ADNAN 'HOCA' BİZİMLE BULUŞMAYA KEDİCİKLERİNİ GETİRMEDİ VE KAYBETTİ...
Tarık Eski >

ADNAN 'HOCA' BİZİMLE BULUŞMAYA KEDİCİKLERİNİ GETİRMEDİ VE KAYBETTİ...

 ' Adnan Hoca ' ve müridleri... Diye bilinen birileri çıkmıştı ortaya. Adnan'ın soyadının Oktar olduğunu bizde herkes gibi sonradan, gazetelerden öğrendik.

Beşiktaş, Serencebey yokuşunun paralelinde ve şimdi yoğun kullanılan yan yolun üzerindeki uğrak yerimiz olan şimdi yerinde yeller esen ONUR CAFE de olağan günlerden birisiydi. 

İstanbul'da, 'Adnan Hoca' rüzgarı yeni yeni esmeye başlıyor. Hatta rüzgar bile sayılmaz, serinlik desek daha yerinde bir benzetme olur.

Onur Cafe sakinleri olarak her zamanki gibi arkadaş gurubumuzun bir bölümü ile, olağan sabahlardan birisindeyiz.

Aradan geçen 33 yılın sonunda net olarak şudur diyemeyeceğim bir arkadaşımız; ' Ya, beyler bu Adnancılar, Adnan hocacılar denenler ne iştir? Kim bunlar?' diye ortaya sordu. Bilen bildiği bilmeyen duyduğunu anlattı ama üzerinde çok durulmadan sohbet farklı tarafa seyirtti gitti.

O günden sonra 'Adnan hocacılar' daha sık duyulur, daha sık sohbetlerimizin konusu olmaya başladılar. Ancak ne basında ne kamuoyunda bu gün olduğu gibi/kadar hiç değiller. Adnan Oktar zaten bilinmiyor, tanınmıyor. Ortada kendisi yok. Sürekli müridleri ve baş müridi olarak bilinen Mehmet 'hoca' olarak anılan bir isimden söz ediliyor.

Bir ilkbahar akşam üzeri yine mekandayız Onur Cafe!...

Dönemin en ünlü, çok önemli ailelerinden hatta çok ama çok çok önemli ailesinin en büyk ferdinin küçük oğlu hatta amcasına en çok benzeyen, onun kadar tonton! arkadaşımız; ' Arkadaşlar bu Adnan hocacılar var ya, bunlar bizimle bir araya gelmek istiyorlar mış. ne dersiniz?' dediğinde...

Kısa süreli sessizliği bozan ilk arkadaşımız, sonraki yıllarda annesi ve babası bu gün dahi aydınlatılmamış sır bir cinayete kurban giden  para piyasaları ve iş dünyasında çok önemli isme sahip ailenin oğlu oldu. 'Neden olmasın?'...

Nerede olacaktı bu bir araya gelme?

O çok çok önemli ailenin üçüncü ve küçük kardeşinin oğlu olan arkadaşımızın; 'Dedeman'a gelsinler.' önerisi baştan benimsenmese bile sonradan kabul görerek ve kendilerine iletilmek üzere kararlaştırılan buluşma yeri oldu.

Konu kapanmıştı. Çokta önemli bir durum değildi bizler için. Çoğumuz adına lay lay lom veya merak gidermek adına zaman geçirmekti.

Bir kaç gün sonra, guruba zaman zaman katılan ama zamanının çoğunu o dönem gazetelerin manşetlerine dahi konu olan motosikletinin üzerinde geçiren, çok çok önemli ailenin ortanca ve en önemli isminin küçük oğluda aramızdayken, konu yine Adnan hoca ve müridlerine geldiğinde kendisine Adnancılarla buluşacağımızı söylediğimizde aldı bu arkadaşımızı bir gülmek ki, hiç sormayın; 'Oğlum siz kafayı mı yediniz? Ne işiniz var sizin Adnan. madnan hacı hoca takımıyla, bakın işinize, bak benim gibi yapın alın sizlerde birer motosiklet takılalım. Boşverin Adnan, madnan benide sakın bulaştırmayın.' dediğinde sohbet yine başka yere seyirtmişti.

Ertesi gün Adnan'ın baş müridinden haber gelmiş ve yarın akşam üzeri Dedeman'ın lobisinde bir araya gelinecekti.

Her ne olduysa sonradan gelen haberde buluşma yeri değişirilmiş ve aynı cadde üzerinde Dedeman'a on, on beş metre uzaklıktaki KAPRİS isimli pastanede buluşmak istediklerini iletmişler. 

Bizim için sakınca yoktu. Açıkçası 33 yıl önceki bizler için şimdiki gençlerin tabiriyle çokta tındı.

Buluşma yerine 'Adnan hoca' tayfası gelmiş ve bizi bekliyorlardı. 

Saygı, hürmet sular selelr gibi akıyor. Kolay değil o dönem için Türkiye'nin en önemli ailesinin fertlerinden iki kişinin oğulları ile iş ve finans dünyasının önemli isimlerinin oğulları ile bir araya geliyorlardı.

'Adnan hoca' gurubu jilet gibi giyinmişler yakalarda gül, ceplerde mendil... Biz mi? Ne ben söyleyeyim ne siz işitin. 

Hal hatır faslının ardından gözler 'ADNAN HOCAYI' arıyor ama 'hoca!' orada yok. Bu bizim merakımızı hiç tatmin etmeyen hal karşısnda zaten lay lay lom kabilinden orada olan bizleri 'hocanın' müridleri kesmedi. Sözü biri alıyor diğeri bırakıyor. zaman ilerledi ve birdahaki buluşma talebini geri çevirmek olmazdı ve yer zaman belirlendi.

Çok, çok önemli ailenin büyük ağabeyi Amerika'da ve uzun süre dönmeyecek. Yer onların malikanesi olarak belirlendiğinde 'Adnancılar' son derece sevinçliydiler.

Aradaki detayları atlarsak... 

Çok, çok önemli ailede en büyüğ olan kişinin küçük oğlu ile birlikte malikanede 'Adnan hocacıları' bekliyoruz.

Geldiler. Kılık kyafet yine jilet!... 

Mehmet hoca diye anılan o dönemin Oktar'ın en yakın adamı başta diğerleri ve biz yerlerimizi aldık. 

Sohbet başladı başlamasına da, sohbet bizi kesmiyor.hala daha ortadabir netlik yok. Merakımızı giderebileceğimiz kıvama gelmeyen sadece hepimizin bildiği dini kavramlar ve hadisler üzerinden devam eden kısır bir sohbet havası...

Aradaki esler sadece namaz vakitleri oluyor ve onlar namazlarını kılarlarken biz kendi aramızda; Bunlarla ne işimiz olduğunu sorguluyoruz. Ortada özel bir konu yok. Sadede gelinemiyor. O saded neyse! Zaten o dönemde bunların KEDİCİKLERİ falan da yok. 

Gece ilerleyen saatlerde baktık ki, bizi bir konuya ikna etme gayretine giriştiler. 

Laf döndü dolaştı  paraya geldi. 

Sanki bizi ikna etmeyi (kafalamayı) başarmışlar tek sorun bu 'harekete' sağlanacak finansa gelmiş. 

Arada da 'Adnan hoca'' lafı alınıyor ama pek detaya girilmeden savılıp gidiliyor. 

Tophane'de bir camiden söz ediyorlar. Orada bir araya gelmemiz konusunda ve oraya bizi davette oldukça ısrarlılar. Bizse daha işin başında bunlardan sıkıldığımızı belli etmemeye, nezaketi bozmamaya çalışıyoruz.

Akşam üzeri başlayan bu 'sohbet' sabah namazına kadar devam ederken ne onlar bizi ikna edebildiler ne de biz onlara nezakette kusur etmedik...

Bizim gurup onlara epeyce bir 'bol' gelmiş olacak ki, içimize sığışmaktan vaz geçtiler.

Bunca şeyin arasında 'ADNAN HOCAYLA' BİR ARAYA HİÇ GELİNMEDİ Mİ? diye soracaksanız..

ilk ve son kez olarak Adnan Oktar'la Ortaköy'de bir yerde bir araya gelindi ...

Ama...

KEDİCİKLERİ YANINDA YOKTU. OLSAYDI BELKİDE BİZİM O GÜNKÜ ARKADAŞ GURUBUMUZLA İLK AMA SON KARŞILAŞMASI OLMAYABİLİRDİ.

NOT: Yazıda tiyolar olarak geçiştirdiğim aileleri ve mensubu olan  arkadaşlarımın isimlerini kendilerinin onayı olmadan yazmamı beklemeyeceğinizden eminim. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
CHP'DEN İSTİFA ETTİ.  AK PARTİYE GEÇTİ
CHP'DEN İSTİFA ETTİ. AK PARTİYE GEÇTİ