NEDEN ORTADOĞU BU KADAR ÖNEMLİ
Hasan Soner Kırkuşu >

NEDEN ORTADOĞU BU KADAR ÖNEMLİ

Bugün Abd’nin stratejik ortağı olarak görünen Vahhabi kökenli Suudilerin 20.yy’ın başlarında İngiltere ile ittifak içerisinde olduğunu ve o zamanlar başlattıkları Arap İsyanı ile Osmanlı karşıtı bir politika izlediklerini biliyoruz.

1916’da Osmanlı’ya karşı isyan eden Şerif Hüseyin’in oğlu olan ve aynı zamanda II.Meşrutiyet döneminde İstanbul’daki mecliste Mekke mebusu olarak görev yapan Abdullah b.el-Hüseyin’in (1882-1951) kendi ifadeleriyle yazmış olduğu  ‘Biz Osmanlı’ya Neden İsyan Ettik?’ isimli hatıratından da anlaşılacağı üzere Suudiler, 20.yy’ın başlarında İngiltere ile işbirliği yaparak bugünün Ortadoğu coğrafyasının oluşumunda büyük rol almışlardır.

20.yy’ın ortalarına doğru (1946) bağımsızlığını elde eden Ürdün’ün kralı Kral Abdullah’ın sözünü ettiğim hatıratındaki şu ifadesi çok ilginçtir: “… İngiltere, hiç kimseye hak etmediği değeri vermez...” yine aynı Kral, hatıratının sonunda ise: “Sözlerimin sonunda Britanya’ya, Kral’a ve lider Churchill’e saygı, hayranlık ve en iyi dileklerimi sunuyorum.” diyerek bugünlere nasıl ve ne şekilde gelindiğini gözümüzün içine sokarak adeta özetlemiştir.

Osmanlı’nın sırtından vurulduğu bu coğrafyada, tarihin en acı hikâyelerinin yaşandığı kutsal mekânlarda yaşananlar ise dün gibi hafızalarımızdadır.

Mekke’de, Bağdat’ta yaşanan trajik olaylar sonrasında bu kutsal toprakların her biri sırasıyla Osmanlı’nın elinden çıkarken (Mekke-Haziran 1916, Bağdat-Mart 1917) birçok acı olay yaşanmıştı. 

Bağdat elden çıktıktan sonra sıra Kudüs’e gelmişti. 11 Aralık 1917’de İngiliz Generali Allenby’e Kudüs teslim edildikten sonra ise sırada Kâinatın Efendisi (sav)’nin kabrinin bulunduğu Medine bulunmaktaydı.

Medine’de yaşananları da tarihî hafızamızdan çıkarmak mümkün değildir.

Örneğin; Medine’yi isyancılara bırakmak istemeyen ve Çöl Kaplanı lakabı ile anılan Fahreddin Paşa’yı nasıl unutabiliriz. Fahreddin Paşa,  kendisine Medine’nin bırakılması emri geldiğinde : “Peygamberin kabrinin bulunduğu Medine’deki Türk Bayrağını kendi elimle indiremem.” diyerek Medine’yi savunmaya devam etmiş, Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanıp Osmanlı Devleti’nin İstanbul yönetimi işgalci itilaf devletleri karşısında teslim olmasına rağmen 72 gün daha Medine’yi bırakmayarak kahramanca direnmiş, en sonunda da kılıcını İngilizlere değil Peygamber Efendimiz’in mezarına bırakarak teslim olmuştur.(Ocak-1918)

Geçen yüzyılın süper gücü olan İngiltere’nin kışkırttığı ‘Arap İsyanı’nın başlamasıyla Hicaz’da ve Filistin coğrafyasında yaşananlardan her zaman ders çıkarmalıyız.

O zamanlar Ortadoğu’da yaşananların eninde sonunda nasıl olup da Anadolu ve Trakya topraklarına kadar uzandığını, Kurtuluş Mücadelemizin Ortadoğu'da yaşananların sonrasına denk geldiğini görmek durumundayız.

Eğer bunları göremezsek, bu tespitleri yapamazsak özellikle 2.Dünya Savaşı’ndan sonra süper güç konumuna gelmiş olan Abd’nin bir zamanların İngiltere’si gibi bu bölgede ne aradığını da anlayamayız.

Yakın geçmişte 1990’lı yılların başından itibaren Bağdat’ta yaşananlara baktığımızda, Suriye’de olup bitenlere göz gezdirdiğimizde Abd’nin İsrail ile birlikte Suudlarla da müttefik durumuna geldiklerini duyduğumuzda, tüm bunların Türkiye’yi de yakından ilgilendiren konular olduğunu anlamak durumundayız.

O nedenle bu coğrafyada adım atarken bizim de kendi müttefiklerimizle beraber adım atmamız gerektiğinin,  bu coğrafyadaki yalnızlığın bedelinin ağır olduğunun, özellikle sınır komşularımızın sınır bütünlüklerinin ne kadar önemli olduğunun,  komşularımızla iyi geçinmenin ve komşudaki barış ortamının ne kadar önemli olduğunun farkına varmalıyız. Bu coğrafyada olup bitenleri doğru okumanın beka sorunumuz açısından da ne kadar mühim olduğunu anlamalıyız.

Sonuç olarak Ortadoğu ile ilgilenmenin, her ne kadar bataklığa girmek gibi görünse de, tarihsel perspektif ve coğrafyanın kaderi açısından zorunlu bir durum olduğunu görmek durumundayız. 


DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mustafa Şentop; Göz yummak ihanet işidir.
Mustafa Şentop; Göz yummak ihanet işidir.
SAVCILIK İDDİANAMESİNDE, EKREM EŞKİNAT HAKKINDA 7 YIL, 8 AY HAPİS İSTEDİ...
SAVCILIK İDDİANAMESİNDE, EKREM EŞKİNAT HAKKINDA 7 YIL, 8 AY HAPİS İSTEDİ...