BOP DİRENCİ
Hasan Soner Kırkuşu >

BOP DİRENCİ

Irak ve Suriye’de yaşanan son gelişmeler Abd’nin bölge üzerindeki politikalarını gözden geçirmesine sebep olabilir. Özellikle Barzani’nin dayatması ile Irak’ın kuzeyinde gerçekleşen, İsrail dışında açıktan kabul görmeyen, Abd’nin ise zamansız olarak nitelediği tartışmalı referandum sonrasında Irak, Türkiye ve İran’ın adeta işbirliğine gitmesi, bununla birlikte önemli bir aktör olan Rusya'nın da yer aldığı Astana sürecininin yansıması olarak şu anda İdlib üzerine gerçekleşen bir harekâtın başlaması Abd’nin bölge ile ilgili politikalarının değişebileceğinin işareti olarak algılanmalıdır.

Herşeyden önce bunu söylebilmemizin en önemli dayanağı olan ve bölge ile doğrudan ilintili olan BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)’u hatırlatmak isterim.

BOP, her ne kadar birçok kişi açısından Abd’nin son dönemlerde uygulamaya koymaya çalıştığı bir proje olarak bilinse de esasen bu proje ilk olarak 1.Dünya Savaşı sonrasında hayata geçirilmeye çalışılmıştır. Projenin nihai amacı Afrika’nın Atlantik kıyısındaki Fas’tan başlamak üzere Pakistan’a kadar, Karadeniz’e kıyısı olan Türkiye’den başlamak üzere Hint Okyanusu’na kıyısı bulunan Yemen’e kadar olan büyük müslüman coğrafyasında demokratik bir sürecin yerleşmesini sağlamaktır!?

Bahsi geçen bu büyük coğrafyada demokrasinin yaşanmasını sağlamak Abd’nin gerçek amacı mıydı peki? Yani binlerce kilometre ötedeki Abd, Müslümanların yoğun olarak yaşadığı bu coğrafyada yaşayan insanların kara kaşı kara gözü için mi demokrasi ihraç etmek istiyordu acaba?

Gerçekte yatan nedenin bu olmadığını biliyoruz. Asıl neden özellikle 90’ların başından itibaren tek kutuplu görünüme kavuşan dünyada, aynı dönemde sosyalizm tehlikesinin büyük ölçüde bertaraf edilmiş olduğu bir dünyada, kapitalist dünya düzeninin bu coğrafyaya pazarlanmak istenmesiydi. Yani kapitalizmin küresel güçleri, nüfusunun çoğunluğu Müslümanlardan oluşan bu büyük coğrafyayı kendileri için bir pazar olarak görmek istiyorlardı ve demokrasi bahanesi ile bu bölgeye kendilerince çekidüzen vermek istiyorlardı. Ancak tekrar hatırlatmakta fayda var, bu proje 90'lardan çok öncesine dayanan bir projeydi.

1.Dünya savaşı sonrasında müslüman coğrafyaların sınırlarının kimler tarafından nasıl çizildiğine, bu coğrafyanın yönetimlerinin kimi zaman aşiret çatışmalarından kimi zaman mezhep farklılıklarından kimi zaman ise din ve  milliyet farklılıklarından yararlanılarak kimlere ne şekilde teslim edildiğine bakılırsa, kendi ülkemizde ise 1940'lı yıllarda yapılan Abd ile karşılıklı işbirliği antlaşmalarına 1950’lerde hayata geçen Marshall yardımının arka planına, Nato şemsiyesi altına alınmamıza, ılımlı İslâm projelerinin hangi dernek, hangi cemiyet, hangi birlik, hangi vakıflar kanalıyla desteklendiğine bir göz geçirilirse, askerî darbelerin öncesine ve sonrasına göz gezdirilirse,  İran-Irak Savaşı, 1. Ve 2.Körfez Savaşları ve ardından Arap Baharı’nın sonrasında yaşananlara dikkat edilirse aslında ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.

Anlayacağımız bu proje baba Bush döneminden sonra ortaya atılmış son 20-30 yılın projesi olmayıp koca bir yüzyılı devirmiş bir proje olarak karşımızda durmaktadır. Ve bunca zamandır bu projenin ana aktörü sayılabilecek Abd, tam ortasında bulunduğumuz bu bölgenin de en önemli siyasi ve ekonomik dinamiklerinden olarak hep olayların merkezinde olmuştur.

Son yıllara, hattâ halen de devam etmekte olan şu son Suriye İç Savaşı’na kadar Abd ile Türkiye’nin stratejik ortak olduğunu da söylemeye gerek yok sanırım.

Abd ile stratejik ortaklığımızın ise son zamanlarda çatırdağının neredeyse yerinde yeller estiğinin de farkındayız herhalde.

Bunun en önemli nedenleri olarak; Abd’nin, Türkiye’nin beka uyarılarına rağmen Pkk uzantısı Pyd/Ypg unsurlarına açıktan tırlar dolusu her türlü silâh ve mühimmat yardımı yapmasını ve  yine aynı şekilde beka sorunu olarak gördüğümüz güneyimizdeki sözde Barzanistan’dan başlamak üzere Akdeniz’e ulaşması muhtemel bir koridor oluşumuna Abd'nin kimi zaman zımmen kimi zaman ise alenen destek vermesini söyleyebiliriz.

Ancak öyle bir noktaya gelinmiştir ki, Abd’nin ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nin en azından gelinen şu süreçte hayat bulamayacağı ortadadır. Çünkü bu projenin sadece Türkiye’nin bekası açısından değil, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü açısından da, dolayısıyla Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü üzerinden politika üreten İran ve Rusya’nın çıkarları açısından da hiçbir şekilde destek bulamayacağı ortadadır.

Abd’nin şu an için, içten içe destek verdiği ve zamanlama hatası yaptığını düşündüğü Barzanistan’ın bağımsızlığına göz yumması BOP'un hayata geçmesi için yeterli olmayacaktır. Pyd/Ypg’ye her türlü desteği vermesi, Suudi Arabistan’ın da içinde yer aldığı kutsal ittifakla aynı ışıklı küreye el koymasının da işe yaramayacağı ve bütün bunların sonuç üreten politikalar olmadığı artık ortaya çıkmış durumdadır.

Özellikle bölgedeki Türkiye, İran ve Rusya ittifakı Abd’nin yüzyıldır gerçekleştirmeyi arzuladığı BOP’u çaresiz bir duruma düşürmüştür.

Türkiye de zaten bu saatten sonra Davutoğlu eksenindeki dış politikasının iflas ettiğini kabul etmiş durumdadır ve bu nedenledir ki İran ve Rusya ile dolaylısıyla da Irak ve Suriye merkezi yönetimleri ile ittifak halinde olması en doğru yoldur. Şu anda atılan adımların yani Suriye’nin ve Irak’ın toprak bütünlüğü noktasında atılan adımların gerek kendi bekamız gerekse bölgenin bekası açısından en doğru politikalar olduğuna kanaat getirmiş durumdayız.

Fakat bu arada Abd ile aynı ışıklı küreye el basan Suudi Arabistan kralının geçenlerde tarihinde bir ilk olacak şekilde Rusya’ya gittiğini, Rusya’nın gelinen bu süreçte ikna edilmeye çalışıldığını, gizli kapılar arkasında her türlü çıkar anlaşmalarının yapılmaya çalışıldığını da gözden kaçırmamak gerekir. Neticede devletler arası münasebetlerde aynen matematiksel denklemlerde olduğu gibi denklemin her iki tarafındakilerin birbirini eşitlemesi için zaman zaman taraf değiştirmeler olabileceğini de unutmayalım.

Dolayısıyla her ne kadar son yaşanan İdlib harekâtında Astana süreci işliyor gibi görünse de, üstelik Abd, bu harekâtı Türkiye’nin terörle mücadelesindeki meşru hakkı olarak görse de aynı Abd’nin, BOP’un son nefesini vermemesi için, direndiğine de şahit oluyoruz.

Abd'nin, yüzyıldır yürüttüğü bu projenin başarıya ulaşması için zaman zaman ortak paydalarda buluşabilmek adına bölgedeki aktörlerden bazılarına daha fazla pay verebileceğini, paydaları eşitledikten sonra ise sadeleştirmeye gidebileceğini unutmamak gerekir.

Dolayısıyla bizim de adımlarımızı atarken, millî sınırlarımızla beraber Türk dünyasını korumak paydasında buluşmak şartıyla dikkatli olmamız gerekir.

 İletişim: hasans@tekirdagnethaber.com Tel:0282 260 1385 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI