İSTİFALAR ve SANDIĞA SADAKAT BİLİNCİ
Hasan Soner Kırkuşu >

İSTİFALAR ve SANDIĞA SADAKAT BİLİNCİ

Cumhurbaşkanının Akp içinde metal yorgunluğu olduğuna dair açıklamasının ardından çok da uzun zaman geçmedi. Bu açıklamanın hemen ardından Akp teşkilatı içinde revizyon başladı. Yapılan bu açıklamanın ardından yaşanan bir takım istifalar önceleri çok ciddiye alınmamıştı. Ancak ne zamanki birtakım belediye başkanları ile teker teker görüşülüp onların da istifaları istenmeye başlandı işte o zaman bu değişim sürecinin öyle küçük çaplı olmadığı sadece il ve ilçe yönetimlerindeki değişikliklerden ibaret olmayacağı anlaşıldı.

İstanbul, Ankara, Bursa, Düzce, Niğde ve Balıkesir belediye başkanları ile görüşüldüğüne dair haberlerin duyulmasının ardından Balıkesir belediye başkanı hariç diğer şehirlerin herbirinden birer birer istifa haberlerini de duymaya başladık.

Şu ana kadarki istifalar her duyulduğunda toplumun farklı kesimlerinde yine farklı farklı yorumlar yapılmaya başlandı. Kimileri bu istifaların yerinde olduğunu söylerken, kimileri demokrasiye aykırı bulduğunu söylüyor.

Kimilerinin ise ülkenin bir kesiminde dillendirilen ‘tek adam’ eleştirisini haklı çıkartırcasına bu istifalarla ilgili olarak ‘Reisimiz herşeyin doğrusunu bilir’ tarzında yaklaşım sergilediğine şahit oluyoruz. Örneğin son istifa haberini duyduğumuz Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in konuşmasının bir bölümünde kullandığı cümleleri de bu kapsamda algılamak gerekir.

Melih Gökçek, konuşmasının bazı bölümlerinde:

“… Erdoğan’ın talimatını yerine getiriyorum,

Cumhurbaşkanı’nın emrine uyarak belediye başkanlığı görevini bırakıyorum,

Emir demiri keser  …”

cümlelerini kullanarak her ne kadar Cumhurbaşkanının emrinde olduğunu söylese de subliminal olarak tek adam mesajını vermişe benzemektedir.

Bir zamanlar Tv programlarında ‘benim arkamda milyonar var’ diyerek gücünü sandıktan aldığını söyleyen Melih Gökçek için ‘hey gidi koca Melih Gökçek heyy!, neydin ne oldun’ denilmeye başlandığını sosyal medyada hepberaber takip ediyoruz. Dile kolay 23,5 yıl Türkiye’nin başkenti Ankara’nın belediye başkanlığını yapacaksın, 5 dönem üst üste aday gösterileceksin ve seçileceksin. Sevenin de olacak, sevmeyenin de. Hakkında çeşitli söylentiler çıkacak, iftiralar atılacak, davalar açılacak ama sen her defasında bu engelleri aşarak her defasında başkentin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçileceksin ve en sonunda bir gün gelecek istifa ettirileceksin.

Bu istifalarla ilgili olarak ister istemez kamuoyunda şu tarzda sorular soruluyor; neden sandığı bekleyemediniz?, Madem ki metal yorgunluğu hissedildi, belediye başkanlık performansları düşük görüldü bu mesele parti içinde sessiz sedasız halledilemez miydi?, Gerekirse dışarıdan hissettirmeden istifa ettirilen belediyelerin yönetimlerine el konulamaz mıydı?, Neden tek adamlık eleştirilerini haklı çıkarırcasına böyle büyük bir riske girildi?, Eğer bu belediye başkanlarının başka türlü suçları var ise neden yargı yoluyla görevlerinden alınmadılar?

Bu soruların net bir cevabı henüz tam olarak alınabilmiş değil. Dolayısıyla halkın genelinin aklında birtakım şüpheler oluşmuş durumda.

Kamuoyunun şu ana kadar görevden alınmalarına rağmen bu derecede şüpheyle karşılamadığı belediye başkanlıkları da oldu. Ancak hepimizin bildiği bu belediye başkanlıkları, başta doğuda ve güneydoğuda olmak üzere ülkenin ara sıra başka noktalarında suça karışmış olan belediye başkanlıkları ile ilgiliydi. Bu şekilde görevden alınıp yerlerine kayyum atanan belediye sayısı neredeyse yüze yaklaşmasına rağmen halkımızın genelinin bu belediye başkanlarının görevlerinden alınmalarına fazlaca tepki vermemesinin ardında yatan en önemli neden bu belediyelerin suça karışmış olmasıydı.

Fakat görevlerinden alınan belediye başkanlarının suça karışmış olmadıklarını gördükleri halde, üstelik de Melih Gökçek örneğinde olduğu gibi açıkça Cumhurbaşkanının isteği üzerine görevlerinden alındıklarını öğrendiklerinde tepkileri nasıl olur bunu zamanla göreceğiz.

Bana kalırsa bu son türden istifalara karşı halkın tepkisinin ilk seçimlerde hiç de iyi olmayacağını düşünüyorum. Çünkü herşeyden önce Akp’li seçmenlerin dahi bu istifalardan sonra Akp’li olmayan seçmenleri ikna edebilme noktasında zorlandıklarını, kimi zaman ise susmayı tercih ettiklerini görebiliyoruz.

Bu istifaları haklı göstermek için yapılan yorumların çoğunun içinin doyurucu bir şekilde doldurulamaması, partinin iç meselesi gibi gösterilmeye çalışılmasına rağmen yapılan yorumların eninde sonunda ‘sandıkla gelen sandıkla gider’ duvarına çarpması halkın nezdinde ilk seçimlerde değerlendirilecektir mutlaka.

İlerleyen günlerde metal yorgunluğu hissedilen milletvekilleri ve bakanlar da görevlerinden el çektirilir mi bilmiyoruz ama bu yönde de bir takım söylentilerin olduğunu duymaya başladık. Hatta muhalif partilere ait belediyelerin bazıları hakkında soruşturmalar açılacağı ve bu yolla muhalif belediye başkanlarının bazılarının görevlerinden alınacağı da söylentiler arasında.

Bunlar yaşanır mı yaşanmaz mı bilinmez ama sadece şu ana kadarki istifaları dahi düşünecek olursak, son referandumdaki Chp’lilerin mühürsüz oyların kabulü ile ilgili endişelerini de bu olanlara eklemlediğimizde, milletin sandığa gitme alışkanlıklarının olumsuz yönde etkilenebileceği ihtimal dahilindedir. Yaşanan son gelişmelerle birlikte öyle ya da böyle hiç olmazsa sandıkta söz sahibi olmaya alışmış olan milletimizin sandıktan beklentilerinin giderek törpüleneceğini, sandık sonuçları ile ilgili sadakate dayalı bilincin zayıflayacağını söyleyebiliriz. 

Böyle giderse yapılacak ilk seçimde tarihin en düşük katılım oranlarını görürsek hiç şaşırmamak gerekir. 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı