ABD BOŞ DURMUYOR
Hasan Soner Kırkuşu >

ABD BOŞ DURMUYOR

Türkiye’nin güney sınırını güven altına almak adına bölgedeki diğer en önemli aktörler olarak öne çıkan İran ve Irak ile beraber ortak hareket etmesinin en yakın neticesini Barzani’nin görevini bırakmasıyla gördük.

Bu neticeye ulaşılmasında her ne kadar İran ve Irak ile birlikte hareket edilmesinin rolü büyükse de özellikle Türkiye’nin Barzani’yi köşeye sıkıştırmaya yönelik attığı adımların etkili olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle Barzani öncesi Habur sınır kapısı geçişlerinin askıya alınmasının, bölgede çıkarılan petrol ve doğalgazdan elde edilen gelirin artık doğrudan Bağdat’a gönderilmesi kararının alınmasının ardından en yakın komşusundan gerekli desteği aldığını hisseden Irak Merkezi yönetiminin Kerkük’ü ve Musul’u ele geçirmiş olmasını Barzani’yi köşeye sıkıştıran en ciddî adımlar olarak görebiliriz. Hatta Irak Merkezi yönetiminin ve Haşdi Şaabi güçlerinin Erbil’e dahi yönelebilme ihtimalinin olmasının ardından IKBY taraftarlarının Barzani’ye karşı kin ve nefret dolu söylemler geliştirmeye başlamış olması da Barzani’nin sonunu hazırlamıştır.

Tüm gelişmeler sonrası Irak Bölgesel Kürt Yönetimindeki peşmerge güçleri, uzun yıllardır elde edilen kazanımların boşa çıkma ihtimaline karşılık bağımsız bir devlet olma yolundaki ideallarinin uzun bir dönem gerçekleşemeyeceği korkusunu hissetmiş oldular. Gerçekleşen bu sosyopsikolojik tepkinin siyasî bir neticesi olarak da Barzani’nin siyasî sonunun gelmiş olduğuna şahit olduk.

Oysa Türkiye, yaşanabilecekler konusunda IKBY’nin bağımsızlık referandumu sürecinin en başından itibaren endişelerini ve tepkisini Barzani’ye iletmişti. Bu referandumla ilgili olarak karşı çıkışının ardında yatan nedenin tamamen beka sorunundan ibaret olduğunu dolayısıyla Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu defalarca dile getirmişti.

Türkiye’nin bu ısrarlı tutumuna karşı Barzani’nin ayak direyişinin kendisi ve temsil ettiği Kürt Bölgesel Yönetiminin geleceği açısından çok parlak olmadığı ortaya çıkmış oldu.

Dolayısıyla şimdi, Barzani’ye karşı uygulanan akıllı politikalar her ne kadar Barzani’yi çaresiz bir duruma getirerek onun siyasî sonunun gelmesine zemin hazırlamışsa da bundan sonra atılacak adımların tekrar gözden geçirilmesi gerekir.

Bundan iki hafta öncesinde Abd destekli Pyd/Ypg güçlerine bağlı terör örgütü üyelerinin Öcalan posterini açtıklarını lütfen gözden kaçırmayalım. Türkiye’nin öncelikle Daeş’i püskürtmeye yönelik olarak sonrasında ise Pyd/Ypg unsurlarının Suriye’nin kuzeyindeki hakimiyet alanlarını genişletmesine engel olmak amacıyla gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı Harekâtıyla Abd’yi dahi karşısına aldığını hatırlayacak olursak, bu posterin Rakka’da açılmış olması haylice düşündürücüdür.

Her ne kadar Abd yetkilileri Öcalan posterinin açılmış olmasını kabullenmemiş gibi görünüp tepkilerini dile getirmişlerse de aynı bölgede Türkiye’nin uyarılarına rağmen sayıları binlere varan tırlar dolusu silah ve mühimmat yardımı yapmış olmasını da gözardı etmeden bu poster vakasını ele almakta fayda var.

Bunun yanında 22 Ekim Pazar günü Irak Başbakanı İbadi’nin sürpriz birşekilde Suudi Arabistan’a giderek ikili ilişkileri kuvvetlendirmek adına Kral Selman ile görüşmesi ve bu görüşmeye Abd Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un da katılmış olmasını sonrasında ise aynı İbadi’nin Türkiye’ye gelerek temaslarda bulunmuş olmasını da gözden kaçırmayalım.

Yine daha bir hafta öncesine kadar ülkemizdeki bir kısım medyada Barzani’nin artık Türkiye’ye yalvardığı, Türkiye’nin bütün kapıları Barzani’ye kapadığı, Barzani’nin görüşme taleplerine dahi yüz verilmediği yönünde haberlerin çıkıyor olmasını da tüm bunlarla birlikte düşünmek gerekir.

Tüm bu olanları yan yana koyduğumuzda sanki yıllar önce nasıl Davutoğlu’nun Ortadoğu’daki ‘Stratejik Derinlik’ aldatmalarının peşinden koştuysak şu aralar da başka türden yalanların peşinden gitmeye zorlanıyormuşuz gibi bir görüntü hâkim.

Türkiye, her ne kadar uzun zamandır yanlış politikalar izlemiş olmasına rağmen Irak konusunda son zamanlarda doğru adımlar atmasının çıkarları açısından doğru neticelerini almaya başlamışsa da bunu korumaya yönelik olarak, sürecin devamında Barzani sonrası ilişkilerinde dikkatli olması gerekir. Türkiye herşeyden önce bu bölgede attığı her adımın bekası ile ilgili olduğunu göz ardı etmemesi ve bu nedenle bölgedeki tüm aktörlerle görüşmeye devam etmesi gerekir.

Abd açısından düşünüldüğünde şimdilik Barzani’nin siyasî hayatının sona erdirilmiş olması konjonktürel açıdan son derece olumlu bir gelişmedir. Bunun böyle olduğunu, Abd ile olan vize krizinin IKBY’ye uygulanan ambargo sonrasında değil de İdlib Operasyonu sonrasına denk gelmesinden anlamak mümkündür. Çünkü Abd açısından şu anda öncelikli olan IKBY’nin bağımsızlık isteği değil öncelikli olan Irak ve Suriye’deki kazanımları kaybetmemektir. İdlib operasyonunun Pyd/Ypg güçlerine zarar verebileceği endişesini taşımaktadır.

Abd, bugün için Barzani’nin siyaseten susturulmuş olmasından son derece memnundur çünkü böylece Irak’tan Suriye’ye kadar gerçekleştirmeyi planladığı koridor politikasını yaşatma fırsatı bulmuştur. Barzani’nin susturulmuş olmasıyla Irak’ın kuzeyinde olası bir savaşın önüne geçilmiş, bu savaşın Pyd/Ypg üzerine yönelmesi de engellenmiştir.

Dolayısıyla Barzani’nin susturulmuş olması Pyd/Ypg’nin işine yaramıştır. Pyd/Ypg, Irak-Suriye koridorunun tamamlanması konusunda Abd gözünde en ciddî muhatap durumuna gelmiştir. Kısacası yaşanan gelişmeler Pkk’nın uzantısı olan Pyd/Ypg’nin hareket alanını genişletmiştir.

Abd açısından bakıldığında, Barzani olmazsa Pyd/Ypg mutlaka olmalıdır. Yarın öbür gün Pyd/Ypg olmazsa da Irak peşmergesinin mutlaka olacağından da emin olabilirsiniz. Elbetteki Abd’nin nihai hedefi Irak’ın kuzeyindeki Peşmerge ile Suriye’nin kuzeyindeki Pyd/Ypg’nin birleşerek tek bir güç olarak hareket etmesini sağlamaktır. Ancak bu hedefe ulaşmak için sadece zamanı kollamaktadırlar.

Bu denklemin tamamlanması için boş durmadıkları da ortadadır. Haftalar önce durup dururken Abd taşeronu Suudi Arabistan Kralının tarihinde bir ilk olacak şekilde Rusya’ya gitmesini,  geçen hafta ise düne kadar İran ile işbirliği yapmakla suçlanan Irak Başbakanı İbadi’nin Suudi Arabistan ile görüşmeye başlamasını böyle algılamamız gerekiyor.

Anlaşılan şu aralar öncelikli olarak İran’ın yalnızlaştırılması hedefine yoğunlaşıldığını ancak bununla birlikte Türkiye’nin güneyinde bir Kürt koridoru oluşturulması hedefinin canlı tutulması noktasında Pyd/Ypg’nin Rusya’nın da desteğiyle güçlendirilmeye çalışılacağını anlayabiliriz.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
CHP'DEN İSTİFA ETTİ.  AK PARTİYE GEÇTİ
CHP'DEN İSTİFA ETTİ. AK PARTİYE GEÇTİ