TIMMS’E GÖRE EĞİTİM DURUMUMUZ (FEN BİLİMLERİ) - SON
Hasan Soner Kırkuşu >

TIMMS’E GÖRE EĞİTİM DURUMUMUZ (FEN BİLİMLERİ) - SON

Ülkemizin Fen Bilimleri alanındaki başarı oranlarına etki eden faktörleri TIMMS araştırmasına dayanarak açıklamaya devam ediyoruz.

Bir önceki yazıda bahsi geçen eve bağlı koşullar kadar okul koşulları ve kaynaklarının da fen bilimlerindeki başarı oranlarını etkilediği gözlemlenmektedir.

Buna göre okul koşulları ve kaynaklarında problem durumu arttıkça öğrencilerin fen ortalamalarının düştüğü görülmektedir. 4.sınıf öğretmen görüşlerine bakıldığında neredeyse okulda hiç problem yok diyenler %27 iken çok problem var diyenler % 36’dır. 8.sınıf branş öğretmenlerinde ise aynı konuda neredeyse okulda hiç problem yok diyenler %16 iken çok problem var diyenler %45 olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine aynı şekilde 8.sınıfta da problem durumu arttıkça öğrencilerin fen ortalamalarının düştüğü görülmektedir. Fakat çok ilginç olan sonuç burada şudur; 8.sınıflara ders veren öğretmenlere sorulduğunda koşullar ve kaynaklar noktasındaki hissedilen problem durumu neredeyse yarı yarıya olmasına rağmen öğrenci başarıları TIMMS ortalamasının üstünde çıkmaktadır.

Eğitimdeki başarının arka plânında rol oynayan diğer önemli faktör ise okul iklimidir. Bu kategoride ise okul iklimini etkileyen öğretmenlerin iş doyumu ve öğrencilerin okula aidiyet duygusu ile ilgili anketlerden yararlanılmıştır. TIMMS 2015 uygulamasına göre; 4.sınıf öğretmenlerimizin iş doyumları yüksek olanların oranı %56, iş doyumları düşük düzeyde olanların oranı ise % 3 olarak belirlenmiştir. 8.sınıf branş öğretmenlerine bakıldığında ise iş doyumu yüksek olanların oranının % 44, iş doyumları düşük düzeyde olanların oranının ise 12 olduğu tespit edilmiştir. Yani 4.sınıftan 8.sınıfa doğru gelindikçe öğretmenlerimizdeki iş doyumlarının genel anlamda düştüğü göze çarpmaktadır.  Ayrıca hem 4. hem de 8.sınıflarda öğretmenlerin iş doyumları azaldıkça öğrencilerin fen başarı ortalamalarının da düştüğünü belirtmekte büyük fayda var. Bu sonuçlara bakıldığında öğretmenler mutlu oldukça öğrencilerin de mutlu olacağını söylemek mümkün görünmektedir.

Peki öğrencilerin okuldayken kendilerini mutlu hissedip hissetmediğini nereden anlayabiliriz? Tabi ki okula aidiyet duygularından. 4. Sınıf Öğrencilerinin Okula Aidiyet Duygusu yüksek olanları % 81 iken az olanların oranı ise sadece % 1 olarak belirlenmiş, 8.sınıf öğrencilerinde ise okula aidiyet duygusu yüksel olanların oranının %59 iken aidiyet duygusu az olanların oranının ise % 6 olduğu ortaya çıkmıştır. Görüldüğü üzere 4.sınıftan 8.sınıfa doğru öğrencilerin okula aidiyet duyguları giderek azalmaktadır. Fakat bu kategoride dikkat çeken husus bizim öğrencilerimizin okula aidiyet duyguları hem 4.sınıflarda hem de 8.sınıflarda olsun genel anlamda TIMMS ortalamasının daima üstünde çıkmıştır. Bizim ülkemizde öğrencilerin diğer birçok ülkedeki öğrencilere göre kendilerini daha çok okulla özdeşleştirdiğini bu noktada söylemek mümkündür.

Okullardaki güvenlik ve öğrenci başarısı arasındaki ilişkiye göz atıldığında 4.sınıflarda okulunda hemen hemen hiç akran zorbalığı yaşamadığını söyleyen öğrenci oranı %57, ayda bir akran zorbalığı ile karşılaşanların %28, haftada bir akran zorbalığı ile başbaşa kalanların ise % 14 olduğu gözlemlenmiştir. 8.sınıf öğrencileri arasında ise bir iyileşme vardır yani hemen hemen hiç akran zorbalığı yaşamadım diyenler %69, ayda bir akran zorbalığı yaşıyorum diyenler %26, haftada bir akran zorbalığı yaşıyorum diyenler ise % 6 olarak tespit edilmiştir. Fakat hangi sınıf seviyesinde olursa olsun akran zorbalığı azaldıkça öğrencilerin fen başarı oranlarının arttığını söyleyebiliriz.  Ve yine şunu da memnuniyetle tespit etmemiz gerekir ki 2011 ile kıyaslandığında her iki sınıf seviyesinde akran zorbalıklarında azalma görülmektedir.

Okullardaki öğretmenlerin ve okul müdürlerinin özellikleri (formal eğitim düzeyi, kıdemi vb.) belirlenerek bu özelliklerin öğrenci başarısı ile ilişkisi incelendiğinde de matematik alanına benzer sonuçlarla karşı karşıya kalıyoruz. TIMSS 2015 uygulamasına katılan 4. sınıf öğrencilerin %3’ünün sınıf öğretmenlerinin yüksek lisans/doktora mezunu olduğu, %81’inin lisans mezunu olduğu ve %16’sının önlisans (yüksekokul-2 yıllık) mezunu olduğu görülmekteyken, 8. sınıf öğrencilerin %7’sinin fen bilimleri öğretmenlerinin yüksek lisans/doktora mezunu olduğu, %92’sinin lisans mezunu olduğu görülmektedir.

Burada Matematik alanında olduğu gibi öğretmenlerimizin çok azının yüksek lisans/doktora yapmış olduğunu söylemeliyiz.

Öğretmenler kıdem yıllarına göre sorgulandığında TIMSS 2015 uygulamasına katılan 4.sınıf öğrencilerin %35’inin sınıf öğretmenlerinin 20 yıl ve üzeri mesleki deneyimi olduğu, %33’ünün 10 ile 20 yıl arası mesleki deneyime sahip olduğu, %17’sinin 5 ile 10 yıl arası mesleki deneyime sahip olduğu ve %15’inin 5 yıldan daha az mesleki deneyime sahip olduğu ve aynı şekilde kıdem yılı azaldıkça öğrencilerin fen başarı oranlarının düştüğü görülmektedir.

8. sınıf öğrencilerin %19’unun fen bilimleri öğretmenlerinin 20 yıl ve üzeri mesleki deneyimi olduğu, %33’ünün 10 ile 20 yıl arası mesleki deneyime sahip olduğu, %22’sinin 5 ile 10 yıl arası mesleki deneyime sahip olduğu ve %26’sının 5 yıldan daha az mesleki deneyime sahip olduğu görülmektedir. Burada kıdem yılı olarak yoğunluk 10 ile 20 yıl aralığında olmasına rağmen yine en yüksek öğrenci başarı ortalamasına kıdem yılı en yüksek öğretmenlerin öğrencilerine ait olduğu görünmektedir. Yani öğretmenlerin kıdem yılı azaldıkça öğrencilerin fen başarı oranı giderek düşmektedir.

4. sınıf öğrencilerinin sınıf öğretmenlerine ve 8. sınıf fen bilimleri öğretmenlerine son iki yıl içerisinde mesleki gelişim etkinliklerine katılıp katılmadıklarını belirtmeleri istenmiştir. 4. sınıf öğrencilerinin %3’ünün sınıf öğretmenleri son iki yıl içerisinde fen ve teknoloji konuları ile ilgili mesleki etkinliğe katılmışlardır ve bu oran TIMSS Ortalamasının (%32)çok altındadır. 8. sınıf öğrencilerinin ise %24’ünün fen bilimleri öğretmenlerinin son iki yıl içerisinde fen ve teknoloji konuları ile ilgili mesleki aktivitelere katıldığını görüyoruz.  Fakat bu oran dahi 8.sınıflar TIMMS ortalamasının (%55) altındadır.

Ülkemizdeki kıdeme bağlı liyakat sorununun varlığını ele veren sonuçlara gelince.

TIMSS 2015 uygulamasına katılan 4. Sınıf öğrencilerin %8’inin okul müdürlerinin 20 yıl ve üzeri mesleki deneyimi olduğu,  %39’unun 5 yıldan daha az mesleki deneyime sahip olduğu, ortaokullarda ise 8. sınıf öğrencilerin %8’inin okul müdürlerinin 20 yıl ve üzeri mesleki deneyimi olduğu buna karşın %48’inin 5 yıldan daha az mesleki deneyime sahip olduğu görülmektedir.

Yine öğrenci başarısını yakından ilgilendiren bir diğer kategori ise devamsızlık sorunudur. TIMMS 2015 sonuçlarına göre 4. ve 8.sınıf öğrencilerin devamsızlık durumları yükseldikçe fen bilimleri başarı ortalamalarının düştüğü görülmektedir. Buna benzer şekilde fen bilimleri dersine ilgi duyan ve seven 4. ve 8.sınıf öğrencilerin fen bilimleri başarı ortalamalarının, fen bilimleri dersine pek ilgi duymayan ve sevmeyen öğrencilerin başarı ortalamalarından daha yüksek olduğu görülmektedir. Tahmin edebileceğiniz gibi öğrencilerin fen bilimleri dersine karşı ilgilerinin ve sevgilerinin 4.sınıftan 8.sınıfa doğru yükseldikçe gerilediğini de söyleyebiliriz. Buna benzer neticeyi öğrencilerin fen bilimleri dersinde kendilerine güvenme duygularında da görebiliyoruz.

Buraya kadar hem Matematik hem da Fen Bilimleri alanlarında öğrenciler, öğretmenler, okul idarecilerinden alınan verilere dayanarak elde edilen sonuçlara bakıldığında en başta söylediğimi tekrar etmek istiyorum.

Bizler eğitim sistemimizde başarılı olup olmadığımızı, varsa hangi sorunlarımızın olup olmadığını ilk etapta öğrenci başarılarımıza bakarak söyleyebiliyoruz.  Özellikle öğrencilerimizin diğer ülke öğrencileri ile olan kıyaslamaları bize bu konuda bir takım sonuçlar çıkarmamızda yardımcı oluyor. Bu karşılaştırmalara bakıldığında eğitim sistemimizin birçok temel sorun olduğu muhakkaktır. 

Üstelik sorunun varlığını sadece TIMMS  (Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması) gibi araştırma sonuçlarına bakarak değil aynı amaca hizmet eden PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı), PIRLS (Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Projesi) ve TALIS (Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Araştırması) gibi değerlendirmelere bakarak da söylemek mümkün olmaktadır,  bunların yanında şu anda dünyada bilimsel ve teknolojik anlamdaki yerimize baktığımızda da eğitim sistemimizin yüksek düzeyde çıktılar elde edemediğini, eğitim sistemimizin birçok noktasında sorunlar olduğunu görebiliyoruz.

Bütün bu kapsamlı bakış açısı bizim şunu anlamamızı gerektiriyor; bizim eğitim sistemimizin sorunu sadece bir sınav sistemine indirgenemez.  Salt öğretmen kalitesine de indirgenemez, bunların yanında birçok faktörün de eğitim sistemimizin girdileri ve çıktıları üzerinde tesiri olduğunu görmemiz gerekir.

Bu faktörlerin en azından bir kısmının neler olduğunu bilmemiz ve kavramamız açısından son dört yazı dizimde konu değindiğim TIMMS’in bize faydalı olabileceğini düşünüyorum.

 İletişim: nail@tekirdagnethaber.com Tel:0282 260 1385 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI