AT İZİ İT İZİNE KARIŞMAZSA İYİDİR…
Hasan Soner Kırkuşu >

AT İZİ İT İZİNE KARIŞMAZSA İYİDİR…

Kuzey Irak’ta gerçekleşen referandum sonuçları henüz tam olarak kesinleşmedi ancak gelen bilgilere bakılırsa zaten beklenen oldu. Kuzey Irak Eyaleti, Barzanistan’ın kurulması yönünde şimdilik önemli bir dönemeci geçmiş görünüyor.

Referandum sonrasında ülke içinden ve ülke dışından yapılan açıklamalara bakıldığında acaba Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da kaç kişinin tatmin olduğunu söylemek mümkündür?

Yapılan tüm açıklamalara bakıldığında adeta aklımızla oyun oynanıyor, çocuk eğlendiriliyor.

Barzani cephesinden yapılan açıklamalara baktığımızda şimdilik sadece referandum yapıldığını, 26 Eylül sabahı itibariyle referandum sonucuna bakarak bağımsızlık ilân edilmeyeceğini, başta Irak merkez hükûmeti olmak üzere sınır komşularının sakin olmaları gerektiğini işitiyoruz. Öyle ki Kuzey Irak’ta referanduma giden Barzani, günü ve zamanı gelince Türkiye ile olan ilişkilerinin tekrar eskisi gibi olacağını ümit ediyor, hattâ tüm bu olanlar ile ilgili olarak da Türkiye’yi ikna edebileceğini düşünüyor.

Ülke içindeki bir takım siyasîlere dönüp bakıyorum daha da şaşkına dönüyorum.

Hpd cephesinden Leyla Zana’nın BM Genel Sekreteri Guterres’e yazdığı mektup hepinizin dikkatini çekmiştir. Ne diyor mektupta;

“… Dünya’nın statüsüz bıraktığı devletsiz, ender halklardan olan Kürtler, geçtiğimiz yüzyılı katliamlar, enfaller, sürgünler, inkâr ve asimilasyon politikalarıyla geçirdi.

Kürdistan coğrafyası tarihin ve yaşamın hakkaniyetinden uzak anlaşmalarla egemen devletlerin çıkarlarına kurban edilerek parçalandı…” diye başladığı mektubunda 2 defa ‘Güney Kürdistan’ ifadesini, 9 defa ‘Kürdistan’ ifadesini kullanmıştır.

Mektubunda Zana’nın Suriye ve Irak ifadelerini kullanmak yerine ‘Güney Kürdistan’ ifadesini kullanması esasında gelecekteki niyetlerini tekrar tekrar ele vermektedir, Zana gibiler çoktan Irak'taki yapılanmayı Suriye ile birlikte düşünür duruma gelmişler zaten bu çok açık değil mi? Üstelik 'Güney Kürdistan' ifadesini kullanarak şimdilik gelecekte kurmayı düşündükleri sözde devletin sadece bir bölümünden bahsetmiş olmuyor mu sizce?

Anlayacağınız benim ülkemin Ağrı ilinden milletvekili olan, her ay çatır çatır bu milletin vergilerinden ödenen maaşı bir güzel boğazından geçiren bu zat, yine benim ülkemin bir bölümünün gelecekte ‘Kürdistan’ topraklarına dâhil olacağını rahatlıkla uluslararası arenada en yetkili kuruluşlardan biri olan BM’ye söyleyebiliyor ve bununla ilgili olarak da şimdilik yapılan referandum için desteklerini bekliyor.

Kürdistan zaten varmış, sanki böyle bir ülke kurulmuş böyle bir coğrafya atlaslarda yer alıyormuş gibi kasıtlı olarak, tam bir algı yaratma bilinciyle yazılmış mektupta yetmezmiş gibi ‘Güney Kürdistan’ ifadesinin bilerek kullanıldığı ortadayken bu ayrılıkçı zihniyetin kafasında zaten ‘Kürdistan’ kurulmuş, Irak ve Suriye ise çoktan kendi içlerinde bölünerek sözde devletlerine entegre olmuş durumdadır. Sadece varlığı uluslararası antlaşmalarla onaylanmadığı için ismi konulmamış durumdadır. Meclisi, bayrağı, parası, güvenlik güçleri, eğitim ve sağlık kuruluşları vs. herşeyleri hazır durumdadır. Sadece ve sadece referandum gibi bir takım küçük ayak oyunlarıyla uluslararası arenaya yavaş yavaş dahil olmanın son çırpınışlarını yapmaktadırlar.

Bizdeki yine bir başka ilimiz olan Diyarbakır’dan milletvekili seçilen Galip Ensarioğlu gibi bazı siyasîler de açıkça böyle söylemese de olan biteni biraz daha masum gösterme çabasına girerek yumuşatma derdindedirler. Ensarioğlu düşüncesinde olanlara göre ise referanduma karışılmamalı, bu tür gelişmeler o bölgede yaşayan halkların son derece özgürce tutum ve kararları olarak algılanmalı, hatta geçen bir Tv kanalında da ifade ettiği gibi Kerkük, Kürt yönetimine bırakılarak böylece oradaki Türkmenlerin can ve namus güvenlikleri teminat altına alınmalıdır.

Oysa, Irak’ın kuzeyinde gerçekleşen referanduma Türkiye içinden gösterilen tepkiler haklıdır. Çünkü Irak Kürtlerinin dahi tamamını temsil etmeyen Barzani gayrimeşru referanduma giden süreci hazırlamıştır.

Dolayısıyla bize susun, konuşmayın önce Irak’ta sonra Suriye’de kurulacak olan oluşumları sonrasında ise Irak ve Suriye’deki Kürt yönetimlerinin birleşmesini televizyonlarınızın karşısına geçerek dizi izler gibi izleyin denilmemeli. Merak etmeyin bir şey olmaz, oradaki bir oluşum yarın öbür gün bizden de toprak talep etmez gibi yaklaşımlarla bu millet uyutulmaya çalışılmamalı.

Zana’nın dedikleri ortadayken gözümüz her zaman açık olmalı. Ne diyordu Zana sözde devlet için, ‘Güney Kürdistan’ diyordu değil mi? İşte bunu duymamazlığa gelip kulağımızın üstüne yatamayız.

Zana gibilere sormak gerekir, ‘Güney Kürdistan’ olarak çoktan belirledikleri sözde devletin kuzeyi neresidir? Neresi bu sözde kurdukları devletin kuzeyi? diye. Tabi ki benim ülkemin Güneydoğusu ve Doğusunun bir bölümü. Herşey açıkça ortada değil mi? Görünen köy kılavuz ister mi?

Adamlar kalkmışlar Irak’ın kuzeyinde dünyada İsrail’den başka hiç kimsenin açıkça desteklemediği bir referanduma gidiyorlar, bu referandum sırasında sağda solda, yerde gökte kullandıkları sözde ‘Kürdistan’ haritasının kuzeyi benim ülkemin topraklarını içeriyor, basının bu ne iştir yahu sizin haritanızın bir bölümü Türkiye topraklarını içeriyor sorusuna sessiz kalıp cevap vermeyerek Türk halkını ürkütmeme çakallığına yatıyorlar sonra da benden uykuya yatıp sesimin çıkmamasını istiyorlar.

Şunu herkes biliyor ki, milliyetçilik ırkçılık değildir. Asla da olamaz. Milliyetçilik vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumak ve kollamaktır. Bu ülkenin sınırları içinde yaşayan herkesi her ne olursa olsun kanunlar önünde eşit görmektir. Hiçbir ayrım yapmadan herkesin eşit fırsatlardan yararlanarak bu ülkenin ve bu milletin kalkınması ve muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmasını istemektir. Eğer eşit fırsatların oluşmasının önünde engeller varsa da bu engellerin ortadan kaldırılması için çabalamaktır.

Türk Milliyetçiliginin farklılıklardan kuvvet alan özelliğini de hatırlattıktan sonra, hiçbir zaman Irak'ın kuzeyinde referanduma evet diyen Kürtler ile Türkiye’deki Kürtleri aynı kefeye koymadığımızı anlamamız gerekir.

Beyninin en kuytu kıvrımlarında ırkçılığı barındıran ancak sözde insancıl hukuk savaşçısı gibi görünüp  barış ve özgürlük teraneleriyle halkı uyutmaya çalışanlar bunu anlayamazlar. Bop ağızlarıyla bu milleti aldatamazlar. 

Bu gidişle at izi gerçekten it izine karışmazsa iyidir..


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI