ZORBALIK
Hasan Soner Kırkuşu >

ZORBALIK

Son günlerde hayvanlara uygulanan zulüm haberleri tekrar basın ve medyada görülmeye başlandı. Aslında bu tür zulüm haberlerinin benzerlerini daha öncelerinde de duyuyorduk. Ancak her duyduğumuz yeni haber daha önce duyduğunuz haberi adeta karanlıkta bırakıyor.

Şiddet Türkiye'de dalga dalga yayılıyor. Her bir yeni haber kendinden sonrakini mi tetikliyor acaba? diye düşünenlerimiz olabilir.

Basın ve medya elbette bu haberleri konu ile ilgili farkındalığın oluşması için gündeme getiriyor. Dolayısıyla insana veya hayvana uygulanan şiddet hakkında basına ve medyaya düşen her bir haber aslında toplumsal farkındalığın oluşmaya başladığının da işareti olarak algılanmalıdır. Bu haberler sayesinde meğerse ne kadar çok şiddet uygulandığının da farkına varmış oluyoruz.

Toplum olarak şiddetin farklı boyuttaki yansımalarıyla karşı karşıya olduğumuz zaten herkesin malûmu.

Kadına şiddet, çocuğa şiddet, okullarda akran zorbalığı, stadyumlarda taraftar terörü, trafik magandaları, düğün magandaları, asker uğurlama magandaları, boşanmış koca cinneti, ayrılmış sevgili zorbalığı, otopark mafyalığı...

Şiddetin türevleri say say bitmez. Hepsi var çevremizde.

Şiddetin mağduru olmayanımız yok. Hepimiz mustaribiz aslına bakılırsa. Fakat diğer taraftan bu haberlerin de ardı arkasının kesilmemesi hepimizi şaşkınlığa boğuyor.

Basın ve medya bence bu konuda elinden geleni yapıyor. Son olarak Erzincan'da kediye eziyet eden askerin haberini yapan haber kanalları belki küçük bir örneği gözümüzün önüne getirdi ancak daha bu haberin tazeliği henüz bozulmamışken benzer haberler ajanslardan gelmeye devam ediyor.

Toplum olarak izlemeye devam ediyoruz. Hep beraber üstelik. Ancak burada bir konuya dikkat çekmek isterim.

Bu haberleri sadece şiddete sonuna kadar hayır diyen ve son derece medenî diyebileceğimiz insanlar izlemiyor. Bu haberleri izleyenlerimiz arasında ne yazık ki bizzat şiddete meyleden, şiddete meyilli insanlar da var.

Medenî insanlar bu haberleri izleyince etkin bir vatandaşlık örneği sergileyerek, farkındalığı en üst düzeyde bir insan evladı olarak bunu yapanlara karşı tepkisini ortaya koymaya çalışıyor. Sivil toplum anlayışıyla bazı dernekler aracılığıyla seslerini duyurmaya çalışanlar da var, imza kampanyalarına imza verenler de var, bizzat bunu yapanlara karşı cesaret gösterip gövdesiyle karşı duranlar da.

Peki bu türden haberleri yani içinde şiddetin türevlerini barındıran haberleri izleyen ve zaten içinde bir canavar besleyen magandalar, mafya bozuntuları, psikopatlar, ayaklı suç makineleri nasıl izliyor? Onlar da işin sonuç kısmına bakıyorlar. Onlar; kendileri gibi kaba saba, yontulmamış tomruk parçası, insan görünümlü yaratıkların ne kadar ceza aldıklarına bakıyorlar.

Sonra dönüp bir daha bakıyorlar.

Bir de bakıyorlar ki ahbapları hasbel kader yakalanmışsa bir kaç yüz ile bir kaç bin lira arası para cezasına çarptırılmışlar. Neredeyse tamamı ortada ölüm de yoksa tutuksuz yargılanıyor. Kendisini haber yapmaya gelen muhabirlere ve kameramanlara küfür ve tekme sallama şansına! bile sahip olabiliyorlar.

Sonrasında vay be! baksana hiç de birşey olmuyormuş. Neyden ve niçin korkayım ki? diye düşünüyorlar bence. Çıkarım şimdi dışarıya, belimdeki tabancanın şarjörünü hem de şöyle milletin balkonlarda oturduğu bir saatte boşaltıveririm olur biter keyfim yerine gelir, hem böylece beni tanıyanlar görenlere de korku veririm, yarın öbür gün bakarsın bu çevredeki medenî insanlardan biri de kalkar arabasını marabasını benim evin benim dükkânın önüne park etmeye çalışırsa şimdiden onlara neler yapabileceğimi göstermiş olurum, diye düşünüyor bence.

Anlayacağınız bu zorbaların farazi olarak böyle düşünmesine neden olan, cezaların caydırıcılığının yetersiz olmasıdır. Cezalar çok yetersiz durumdadır. Burada hukukun sorgulanması gerekir. Daha da ötesi bu konulara duyarsız kalan, bu zorbalara karşı haddini bildirmeyen Meclis'in sorgulanması gerekir.

Her işin başı eğitimdir, diyenleriniz de var. Bunu duyar gibiyim ve hak veriyorum. Ancak benim burada sorguladığım bu zorbalarla mücadelede işin hukuk ayağının çok zayıf kaldığıdır. Zorbalarla mücadelede verilen cezaların yetersizliği adeta zorbalığı özendirmektedir. Haksızlığa uğramış olan masum vatandaş, hakkını ya alamamaktadır ya da alsa bile içine su serpilmemektedir. Hattâ kimi zaman zorba elini kolunu sallayarak bir sonraki zorbalığına hazırlanırken, mağdur evinden çıkamayarak ev hapsine mahkûm olmaktadır. Mağdurların bir kısmı ikametgâhını dahi değiştirmek zorunda kalmaktadır.

İşin özeti zorbalıkla mücadelede, ülkemizde sürekli tartışma konusu olan hukuk sorunumuz vardır.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI