Yaşamak Oyun Değil Arkadaş . . .
Tarık Eski >

Yaşamak Oyun Değil Arkadaş . . .

Kimimiz dolu bir hayatın ardından bakarız geride kalan yıllara, kimimiz de bomboş geçen zamana. Ama anladığımız tek ve gerçektir.

Kocaman bir hiçlik!

Kavgalar, gürültüler, mücadele dediğimiz beyhude uğraşlar gelir gözümüzün önüne.

Gelir geçer zaman. Gelmiştir ve geçmektedir.

Hani o başımızı arkaya çevirir de bakarız ya kendi içselliğimizin sırlarını görürüz, Biliriz ne kadar gerçeğiz. Biliriz ne kadar doğru yada yanlış olduğumuzu.

Herkesi kandırırız. her şeyi göze alabiliriz.

başaramadığımız tek bir şey vardır ve hep onu zorlarız.

KENDİMİZİ KANDIRMAKLA GEÇER ÖMRÜMÜZ.

Kandıramadığımızı, kandırmayı başaramadığımızı bile bile yinede vaz geçmeyiz kendimizi kandırmaya uğraşmaktan.

Adına hayat mücadelesi dediğimiz şeyin kendimizi kandırabilmenin, avutabilmenin savaşı olduğunu bir türlü kabullenmeyiz. Kabullenemeyiz.

Denedim de biliyorum;

Mutluluktan, sevinçten göz yaşı akıtmışızdır. kederden de üzüntüden de akıttığımız göz yaşlarımız vardır.

Mutluluktan akan göz yaşı buz gibi, soğuk akar göz pınarlarından. Kederden, üzüntüden akan göz yaşı sıcacıktır. Ilık, ılık akar insanın üzüntü göz yaşları.

Bu kadarı bile çok şey anlamamıza, çok şeyi hayatın gerçekliğini anlamamıza yeter de artar.

Ama insanız fıtratımız engel, yaradılışımızın gerçeği engeller gerçekliğimizi.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı da olsanız, sokakta kaldırımları süpüren temizlik işçisi de;

Özel helikopterinizle de hastaneye yetiştirilmeye çalışsalar, kaldırıma yığılıp kalsanız karga tulumba edilip yoldan geçen bir alalade araçla da.

Kaderin üzerinde var olan kader ne yazılmışsa onu yaşar, er kişi niyetine diye aynı araçta çıkarsınız son yolculuğunuza.

Doğduğumuzda kulağımıza  okunan ezan, yaşamdan ebediyete geçişte kılınan namazımız kadardır zamanımız. Ezandan, namaza geçecek kadar süre varız bu dünyada. İşte o kadar kısa, o kadar dardır bize bu dünyada ayrılan süre.

Öğrencilik yıllarında zaman zaman defter, kitap açık sınavlar yapılırdı. deftere kitaba bakmak serbestti o sınavlarda. Öğretmenlerin iyi niyetiydi. Dünyada da aynı sınavda değilmiyiz? Hangi dine inanmışsak, dünya sınavının kitapları da indirilmiş önümüze açık olarak  durmuyor mu?

O zaman;

Feleğin çemberinden geçmek için verdiğimiz o canhıraş mücadele yerine neden bu kitabı açık sınavdan gereği gibi geçmek için gayret etmeyiz ki?

Gökkuşağının altından geçmeye, imkansıza ulaşmak için mücadele yerine, neden gökkuşağının renklerinden feyz almayız?

Yaşamak oyun değil arkadaş.

Dünyaya sebepsiz getirilmediğimizin farkına varmak varken inkar etmek niye?

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı