NASIL YERİNE, NEDEN...
Tarık Eski >

NASIL YERİNE, NEDEN...

Kalp, iman ve küfür veya münâfıklığı barındıran iç dünyadır. Onun için bir insanın mü'min, kafir veya münafık olduğu ancak onun işlerinden anlaşılır. 

Akıl ve kalb birbirinden ayrılması mümkün olmayan iki kuvvettir.

O zaman nedir? Organları iyi veya kötü iş yapmaya sevkeden, insanların kalbindeki imanı ve bu imana göre şekillenen iradesidir ki buradan inanç ve imanın aynı algılanmaması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.

Yazıyoruz, anlatıyoruz, paylaşıyoruz ama neye göre? 

Kesinlikle ve kesinlikle birbirinden ayrılmayan iki gerçeği ayırmadan ve unutmadan!... Havassı- hamse ve Havassı-ı batini kısacası Havassı-ı Selime biçimiyle, bu iki gerçekliği göz ardı etmeden 5 e 5 ekleyerek 10 tanesini birden cem ederek yazıyoruz ve yorumlayarak paylaşıyoruz. İlm-i zaruri haline zaman zaman ilm-i istidadi eklediğimiz olmuyor değil, onunda gerektiği zamanlarda hiç çekinmeden şüphesiz baş vuruyoruz.

Neden mi söz ediyorum? Oysa ben, NASIL yerine, NEDEN! söz ettiğimi düşünmenizi isterim. Hiçbiri diyecekseniz ''''NEYDEN!'''' kısmına cevap vermem gerek... Kimilerine göre ağır bir konu. Ancak bilmek ve idrak etmek kaçınılmaz. Aksi halde, moda terimiyle sallama denilen şeye tam ortasından bizde uyum sağlamış oluruz.

Yazarken, çizerken anatıp, paylaşırken çok önemli konulara ve kurallar bütününe ayrıca ve özellikle riayet ettiğimizin bilinmesi bakımından her haliyle anlatmamız kaçınılmazken, anlatalım istedik; ANLAŞILMAK TALEBİYLE!

Yukarda yer verdiğim; Havass-ı hamse ve Havvası-ı batıni gibi kelimeler, sözler ne kadar yabancı değil mi? Aslında hiç yabancı değil.  

Âyet-i kerîmede buyurulduğu gibi;''…Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akl-ı selîm sahipleri ibret ve öğüt alır'' (ez-Zümer, 9) 

İmam Gazalî kalbin emrinde olan bazı kuvvetlerden ve duyu organlarından söz ettikten sonra beden-kalp ilişkisinî bir benzetmeyle şöyle anlatır:''Beden bir şehre benzer. El ayak ve diğer organlar şehrin sanatkârları gibidir. Şehvet mâliye müdürü gibidir. Kalp bu şehrin padişahıdır. Akıl ise padişahın veziridir. Padişahın bunların hepsine ihtiyacı vardır. Memleketin idaresi ancak bunlarla yürür.'' (Gazalî, Kimyay-ı Saadet, 21-22). 

Tüm bunların beraberinde MUCİZE yaratma, MUCİZE müjdeleme veya MUCİZELERE itibar etmemek İMANIMIZIN GEREĞİDİR o nedenle inanç bütünlüğü içinde yazıyoruz... Evet. YAZIYORUZ! çok önemli bir işi yerine getiriyoruz. Neden mi mucizelere itibar etmemek imanımızın gereğidir? Sordunuz söylemeden geçmeyelim. MÜCİZE DENEN ŞEY VAHİNİN ÜZERİNDE DEĞİLDİR DE O NEDENLE!

 Hamamda şarkı, türkü çığıran herkes sesini çok beğenir ama iş hamamın dışına gelince kargadan farkı olmadığı gerçeği ile yüzleşir. 

Yazmanın da farkı yoktur. Bir kaç kitabın ön sözünü okuyup bir kaç kişi dinleyerek onları kendi düşünce ürününmüş gibi yazmakla bizim gibi yazmak! arasındaki fark, hamamda türkü çığıran kadardır.

Varın gerisini siz idrak halinizde canlandırın. Ancak!  hiç kimseye,NASIL diye sakın sormayın. Her zaman NEDEN diye sorarsanız en doğru cevabı alırsınız.

 

 

 

 


 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı