Dahili ve harici benbahtlar anlayamazlar...
Tarık Eski >

Dahili ve harici benbahtlar anlayamazlar...

Dolar adındaki ''nükleer silah'' elinde, cebinde, kasasına veya mevduatında bulunanları moleküllerine ayıracak.

Önümüzdeki günlerde kimleri nasıl yaktığına hep birlikte şahit olacağız. Çıkarken değil inerken yakalanan KURNAZLARIN vay hallerine.

Hayır bildiğinizden şer, şer bildiğinizden hayır umun demiştik geçen gün yazımızın bir yerinde... 

Amerika, farkında olmadan bize yaptığı KIYAĞIN! daha yeni yeni  farkına  varmaya başlarken, kendi iç yatırımcısından gelen tepkilerle aklını başını devşirmeye başladı ve ''yiğitliğine kaka sürdürmeden'' bu haltı nasıl temizlerimin derdine düştüğünü çaktırmamaya çalışıyor.

Amerika, neyin nerelere sürüklendiğini görmeye başlarken...Bizim, BEDBAHTLAR! düştüler bir paniğin içine ki, hiç kimse sormasın. Siyasetçisinden, sanayicisine, öğretim üyesinden, daha düne kadar TAMAM! diye müsait olan her yanını yırtanına kadar olan bu kesim Hanya, Konya nerede diye şaşkaloza döndüler.

Onların yetmez akıllarınca; Dolar denen ''nükleer silah'' patlayacak ve bir kaç gün içinde Türkiye'de halk sokaklara dökülecek, kısa süreli kargaşanın yerini KAOS! alarak bunları nihai amaçlarına kavuşturacak. Muz kafalıların akılları işte bu kadarıyla sınırlı.

Sürekli tekrarladığım gibi... Bunların hiç bir şeyleri kendilerine ait değil. 

Ne akıl, ne akide... Hepsi BULUNDURMADAN ibaret. Oysa öyle mi olmalı? Akıl ve akide TAŞIMA olmadan hiç bir işe yaramaz. Koy bir yerde dursun, gerektiği an ve zaman  belli değil ki, koyduğun yerde hemen ulaşabilesin. İşte bunlardaki durum bundan ibaret. 

BİZ, DÜŞMANLARIMIZLA KARŞILAŞMAK İSTEMİYORUZ. BİZ ALLAH'TAN AFİYET İSTİYORUZ. DÜŞMANLA KARŞILAŞTIĞIMIZDA DAHİ SABREDİYORUZ VE BİZ BİLİYORUZ Kİ, KARŞILAŞTIĞIMIZ DÜŞMANA RAĞMEN GÖSTERDİĞİMİZ SABIR SONUNDA ALLAH! BİZE AFİYETİNİ SUNACAKTIR VE CENNET KILIÇLARIMIZIN GÖLGESİ ALTINDA BİZE MÜJDELENMİŞTİR... Bu her zaman böyle olmuş ve böyle olmaya devam edecektir ki, Türk tarihinde örnekleri çoktur. bizimle karşılaşmaya can atan düşmanlarımız sonunda bozguna uğramışlar ve helak olmuşlardır.

Gün işte o günlerden birisidir. 

Dolar denen ''nükleer silahıyla'' karşımıza çıkan sözde dünyanın süper gücü elindeki her şeyine rağmen ''en değersiz'' silahı, kağıt parçasıyla karşımıza çıkıyor. 

Biz mi onlarla karşılaşmak istedik? Olanı biteni, gelişmelerin tamamını gözden geçirme zaahmetinde bulunan her aklı selim bu sorunun cevabını mutlaka doğru verecektir.

Sabır mı göstermedik? Bu sabrın sürecini de gözden geçirme yetisine, aklına, bilgisine, vicdanına sahip herkes doğru verecektir.

Kendimiz için afiyetten başka ne diledik? Bu en önemli sorunun cevabı aklı selim ve vatan sevdası, ezan bayrak namus bilincinde, ilerleme, bilim sanat tıp enerji teknoloji vesair muhassır medeniyet ülküsüne yürüme azminde yatar.

Olmadı mı, buna da mı izin vermiyorlar, bunu da mı engelleyip elimizden almaya kararlılar? O zaman DÜŞMANIMIZ her kim olursa olsun önümüze kendisi çıkmıştır ve diretiyordur. Yolumuzu kesmiştir ve anlamaya, anlaşmaya varmak bir yana meydan okumasını inanç ve ibadetlerimizin dahiline eriştirmiş hançeri yeter bulmayarak kılıcını ciğerlerimize saplamaya karar verdiyse BİZ BU AHVAL İÇİNDE, CENNETİN ADRESİNİ ZATEN BİLDİĞİMİZDEN, DÜŞMANIMIZIN TARİFİNE İHTİYACIMIZ YOKTUR.

Hayallerini süsleyen, istekleri ve umdukları; Bizim adım attığımız, bizim olduğumuz yerler, ezanımızın okunduğu, alnımızın secdeye değdiği toprakları, ay yıldızlı sancağımızın dalgalandığı dağları, ovaları, denizleri, tarlaları, ormanları, tepeleri, yerleri, gökleri BEYT'UL- MİDAS! haline getirebilmekse ki öyle... İşte o zaman, o ahval karşısında BİZ, CAN ATTIĞIMIZ, SABIRSIZLANDIĞIMIZ MAKAMA ERİŞMEK İÇİN SON BİR NEFES ALMAYA, NEFESİMİZİ SON BİR KEZ VERMEYE DOĞARKEN KULAĞIMIZA OKUNAN EZANLA ŞARTLANMIŞIZ!

Hal böyle olupta gerçeğin adı en sonunda konulduğunda destelerce kağıt bizim karşımızda duramaz. 

Olsa olsa içimizdeki BEDBAHTLAR nasiplenirler o kadarla kalır. 

Hamaset sayan olacaktır, şovenist bulan eleştirenlerde olacaktır. Ancak gerçek tek ve bir dir. İşin sonunda varılan, vardıkları ve vardığımız nokta hep bu olmuştur.

Tamamlanmamış Çanakkale ruhundan, tamamlanmamış Sakarya ruhundan ve tamamlanmamış 15 temmuz ruhundan söz ettiğimi ancak BİZ ANLARIZ!... Bedbahlar ve iş birlikçilerle FETÖ ajanları, ABD uşakları, kafir yandaşları, vatan hainleri, millet düşmanı rantiyeci mihraklar, çoğumuzun arasında kılık değiştirmiş bazı siyasetçi, gazeteci,eğitimci, iş adamı, bilim insanı, hukukçu kılıklı bencil, hain, düşmanın ÇOMARLARI! olanlar, emperyalizmin salyalarını yalayarak geçinen zavallılar... 

Bu ruhu anlayamazlar. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı