TİK TAK TİK TAK…
Hasan Soner Kırkuşu >

TİK TAK TİK TAK…

Havada kötü kokular var, zaman gittikçe daralıyor. Ortadoğu’da durumlar iyi değil.

Türkiye’nin Astana sürecine dayanarak Rusya ile beraber başlatmış olduğu İdlib operasyonunun ardından hemen bir gün sonra Irak merkezi yönetiminin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY)’ne Kerkük’ü boşaltması için 48 saat süre vermesi ve hemen aynı gün Abd’nin, İran ile Obama zamanında yapılan nükleer anlaşmayı onaylamayacağını açıklaması bölgede tansiyon birdenbire yükselmesine neden oldu.

IKBY’ye tanınan süre çoktan doldu. Irak başbakanı Haydar el İbadi ile birlikte Haşdi Şabi birliklerinin Kerkük’e doğru ilerleyişi üzerine Peşmerge güçlerinin savunma hatlarını geri çekerek bekleyişe geçmesi her an Irak toprakları üzerinde çatışmaların başlayacağının habercisi gibi görünüyor.

Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani’nin yaşanan bu gelişmeler üzerine uluslararası toplumu yardıma çağırması dikkat çekici. Barzani, bu seslenişiyle bağımsızlık yolunda bundan sonra atacakları adımlar için bir anlamda koruma istemiş oluyor. Irak’ın kuzeyinden yapılan bu çağrının ise karşılıksız kalmayacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Çünkü bu bölgede şimdilik karışıklık çıkması en başta Abd’nin işine gelmemektedir. Abd zaten uzun zamandır, Irak’ın kuzeyinde referandum yapılması kararının açıklanmasından itibaren, önceliğin Daeş ile olan mücadeleye verilmesi gerektiğini söylüyordu. Dolayısıyla Irak’ta Merkezi yönetim ile Peşmerge güçleri arasında çıkabilecek bir savaştan öncelikle Abd rahatsız. Gelinen son gelişmeler sonrasında da taraflar arasında arabuluculuk yaparak tansiyonu düşürmeye çalışan bir Abd’yi görebilmekteyiz.

Ancak tüm bu arabuluculuklara rağmen İbadi ve Haşdi Şabi güçlerinin Peşmerge güçleri ile arasında savaş başlarsa Abd’nin daha fazla tarafsız kalamayacağını şimdiden söyleyebiliriz. Bunun nedeni ise Şii Haşdi Şabi güçleri aracılığı ile bölgedeki kontrolün İran’dan yana kayacak olması endişesidir.

Zaten Abd’nin İran’a karşı bakış açısı değişikliği, Eylül ayının sonlarında Trump’ın Bm’de yaptığı konuşmadan açıkça anlaşılıyordu. Aradan neredeyse bir ay bile geçmeden yine Trump tarafından yapılan İran ile olan nükleer anlaşmanın onaylanmayacağı yönündeki açıklamasını da düşünürsek, olası bir Irak iç savaşı sırasında Abd’nin IKBY tarafında yer alacağını rahatlıkla anlayabiliriz.

Muhtemel bir Irak iç savaşında Abd’nin hiçbir şekilde bölgedeki kozunu İran yanlısı bir Irak’a kaptırmak istemeyeceği çok açıktır.

İşte yaşanan bu son gelişme, Abd’nin İran üzerine yapacağı baskıyı şimdiden artıracağının işareti olarak da algılanmalıdır.

Abd bölgede Astana sürecine katılan bir İran’ın varlığından ne kadar rahatsızsa, İran’a güvenerek adım atan bir Irak Merkezi Yönetiminden de bir o kadar rahatsızdır. Gerek Astana sürecine destek veren gerekse Irak’ın kuzeyindeki bir oluşuma engel olmak isteyen İran’ın nükleer silah üretimi bahanesiyle tekrar ambargo altına alınması ve ardından İran üzerine yeni denklemlerin kurgulanması yakındır.

İran’ın bölgedeki ağırlığının yok edilmesi adına atılacak adımlar Abd’nin her ne kadar ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nin gerçekleşmesini geciktirecek olsa da bu yöndeki girişimleri yapmak zorunda kalacağını tahmin edebiliriz, çünkü İran’ın etkisizleştirilmesi aynı zamanda bu projenin hayata geçmesinin de olmazsa olmazı durumuna gelmiş vaziyettedir.

Fakat şunu dikkatlerinize sunmak isterim ki, Türkiye’nin bölge üzerindeki endişeleri ve arzuları neredeyse İran ile aynıdır. Dolayısıyla Abd dış politikası açısından Türkiye’nin de yeri ve konumu aslında İran gibidir.

Bir farkla,

Türkiye her ne kadar Astana süreci içindeki denklemde yer alıyor, her ne kadar Irak’ın kuzeyi ile birlikte Suriye’nin kuzeyindeki oluşumlara karşı duruş sergiliyorsa da şimdiye kadar İran’ın yapamadığını bölgede yapmış durumdadır.

Bekası için gerekirse askerini bölgeye göndermiş bir Türkiye var ortada.

Türkiye, herşeyden önce Ağustos 2016’da başlattığı ve neredeyse 8 ay süren bir Fırat Kalkanı Harekâtı ile bölgede askerî gücünü kullanma yeteneğine sahip olduğunu ispatlamıştır. Ayrıca yine Abd ile arasının açılmasını göze alan ve kuzeyinden geçmesi muhtemel bir terör koridorunu istemeyen bir ülke olarak Türkiye’nin şu aralar tekrar askerî gücünü İdlib’e gönderdiğini bu uğurda herşeyi göze alabileceğini kanıtlayan bir Türkiye var ortada.

İşte Türkiye’yi İran’dan farklı kılan en önemli nokta budur.

Bu nedenle Abd, aslında aynı kefeye koymayı arzuladığı Türkiye’yi şimdilik köşeye sıkıştıramayacağının farkındadır. Vize krizi gibi geçici yol ve yöntemlerle her ne kadar bunu denemekte ise de bunun Türkiye üzerinde çok etkili olamayacağını ve sürdürülebilir bir politika olmayacağını da görebilmektedir.

Kanımca Abd, bölge üzerindeki politikalarını gerçekleştirebilmek için öncelikle vize krizini aşarak Türkiye ile olan ilişkilerini normalleştirmeye çalışacak, IKBY’nin Kerkük üzerindeki haklarından göstermelik de olsa vazgeçmesini sağlayacak, diğer taraftan ise Rusya ile uzun vadeli olarak anlaşarak Astana sürecinin boşa çıkması için çalışacaktır.

Ancak her ne şekilde olursa olsun, bu öngörüler doğrulansın ya da doğrulanmasın yaşanan veya yaşanacak tüm bu gelişmeler bölgede İran ve Türkiye üzerine kurguların devam edeceğini göstermektedir. O nedenle Türkiye’nin bölgede ağırlığını kaybetmemesi adına, Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünü korumak adına dolayısıyla kendi sınır güvenliğini korumak adına dikkatli adımlar atması hem bu bölgede hem de uluslararası arenada yalnızlaşmamaya özen göstermesi gerekir. 

 İletişim: hasans@tekirdagnethaber.com Tel:0282 260 1385 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı