin zekâsı ve fedakârlıkları, destansı direnişi ve azmi sayesinde kursaklarında kalmıştır.

Türk Milleti,  tarihte atalarının sahip olduğu örgütlenme yeteneğini gün yüzüne çıkarmış ve bununla birlikte dünya tarih sahnesinin görüp görebileceği büyük fedakârlık örneklerini sergilemiş ve tarihteki zaferlerine yeni ve büyük bir zafer daha eklemeyi başarmıştır.

20.asrın son yarısından itibaren, bir savaştan çıkıp diğerine girmiş olmasına rağmen, her savaşın ardından büyük kayıplara, acılara, göçlere maruz kalmasına rağmen, 1853’te Rus Çarı I.Nikola’yla birlikte Osmanlı Devleti’nin şahsında Türk Milleti’ne ‘Hasta Adam’ nitelendirilmesi yapılmış olmasına rağmen Atatürk’ün de Gençliğe Hitabesi’nde belirttiği gibi ‘muhtaç olduğumuz kuvveti damarlarımızdaki asil kandan alarak’ hakkımızda kirli plânları olan emperyal güçlerin hepsini şaşkına çevirmişizdir. Böyle büyük bir milletin evlatları olarak ne kadar gururlansak azdır.

Ancak son zamanlarda Türkiye’de yaşanan olaylara baktığımızda o kirli ellerin halâ yakamızdan düşmediğini görüyoruz. Elbette sürekli olarak geçmişte yaşayıp günümüzü yaşamaktan geri durmayacağız fakat tarihini bilmeyen milletlerin kökü olmayan ağaçlar gibi devrilip gideceğini de asla aklımızdan çıkarmamalıyız.

Türk Milleti olarak binlerce yıldır elde ettiğimiz başarıların ardında yatan gerçeğin sadece askerî anlamdaki zaferlerden ibaret olmadığının farkında olmalıyız, bunun yanında zekâsı ve sezgisiyle bilimde, teknikte, sanatta, sosyal yaşamda, siyasal hayatta insanlık kültürüne sağladığımız katkıları da göz ardı etmemek gerekir. Aksi halde binlerce yıldır, tarihin en stratejik coğrafyalarında yüzlerce yıllık güçlü devletler kurabilmek mümkün olamazdı.

Geçmişte yaşamış atalarının neler yaptıklarını öğrendikçe her yeni gelen neslin kendine olan güveninin artacağına olan inancım tamdır.

"Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” diyerek bizlere ışık sunan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün aziz ruhuna buradan seslenmek istiyorum,

Ata’m! yüce Türk Milleti’nin evlatları olarak, her birimiz senin hedef gösterdiğin muasır medeniyet yolunda yılmadan ve usanmadan çalışmaya, aklı ve bilimi rehber edinerek her alanda dünya insanlığına eşsiz ve benzersiz katkılar sunmaya devam edeceğiz. Bu bilinçle gelen her yeni neslin her daim daha iyisini yapabileceğine olan güvenimiz, inancımız sonsuzdur. Bu uğurda şanlı bayrağımıza ve kadim devletimize olan bağlılığımız tamdır.

Ey! Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK, aziz ruhun başta olmak üzere devletimizin ve milletimizin gelişmesinde, kalkınmasında emeği ve katkısı olan herkesi minnetle ve şükranla anıyor herbirinin önünde tazimle eğiliyoruz. 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI