Herkes kendi ''çüküne'' göre ''hoca'' arayışında.
Tarık Eski >

Herkes kendi ''çüküne'' göre ''hoca'' arayışında.

Türk insanı üzerinde uygulanan, KONTROLLÜ GERİLİM PSİKOLOJİSİ dün tuttu, bu gün tutuyor yarın Allah kerim...

Bizi, germek için ne çok uzun zamanlara ne de çok çok detaylı planlara gerek yok.

Bir kaç damla DENİZ SUYU! kafi bizim gerilmemiz için ki, bize variller dolusunu içiriyorlar.

Dedim ki,

PELİN BATU, diye bir hanım efendi var. Kendisini merhum babasının soyadını taşıdığı için hatırlarız, yoksa kendileri et mi, balık mı oldukları belli değildir. Bir gün aktirist bir gün ''aktivist başka bir gün ''tarihçi'' başka bir gün siyaset bilimci diğer bir gün ''düşünür'' veya benzeri hallerde çıkıyordu karşımıza. Sanatçı kişiliği veya düşünceleri bir yana ki, bizi o kısmı ilgilendirmiyordu ve hala ilgilendirmiyor. 

Bu hanımefendi derdi ki; ''ATATÜRK OLMASAYDI ÇOCUKLARINIZIN İSİMLERİ YORGO OLURDU.'' Klasikleşmiş ''Kemalist'' söylemin peşine takılanların söylemidir. Bunu her fırsatta dile getiren Pelin Hanım kendisi doğan bebeğine ne ad koydu? RAFAEL!...

Tercihidir, bize ne irade de onun bebekte... Ancak arada sırada zaman zemin bulduğunda yukarıdaki ''ahkamı'' kesip, sanatçı veya diğer medyatik kimlikleriyle toplumun karşısına çıkarak TALKIM VERDİKTEN SONRA... Bu neyin lahana turşusu, neyin pehrizi? diye de sorarlar insana.

Sorduk!...

Sormaz olaydık... Altına da özellikle İSTEYEN, KELİN İSTEDİĞİ YERİNE YAPIŞABİLİR diye de özellikle belirttik.

Öyle de oldu. Herkes meselenin istediği tarafına yapıştı. 

İşi Atatürk'e uzatanlar mı, Peygamber'e örnekleyenler mi neler neler hangi yorumlar... Havalarda uçuştu.

Oysa ki, konu ne Atatürk, ne din ne Peygamber Efendimiz, ne islamiyet, ne inanç ne de Türklük...

Bir hanım yıllara dayalı süre içerisinde toplumun karşısında AHKAM kesip, sıranın kendisine geldiğinde bambaşka bir tercih yapıyor. Kendi tercihi de bir yana,  MİLLETE YILLARCA DENİZ SUYU İÇİRİP KENDİSİNİN DAĞDAN GELEN ŞIKIR ŞIKIR SUYU BEN İÇERİMCİ TAVRI.

Aslında konu bu derece HERCÜMERÇ değil. Çok net. 

Eminim ki, biz bunu ortaya koymadan önce yorum yapacak olanlardan atıyorum 5 er yüz lira alsaydık, bizim burada anlatmak istediğimizi verdiğimiz mesajı çok ama çok daha net anlayabilirlerdi. Ardından ne yorum olurdu ne de ''AHKAM'' kesilirdi. Bedavayı, beleşi o kadar çok sevmemize rağmen iş fikre veya düşünceye geldiğinde ''en pahalısı'' kendi fikirlerimiz olup çıkıyor ve diğer hepsi boş beleş sayılıyor. Oysa ki buradaki ana mesele FİKİR değil, BİLGİ!...

Arkadaş!

Bize, kendi inanmadıklarını ''yutturan'' o kadar çok insan var ki, bunların neredeyse ''alayı'' kabilinden çoğaltmayla bizimle oynuyorlar. Belli bir kesim kespetmişler ve o kesimin algıları, duyguları ve onur saydığı inanç bildiği değerleri üzerinde tepinerek kendi menfaatleri doğrultusunda ün, şöhret, maddi ve manevi tatminlerini sağlıyorlar.

Kimi sanatçı, kimi gazeteci, kimi yazar, kimi bilim adamı, kimi sözde din adamı kimi de sözde siyasetçi... Yok aslında birbirlerinden farkları.

Adam iftara 10 dakika kala niyeti bozar ve uçkuruna hakim olamaz, ilişkiye girer. hemen bir ''sözde hoca'' bulur ve yediği halttan bahsederek ne yapması gerektiğini sorar. Hoca; yok zararı gereklerini yerine getirirsin ben sana anlatırım neler yapman gerektiğini der. Adam bir kaç gün sonra aynını yapar ve yine aynı hocaya danışır ki, hocanın telkini yine aynıdır. Bu adam bir arkadaşı ile karşılaşır, arkadaşı da aynı sıkıntıdan muzdariptir ve bizim adama dert yanar. Hiç korkma der bizimkisi; Ben çüküme göre bir ''hoca'' buldum gel ona gidelim bak gör ne kadar rahatlayacaksın. 

İşte böyleside var. Öylesi de...

Hep derim ya; Zarfı boş verin, mazrufa bakın! 

Bizi de kendi ''çüklerine'' göre zannedenlerin sayısı tahmin edemeyeceğimiz kadar fazlayken, bir gün evlilik diğer gün adada yarışma öbür gün o dizi bu dizi peşinde koşarken neleri kaçırdığımızı fark etmiyoruz. 

Bol bol DENİZ SUYUNU dayıyorlar ağızlarımıza.. algılarımız, analiz yeteneklerimiz kavruluyor, yok oluyor. Geride kalan tortular ancak ve ancak ''AHKAM'' kesmemize yarıyor ki, onlar da zaten bilgiden eser taşımayan işte bunların dayattıklarından kalan ''fikir'' diye bildiğimiz, satın alıp ezberlediklerimizden ibaretler.

Yukarda bir yerde ''KONTROLLÜ GERİLİM PSİKOLEJİSİ'' lafı ettim. Devamını ve kapsamını bir sonraki yazımda paylaşacağım. 

Özellikle 15 Temmuz akşamı birden bire camilerden yükselen SELALARIN nedenini sizlerle paylaştığımda bazıları dudak bükecekler bazıları da DÜŞÜNECEKLER!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Emniyet müdüründen kızına ceza yazan polise takdirname
Emniyet müdüründen kızına ceza yazan polise takdirname
Ak Partide Sessizlik Bozuldu Büyükşehire 4 Aday Adayı
Ak Partide Sessizlik Bozuldu Büyükşehire 4 Aday Adayı