KUDÜS’ÜN BAŞKENT İLÂNI BİR TÜR YEM MİDİR?
Hasan Soner Kırkuşu >

KUDÜS’ÜN BAŞKENT İLÂNI BİR TÜR YEM MİDİR?

Trump hükûmeti, kendisinden bekleneni yaptı ve dolasıyla Çarşamba günü yapılan açıklamada ABD Büyükelçiliğinin Telaviv’den Kudüs’e taşınması kararının açıklanmasıyla birlikte Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunun ilân edilmesi bir açıdan düşünülecek olursa bizi hiç de şaşırtmadı.

Ama yine de bir umutla ABD yönetiminin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak onaylamayacağını bekledik dersek yalan atmış olmayız.

Öncelikle ABD yönetiminin bu son kararını açıklamasına neden şaşırmadığımızı söyleyeyim. Şaşırmadık çünkü elbet bir gün böyle olacağını zaten bekliyorduk her şeyden önce İsrail’in, ABD’nin 52.eyaleti olduğunu bilmeyenimiz yok.

Sonra da bir umutla ABD yönetimi tarafından, Kudüs’ün neden başkent olarak ilân edilmesini beklemediğimizi söyleyeyim.  Küçük dahi olsa böyle bir umuda kapılmamızın sebebi neredeyse tüm dünya kamuoyu tarafından Kudüs’ün başkent olması kararına karşı çıkılacağının önceden bilinmesiydi.

Sonuç olarak beklenen oldu yani ABD’nin şu andaki yönetimi, kendinden bekleneni yaptı diyebiliriz. Trump yönetimi tam da Neocon ve Evanjelist tavrını sergilemiş oldu. Neoconcu özellikleri ile müslüman dünyasına karşı düşmanca tavırlarını sergilemiş olurlarken, Evanjelist özelliklerinin bir yansıması olarak da Eski Ahit’e bağlılıklarını sergilemiş oldular. Yani Yahudilerin Tanrı’nın seçilmiş halkı olduğunu, Kutsal Toprakların gerçek sahiplerinin! Yahudiler olduğunu adeta tüm dünyaya ilân etmiş oldular.

1995’te ABD Senatosu tarafından alınmış bir karar olmasına rağmen o zamandan bu zamana kadar ABD yönetimlerinin dondurucuda beklettiği Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğu ile ilgili yasa, Trump yönetimi sayesinde dondurucudan çıkartılarak çözülmeye bırakıldı.

Trump, dünyanın genelinin kendisine karşı çıkacağını bilmesine rağmen nasıl oluyor da ve hangi cesaretle böyle bir karar alabildi? Asıl merak edilen ise budur. Neden şimdi?

Kimilerine göre atılan bu adımın arkasında yatan en önemli neden, Trump’ın iç politikadaki başarısızlıklarını örtme çabasından başka bir şey değildir. Böyle düşünenlere göre; Trump, attığı bu adımla ABD iç siyasetindeki yıpranmışlığını böylece gidermeye çalışırken, kendi hükûmetine karşı gittikçe güçlenen muhalefetin dikkatini de bu sayede dağıtma niyetindedir.  

Kimilerine göre ise Trump, attığı bu adımla tıkanma tehlikesi ile karşı karşıya olan BOP’a tekrar bir hayat öpücüğü verme niyetindedir. ABD, Kudüs kararının sonuçlarından yararlanarak Ortadoğu’da gittikçe güçlenen İran’ı etkisizleştirecek ve BOP’un tamamlanmasına hizmet edecektir.

Fakat bütün bunlardan da öte bizim burada asıl sorgulamamız gereken ABD’nin nasıl olup da buna cesaret edebildiğidir, üstelik dünyanın çoğunluğunun bu karara karşı çıkacağını bilmesine rağmen.

Trump yönetimini bu derecede cesaretlendiren tek belki de en önemli husus Müslüman dünyasının parçalanmışlığından başka bir şey değildir. Müslüman dünyasının kendi içinde parçalanmışlığı, küresel sermayenin peşinden koşmakta olan ve kapitalist dünya sisteminin çarklarından biri olma durumu, yaptırım gücünden yoksun olma hali, mezhep kavgalarından başını kaldıramaz görüntüsü ABD yönetimine cesaret veren en büyük unsurdur. ABD’nin özellikle 1.Körfez savaşından sonra bölgede en fazla silâh ticareti içinde bulunduğu ve silâh sattığı ülkelerin başında İsrail’den sonra Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin olmasını değerlendirmeye alırsak nasıl olup da böyle bir cesaret! sergilediğini biraz daha iyi anlamış oluruz.

O nedenle Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasıyla ilgili yasanın Trump tarafından onaylanmasının suçu ve günahını doğrudan ABD’ye yüklemekten ziyade önce dönüp kendi coğrafyamızdaki parçalanmışlığa bakmamızda yarar var.

Coğrafyamızın neresinden tutarsanız elinizde kalacak bir görüntüsü var.

Suriye deseniz ne olacağı belli değil, Irak deseniz daha düne kadar kendi içinde bölünme tehlikesi yaşadı, Lübnan deseniz karıştı karışacak, Suudiler, BAE, Bahreyn, Mısır, Kuveyt deseniz bunların hepsi ABD’nin kuyruğundan ayrılamayacak pozisyondalar hatta bu ülkelerin Katar’a karşı sırf İran’a yakınlığından dolayı hala da devam eden ambargo kararları var. Türkiye deseniz, hemen güneyinde bir terör koridoru kurulacağı endişesiyle beka tehdidi altında. Hal böyleyken ABD’nin Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu neden şimdi açıkladığına çok da şaşırmamak gerekir.

İşin tuhaf tarafı da Kudüs’ün ABD tarafından İsrail’in başkenti olduğunun onaylanmasının hemen ardından az önce sıralanan Ortadoğu ülkelerinin tamamının bu duruma tepki göstermeleri ve bu gelişmenin bölgede büyük çatışmanın başlamasına zemin hazırlayacağından endişe duyduklarını duyurmalarıdır.

Size ne kadar inandırıcı geliyor bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim ki ABD’nin Kudüs ile ilgili son kararının İran’ın bölgedeki gücünü ve aktivitesini perçinleyeceğini şimdiden söyleyebilirim. İran’ın bu bölgedeki hâkimiyet sahasının genişlemesinden de başta Suudi Arabistan olmak üzere BAE, Bahreyn gibi ülkelerin memnun olmayacaklarını da hesap edersek bölgede olsa olsa İsrail’e karşı bir Arap ittifakı yerine İran’a karşı bir Arap ittifakının oluşacağı tahminini yapabiliriz. İran karşıtı bir ittifaka destek olmak için ise ABD ve İsrail’in şimdiden sırada beklediklerini söyleyebiliriz.

Netice itibariyle, ABD’nin Büyükelçilik binasını hemen Kudüs’e taşıyacağını da beklememek gerekir. ABD’nin attığı bu adımı denize atılmış ve ucunda bir yem olan olta olarak görmek gerekir. ABD’nin bence buradaki asıl amacı; öncelikle İran’ı, Kudüs’ü ve İsrail’i bahane ederek bölgede bir takım silahlı örgütler kanalıyla sahada hâkimiyet kurmaya çalışması için kışkırtmak sonra da bölgede İran hâkimiyetine karşı Suudi Arabistan önderliğinde Arap NATO’sunu harekete geçirmek olacaktır.

ABD ve İsrail açısından bu başarıldığında zaten küçük Armagedon yaşanmış olacaktır. İslâm dünyasının kendi içinde içten içe birbirlerini yemesini zevkle seyredeceklerdir.

ABD açısından BOP’a hayat öpücüğü, İsrail açısından ise ‘Vadedilmiş Topraklar’ın oluşmasına zemin hazırlama anlamına gelen bu son Kudüs kararını böyle değerlendirmek gerekir.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI