AMERİKA'YI  KEŞFETMEK
Hasan Soner Kırkuşu >

AMERİKA'YI KEŞFETMEK

Yıllar önce Tekirdağ Namık Kemâl Lisesi’nde okurken Millî Güvenlik Dersimiz vardı. Dersimize gelen rütbeli bir subay olurdu. Rütbeli subay, sınıfa gelmeden önce sınıf başkanı kapıya konuşlanır ve onu görür görmez ‘Dikkat!’ çekerek tüm sınıfın ayakta ve dimdik vaziyette beklemesini sağlardı. Subay öğretmen sınıfa girer ve ‘Merhaba çocuklar’ dedikten sonra tüm sınıf yüksek sesle ‘Sağol’ diyerek yerine oturur ve derse başlanırdı.

Derste ilk olarak ‘Millî Güvenlik ne demektir?’ sorusunun cevabı verilmişti, daha sonra ilerleyen haftalarda ‘Terör ve Anarşi ne demektir?’, ‘Türkiye’nin Dünya Üzerindeki Stratejik Konumu ve Önemi', ‘Türk Ordusunun Yönetim Yapısı’, ‘Atatürk’ün Yurtta Barış Dünyada Barış İlkesinin Önemi’, ‘Sıcak Savaş ve Soğuk Savaş’, 'İç Tehdit ve Dış Tehdit', ‘Saldırı Anında İkaz ve Alarm İşaretleri’  gibi konuların işlendiğini az çok hatırlıyorum. Hatta ordumuzun sahip olduğu bir takım silâhların, techizatın özelliklerini, ordu içindeki rütbelerin sıralanışı, ordumuzda kullanılan flamalar gibi konuların da işlendiğini hatırlıyorum.

Daha o yıllarda ülkemizin dört bir tarafının düşmanlarla çevrili olduğu gibi bir anlayış benimsetilmeye çalışılıyordu bu derste, batımızda Yunanistan ve Bulgaristan’dan tutun doğumuzdaki sınır komşularımız ve güneyimizdeki komşularımızın teker teker ülkemiz üzerindeki emellerinden, destekledikleri terör örgütlerinden bahsediliyor ve su uyur düşman uyumaz mesajı verilerek gözümüzü dört açmamız gerektiği vurgulanıyordu.

Dolayısıyla ülke güvenliği okul derslerinde ayrıca bir ders olarak yerini buluyor, bu konu özellikle önemseniyordu.

Tabiki bizim nesil, doğal olarak gençliğin o ilk yıllarından itibaren dört bir tarafımızın düşmanlarla çevrili olduğunu düşünür ve bu ülkelerden dost olmaz anlayışına sahip olurdu.

Ama bir taraftan da muasır medeniyet yolunda emin adımlarla ilerlemek ve sürekli kalkınmak isteyen bir ülke olma idealiyle yetişirdik.

Anlayacağınız, hem bir taraftan gelişmek ve kalkınmak istiyorduk ama diğer taraftan dört bir tarafımızın gelişmemizi ve kalkınmamızı istemeyen ülkelerle dolu olduğunu düşünüyorduk.

Böyle düşünüyorduk çünkü bize bu öğretilmişti. Böyle düşünmemiz istenmişti. Böyle düşünmemiz bekleniyordu.

Öncelenen millî güvenlik endişesiyle ve korkularla üniversitelere gittik, üniversitelerden mezun olduk ve hayata atıldık.  Bir kısmımız yönetim anlamında memleketin belli mevki ve makamlarına geldik, bulunduğumuz mevki ve makamlarda da doğal olarak öğrendiklerimizi uygulamaya başladık.

Özellikle dış politikalarımızı belirlerken bu öğrendiklerimizin etkileri açıkça kendini hissettirmeye başladı.

Her an komşularımızın bize saldıracağı, bizim kuyumuzu kazdıkları, amaçlarına ulaşmak için terör örgütleri ile ilişkiler kurdukları, ülkemiz içinde anarşi ortamının oluşmasına yardımcı oldukları gibi bir düşünce yapısına sahip olan bizim neslin dış politika dehası! devlet adamları, muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için çareler aramaya başladılar.

Düşünüldü taşınıldı, ilk başlarda Avrupalı devletlere çok güvenemeyeceğimiz anlaşıldı çünkü İngiltere, Fransa, İtalya gibi bazı devletler çok değil 20.asrın ilk çeyreğinde topraklarımızı işgal edenler arasında bulunuyordu fakat 1.Dünya savaşı yıllarındaki müttefikliğimizden dolayı adeta kader arkadaşlığı yaptığımız Almanya’ya daha yakın durulabilirdi.

Bir taraftan da batılıların muasır medeniyet yolunda bizden haylice ileri olduğunu görmezden gelemezdik yani tam olarak da bütün Avrupayı elimizin tersiyle itemezdik. O halde ne yapmalıydık, hiç olmazsa Almanya gibi dost bir ülkenin de desteğiyle ‘Avrupa Birliği’ne üye olabilirdik ve ilişkileri Avrupalılarla sıcak tutmaya karar verdik. Hem siyaseten hem iktisadî olarak ilişkilerimiz giderek arttı.

Kuzeye çok da içimiz ısınmıyordu çünkü onlar zaten Marksist ve Leninisttiler, maazallah dinden imandan olabilirdik. Üstelik onların da taa Çar Deli Petro’dan itibaren ‘sıcak denizlere inme hayalleri’ vardı. Kurtuluş mücadelemiz sırasında bize ciddî yardımlarda bulunmalarına da bakmamalıydık aslında amaçları bizi içten fethederek ülke yönetimini kendi ideolojileri çerçevesinde şekillendirmekti. O halde dış politikada kuzeye çok güvenmemeliydik.

Ne yaptık peki kuzeye karşı? Söyleyeyim.

Kapıları kuzeye kilitlemedik ama öyle tam da ardına kadar açtık denilemez. Hep mesafeli durmayı yeğledik. Çoğu zaman da düşman belledik.

Pekii o halde bize en yakın hangi ülke olmalıydı?

Düşündük taşındık, doluya koyduk olmadı boşa koyduk dolmadı, alavere dalavere derkeen hoop birden bire Amerika’yı Colomb’tan sonra tekrar keşfettik.  Evet dedik, neden olmasın. Güçlü ve medenî bir ülkeydi, üstelik bizi kuzey tehlikesine karşı da en iyi onlar koruyabilirdi. Dünya çapında gelişmiş ekonomileri, askerî gücü, bilimsel ve teknolojik gücü ile gözümüzü kamaştırıyordu. Geçmişte, 1.Dünya Savaşı’nın son yıllarında, müttefiklerimizle beraber yenik düşmemizin ardında aslında onlar vardı ama hiç olmazsa Kurtuluş Mücadelemizde vatanımızı işgal etmemişlerdi. Hele bir de başkan Wilson’un prensipleri vardı ki sormayın gitsin, hani sanki Osmanlı çıkarlarına hizmet ediyormuş gibi bize yutturulan şu başkan Wilson’un prensipleri. Bu özellikleri ile gelişmemiz ve kalkınmamız için tam da güvenebileceğimiz bir ülkeydi Amerika.

İşte bulmuştuk dostumuzu!?

Yanı başımızda duran ve sınır komşularımız olan 7 tane ülke varken biz dostumuzu uzaklarda, okyanus ötesinde bulmuştuk. Amerika.

Yanı başımızdaki komşularımız bizim düşmanlarımızdı. Onlarla ticaret hacmimizin canlanması için ortaklıklar kurmak bir hayal olurdu, ortak siyasî ittifaklar içinde bulunmak ise tam bir ütopya olurdu, üstelik komşularımızın al birini vur ötekine hepsi birbirinden hin oğlu hindi. Ne gerek vardı, vaktimizi harcamaya, zaten ne faydaları olabilirdi ki bizlere, ekonomileri gelişmemişti bir kere, teknoloji üretemiyorlardı üstelik. Komşularımızla dostlar alışverişte görsün misâli bir ilişkimiz olsa yeterliydi. İşte o kadar.

Ve karar verdik. Stratejik ortağımız Abd’ydi artık bu bölgede. Kime karşı, kimlere karşı?

Komşularımıza karşı.

Hey gidi günler hey. Neredeen nereye.

Şimdilerde komşularımızın toprak bütünlüğünü sağlamak için bir anlamda Abd'nin politikalarına karşı kuzeyimizle ve doğu komşumuzla beraber hareket ediyoruz.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı