izmir escort bayan
bursa escort
TEMEL SORUN ‘TEOG’ MU?
Hasan Soner Kırkuşu >

TEMEL SORUN ‘TEOG’ MU?

Teog, ‘Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş’ sınavı, şu aralar çok konuşuluyor.

Evet önemli bir konu. Ülkemizde en fazla konuşulan birkaç sınavdan biri Teog. Diğerleri ise LYS ve KPSS.  Her biri başlıbaşına önemli sınavlar. Bu sınavları geçeceksiniz ki taa küçük yaşlardan itibaren hayalini kurduğunuz mesleğinize kavuşasınız. Ya da hiç de o zamana kadar aklınızda olmayan bir hayata adım atasınız, dersem yanlış da olmaz hani.

Niçin böyle söylüyorum çünkü uzun yıllar çözüme kavuşturamadığımız, bireylerin kişisel gelişimine katkı sunarak onları kâmil mânâda hayata hazırlayamayan bir eğitim sistemimiz var. İnsan kazanmaya değil insan elemeye yönelik bir üst öğrenime hazırlama sistemimiz var.  Bu sisteme insan öğütme makinası olarak da bakılabilir aslında.

Anne-baba eğitiminden geçmiş bireylerin artık belli bir yaşa geldikten sonra örgün eğitime katıldığını biliyoruz. Tüm dünyanın da kabul ettiği başlıca örgün eğitim ve öğretim kademeleri esasen şunlardır; okulöncesi eğitim, temel eğitim, ortaöğretim ve yükseköğretim kademeleri.

Bizim ülkemizde eğitim ve öğretim hayatının ilk basamağı denilince genel olarak ilkokul 1.sınıf aklımıza gelmektedir. Oysa dünyanın en gelişmiş ülkelerinde örgün eğitim ve öğretimin ilk basamağı olarak okul öncesi eğitim kabul edilmektedir. Bu eğitim dünyanın en çağdaş kabul edilen ülkelerinde zorunludur ve 4-6 yaş aralığını kapsamaktadır. Ancak bizde henüz ilköğretim ve diğer üst kademelerin sorunlarından başımızı bir türlü kaldıramadığımızdan olsa gerek okulöncesi eğitim velilerin isteğine bırakılmış durumdadır.

Okulöncesi eğitimi almış çocukların ilköğretim 1.kademesinde sergiledikleri tutum ve davranışlarının, bilişsel ve psikomotor becerilerinin, okulöncesi eğitimi almamış yaşıtlarına göre gözle görülür ve hissedilir bir şekilde önde olduğu bir gerçektir. Okul öncesi eğitimi almış çocukların bir üst öğrenime devam ettiklerinde kendilerine güven konusunda daha az zorlandıklarını, daha sosyal olduklarını, akademik başarılarının daha üst seviyede olduğunu, değerler bilincinin daha gelişmiş olduğunu, el,kol, ayak koordinasyonunun ve diğer psikomotor becerilerinin daha hızlı bir şekilde gelişmeye açık olduğunu kısacası bir üst öğrenim olarak bildiğimiz temel eğitimin 1.kademesine daha hazır olduğunu eğitimcilerin tamamı ifade etmektedir.

Fakat her nedense ve ne tuhaftır ki bir insanın hayatında olduğu kadar bir ülkenin gelişmesinde ve kalkınmasında bu derece önemli olan bu eğitim kademesi bizde diğer eğitim ve öğretim kademelerine göre en geri kalmış durumdadır.

Böyle bir boşvermişlik içinde Türkiye’de doğan çocukların bir kısmı bilinçli anne ve babaları sayesinde okulöncesi eğitimi aldıktan sonra bir zamanlar 7 yaşında son birkaç senedir ise 6 yaşına geldiğinde ilköğretimin 1.kademesinin başlangıcı olarak bildiğimiz 1.sınıfa başlamaktadırlar.

Bu çocuklarımız dört duvar arasına sıkıştırılmış bir şekilde daha 1.sınıftan itibaren etütlere dahil edilerek, önlerine hiç abartısız olarak söylüyorum testler konularak, beden eğitimleri, görsel sanatlar, müzik ve diğer duyuşsal-psikomotor becerilerini, yeteneklerini geliştirmeye yönelik eğitimleri neredeyse yok farzedilerek, sadece ve sadece akademik boyutta gelişimlerine önem verilerek adeta daha 6 yaşında eğitime karşı bakış açıları köreltilmektedir.

Anne ve baba olan hepimiz çocuklarımızdan “okulu sevmiyorum”, “okula gitmek istemiyorum” cümlelerini duyar olduk. Yetişkinler gibi küçücük çocukların hafta sonlarını iple çeker hale geldiklerine şahit oluyoruz.

Nedeni çok açık değil mi?

Daha küçük yaşlardan itibaren çocuklarımız okulu sevmiyor, okulda bulunmaktan haz duymuyorsa bunun en önemli sebebi okula gittiklerinde kendilerini yarı açık cezaevlerine girmiş gibi hissetmeleri değilse nedir. Bunun başka bir açıklaması yok.

Çocuklarımız temel eğitimlerine başladıkları andan itibaren adeta artık özel bir birey olarak kabul edilmemektedirler, kişilikleri yok farzedilmektedir, çocuklar çocukluklarını yaşayamamaktadır, yarış atı muamelesi görmektedirler. Okuldan çıktıklarında dahi durdurak bilmeden saatlerce akşamlara kadar hattâ yatana ödev yaptırılmaktadırlar, iple çekilen hafta sonları dahi o kurstan bu kursa koşturularak adeta dünyaya geldiklerine pişman edilmektedirler. Hani derler ya, analarından emdikleri süt burunlarından getirilmektedir.

Eğitim sistemimizdeki en büyük sorun işte budur. En büyük hatamız bütün bunları bir üst öğrenime hazırlamak adına yaptığımızı sanmamızdır, çağdaş ve kalkınmış bir toplum yapısına kavuşmak için bu yöntemin en doğrusu olduğunu düşünmemizdir.

Şimdilerde ne yapıyoruz peki. Aile eğitiminden sonra en önemli kabul edilebilecek okulöncesi eğitimini zorunlu hale getirememiş bir ülke olarak, bu eğitim kademesinin insan ve toplum hayatındaki önemini kavrayamamış bir ülke olarak şimdi kalkmış TEOG’u konuşuyoruz.

Deveye sormuşlar neren doğru diye. Deve ne demiş bilirsiniz…

Deprem Dede’yi hatırlar mısınız? Hani 1999 Marmara depremi ile birden bire hepimizin tanıdığı ve çok sevdiği rahmetli Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara'yı. Deprem Dede, hepimizin hafızalarına kazınan şu ifadeyi kullanmıştı hatırlayın:

“Deprem öldürmez, binalar öldürür.”

Binaların sağlamlığının ise temeline bağlı olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Bir bina yapmadan önce zemin etüdü yapılır, ona uygun temel atılır, daha sonra da en sağlam malzemeler kullanılarak bina inşa edilir.

Eğitim sistemimizi de bir binaya benzetecek olursak, depremi de dünyadaki gelişmeler ve çağdaş dünyanın hızlı gelişimi olarak düşünürsek, eğitim sistemimizde yer bulan TEOG’u bu binanın neresine oturtabiliriz sizce? Olsa olsa, üçüncü katından dördüncü kata geçiş merdiveni olarak düşünülebilir.

Binanın temelini aile eğitimi olarak düşünürsek, birinci katını okul öncesi eğitim, ikinci katını temel eğitimin 1.kademesi olan ilkokul, üçüncü katını temel eğitimin 2.kademesi olan ortaokul, dördüncü katını ortaöğretim olarak bildiğimiz lise, beşinci katını yükseköğretim, altıncı katını ise toplumsal yaşam içinde yer bulan her türlü iş ve uğraşlar olarak kabul etmek gerekir. Bu en üst katın aynı zamanda dünyadaki bütün diğer binalarla da bağlantısı olduğunu düşünmeliyiz çünkü bu en üst kat sizi dünyadaki bütün zenginliklere kavuşturan bir kattır.

Ve yine bu binanın her bir katında bireylere sunulan büyük değerler olduğunu düşünelim, dolayısıyla bu katların her birine sırasıyla uğrayıp her bir katın zenginliklerini de yanına alarak en üst kata böylece ulaşmak mümkünken doğrudan hiçbir kata uğramadan sadece merdivenleri kullanarak ya da bir asansörle en üst kata daha az bir zenginlikle ulaşmak da mümkün olur.

Ancak her ne şekilde olursa olsun bu binanın en dikkat edilmesi gereken yeri temelidir yani aile eğitimidir. Aile eğitiminden sonra örgün eğitimin ilk basamağı olan okulöncesi eğitimin önemini de yadsımamak gerekir. Bunlar çok önemlidir ve hayatîdir.

Dünyada her an yaşanan değişimlere ve gelişmelere karşı binamızın sağlam ve dayanıklı bir biçimde, uzun ömürlü olmasını istiyorsak bu sıralamaya dikkat etmeliyiz.

TEOG mu? TEOG sadece üçüncü kattan dördüncü kata çıkmaya yarayan bir merdivendir. Daha önemli olan, zemin etüdüne dayalı sağlam bir temel atmak ve katlardaki zenginliklerdir.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI