KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇTIR
Hasan Soner Kırkuşu >

KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇTIR

Abd’nin Türkiye’ye ile ilgili olarak açıkladığı, vize uygulamalarını askıya alma kararı her iki ülke arasında esen soğuk rüzgârların şiddetinin yoğunlaştığı anlamına gelmektedir. Bu yönde bir karara karşılık Türkiye’nin de mütekabiliyet esasları doğrultusunda hiç vakit kaybetmeksizin aynı tepkiyi vermesi ise şimdiye kadar stratejik ortak olarak kabul edilen iki ülke arasındaki ortaklığa dayalı beklentilerin ne derecede törpülendiğini göstermektedir.

Her iki ülkenin diplomatik areneda karşılıklı olarak birbirlerine kılıç çekmiş olmaları ilişkilerin gelecekte hangi boyutlara varabileceğine ilişkin tahmin edilmesi zor  soruların sorulmasına neden olmuştur.

Daha önceleri buna benzer restleşmelerin Rusya'ya karşı da yapıldığını hatırlarsak, bu türden karşılıklı restleşmelerin bizi artık her geçen gün bölge ülkeleri ile daha sıkı işbirlikleri içerisine ittiğini görmemiz gerekir. 

Türkiye’nin uzun yıllardır Abd'den son zamanlarda  ise daha çok Rusya'dan yana uygulamaya koyduğu bu uluslararası denge siyaset tarzının ülkemiz için geçici avantajlar sağladığını, aynı zamanda bir takım tavizler verilmesine kadar varabilen dezavantajları da beraberinde getirdiğini artık görebiliyoruz.

Denge siyaseti uygulaması, bu siyaseti uygulayan ülkenin zamanla taviz üzerine tavizler vermesine neden olurken farkında olmadan uzun dönemde, geleceğini stratejik ortaklara teslim etmeye kadar varan yanlış adımlar atmasına neden olmaktadır. Aynı zamanda denge siyaseti güden ülkenin, bir başka yabancı devletin himayesine giriyor görüntüsünü vermesi de tam bağımsızlığa ters bir durum ortaya çıkarmaktadır.

Böyle bir siyaset anlayışı ile esasen kendi ellerimizle aktörlük yerine dublör olmayı tercih etmiş oluyoruz.

Yine denge siyaseti, bu siyaseti güden devletin zaafiyetini ortaya koymakla kalmayıp her an dış destekten mahrum bırakılma riskinin de yüksek olmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu siyaseti uzun süreli olarak güden devlet, zamanla güdülen bir devlet durumuna da düşmektedir.

Türkiye’de de dış politik dengelere bakıldığında, bir ara Abd yanlısı görünüp Nato çıkarlarının en güçlü savunucusu iken şimdilerde Rusya’ya yakınlaşma çabalarımızdan neticeler almaya çalıştığımıza, Nato şemsiyesinden yavaş yavaş uzaklaşmakta olduğumuza, Abd’nin çıkarları ile ters düştüğümüze şahit oluyoruz.

Türkiye bu adımları atarken belki de geç dahi kalmıştır diyebiliriz. Çünkü Abd çıkarlarının ülkemizin bekası açısından son derece tehlikeli sonuçlara gebe olduğu uzun zamandan beri biliniyordu. Abd’nin hayata geçirmeye çalıştığı BOP’un en küçük bir başarıya ulaşmasının dahi Türkiye’yi doğrudan olumsuz olarak etkileyeceği, Türkiye’de bir beka sorunu ortaya çıkaracağı ortadaydı. Yetmiyormuş  gibi artık açıktan açığa Barzanistan’ın kurulması için desteklenmesi, Akdeniz’e ulaşabilecek bir terör koridorunun oluşması için bölgede bulunan bizzat Türk ve Türkiye düşmanı olan Pyd/Ypg unsurlarına hertürlü yardımın yapılması, Türkiye’yi etkisizleştirmek için böylesi terör örgütleri ile işbirliği içine gidilmesi bunun birer kanıtı olarak karşımızda durmaktadır.

Abd, bölgedeki çıkarlarını gerçekleştirmek adına ısrarcı olacağa benzemektedir. Son yaşanan vize krizi ile Türkiye’ye gözdağı verilmek istendiği açıkça ortadadır. Abd daha da ileri giderek tüm kuvvetleriyle birlikte BOP'u gerçekleştirme adına bölgeye girme kararı da alabilir. Tabi ki bu sadece küçük aynı zamanda da zayıf bir ihtimal.

Bunu yapabileceği en değerli stratejik ortağı olarak İsrail ile birlikte şu anda bölgede Suudi Arabistan kalmıştır. Ancak Daeş ile mücadeleyi bahane ederek bölgeye bütün güçleriyle birlikte girmesi halinde Rusya ile de anlaşması muhtemeldir.

İşte böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi durumunda Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüklerinin korunmasının hayal olacağı aşikardır. Üstelik bu durumun sonucu ve devamı olarak İran ve Türkiye’nin de beka sorunlarını daha derinden hissedeceklerini söyleyebiliriz.

Henüz son adımların atılmadığı bu coğrafyada, kırk tilkinin kırkının da kuyruklarını birbirine değdirmeden bir politika yürütmek mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin bu noktadan sonra atılacak adımlarını atarken daha dikkatli davranmasında yarar vardır. Denge siyasetinin giderek bizi köşeye sıkıştırdığının farkında olarak, bölgede aktörlerden biri olmak için adımlar atmamız gerektiğini görmeliyiz. Aksi halde bölgeye uzaklardan gelerek adeta burada at koşturmak isteyen Rusya ve Abd gibi iki aktöre meydanı bırakırsak başımıza daha büyük belaların açılacağını anlamamız gerek.

Her ikisine de güvenmenin bizi ne gibi felaketlere sürükleyebileceğini, aslında her ikisinin de yoktur birbirinden farkı anlayışıyla temkinli davranmakta yarar olduğunu, en büyük stratejik ortaklarımızın komşu ülkelerin merkez yönetimleri olduğunu çoktan anlamış olmamız gerekir.  

Komşularımızın da artık yıllardır içlerinde barındırdıkları ve zaman zaman bize karşı kullandıkları terör örgütlerinin, şimdilerde gelip kendilerinin beka sorunu haline dönüştüğünü görmüş olması gerekir.

Birbirimizin ayaklarına basarak, ayaklarımıza çelme takarak aslında bölge üzerinde emelleri olan Abd’ye, Rusya’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya, Almanya’ya ve hatta Çin’e hizmet ettiğimizi bugünlere gelindiğinde daha iyi anladık sanırım.

Yaşananlar ve yaşanması muhtemel tehlikeler artık şunu göstermektedir ki komşu komşunun külüne muhtaçtır. Bölgenin Türkiye ve İran üzerinden Orta Asya’ya kadar uzanan hinterlandının da olduğunu düşünürsek ortak çıkarlar doğrultusunda, coğrafya kökenli birliktelikler kurmaktan başka çaremizin olmadığı açıkça ortadadır.

 İletişim: hasans@tekirdagnethaber.com Tel:0282 260 1385 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
CHP'DEN İSTİFA ETTİ.  AK PARTİYE GEÇTİ
CHP'DEN İSTİFA ETTİ. AK PARTİYE GEÇTİ