BİR EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI YARI DÖNEMİ DAHA SONA ERERKEN
Hasan Soner Kırkuşu >

BİR EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI YARI DÖNEMİ DAHA SONA ERERKEN

2019-2020 eğitim ve öğretim yılının yarı dönemi sona ermek üzere. Bu eğitim ve öğretim yılının ikinci ara tatili aslında. Kasım ayında birinci ara tatili yaşadık hep beraber. Bu açıdan bir ilki yaşadı eğitim camiası ve öğrenciler.

Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk, ara tatil uygulamasında beklenenin öncelikli olarak öğrencilerin okulu daha fazla sevmelerine hizmet edeceğini, okulların sadece sınavlara hazırlık yapılan yerler olma algısının böylece kırılmaya başlayacağını, öğretmenlerimizin ise ara tatil dönemine kadar yapılan her türlü uygulamayı değerlendirme fırsatı elde edeceğini söylemişti. Bunun yanında Kasım ara tatilinde bütün illerimizde öğrenci, öğretmen ve veli iletişimini artıracak birçok etkinlik düzenlenmişti.

Bu amaçlarla uygulamaya konulan ara tatil öğrenciler ve öğretmenler tarafından memnuniyetle karşılandı. Eğitim öğretim tarihimizde bir ilk olan ara tatil uygulamasından elde edilmek istenen amaca ulaşılıp ulaşılmadığını konuşmak için henüz erken ancak bu uygulamanın sadece öğrenci ve öğretmen ayağı yok elbette. Bir de veli ayağı var. Velilerimizin bu uygulamadan çok da memnun olmadığı söylenebilir. Çünkü bu uygulamaya henüz hiç kimse veya kurum hazırlıklı değildi. Özellikle de çalışan veliler, ara tatilde bir telaş yaşadı. Çocuklarını kime veya nereye bırakacakları ilk hissedilen sorun oldu. İşyerlerinden izin almakta zorluk çeken bazı çalışan veliler yıllık izinlerinin bir kısmını Kasım ayına denk getirerek bu sorunun üstesinden gelmeye çalıştı ve şimdiden Nisan ayında yapılacak diğer ara tatili düşünmeye başladılar.

Oysa bu ara tatilden beklenen diğer bir amaç velileri de yapılacak olan etkinliklere katmak böylece okul aile işbirliğini kuvvetlendirmek, velilerin çocuklarıyla kaliteli bir zaman geçirmesine fırsatlar oluşturmaktı. Ancak bu konuda da mağdur olan yine çalışan veliler oldu.

Gelelim bu eğitim öğretim yılında da yaşanan birkaç üzücü olaya. Basına da yansıyan haberlerden takip edildiği kadarıyla Mersin’de anaokulundaki öğretmene ve Diyarbakır’da okul bahçesinde okul idarecisine uygulanan şiddet olayları, Osmaniye’de öğretmene reva görülen muamele hepimizi üzmüştü. Ancak şundan emin olabilirsiniz bu haberler ana akım medyaya yansıyan haberler. Oysa bu ve benzeri o kadar çok olay yaşandı ki...

Bu üzücü olaylarda ne derece azalma veya artma var aslında merak edilen bir soru. Fakat şunu da belirtmeden edemeyeceğim ilk defa bu eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığının da bu tarz üzücü olaylar karşısında ‘Öğretmenime Dokunma’ temalı kınama mesajları yayınladığını, kampanya başlattığına da şahit olduk. Bu tutumun arkasındaki temel nedenin Sayın Milli Eğitim Bakanı Prof.Dr.Ziya Selçuk olduğu apaçık ortada. Prof.Dr. Ziya Selçuk farkı.

Prof.Dr. Ziya Selçuk demişken şuna da değinmemek mümkün değil. Uzun yıllardan sonra eğitim camiası bizzat işin mutfağından gelen bir bakanı başlarında görmenin sevinci ve umudunu paylaşıyor. Başta ‘2023 Eğitim Vizyon Belgesi’ olmak üzere Sayın Selçuk’un yapmış olduğu açıklamalar gelecek adına umut verici. Eğitim adına yapılan her türlü çaba meyvesini yıllar sonra vereceği için sabırla ve azimle bu vizyon belgesini ciddiye almak gerekir. 21.yy Türkiyesinin ilk çeyreği için hazırlanan bu vizyon belgesinin ön sözünde de belirttiği gibi Sayın Selçuk ; “ 2023 Eğitim Vizyonu’nun temel amacı olarak ; çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış ve bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, nitelikli ahlaklı bireyler yetiştirmek” ten bahsetmektedir.

Amacımız bu olmalı. Amacımız sadece bilimi kutsamak olmamalıdır. Çünkü bilim şekilden ibarettir. Oysa yine Sayın Selçuk’un ifadesiyle : “zemin olmadan şekil olmaz”. Zemine kalbimizi, ruhumuzu koymamız gerekiyor, kültürümüzü, değerlerimizi koymamız gerekiyor. Neredeyse son ikiyüz elli yıldır hegemonyasına girdiğimiz tüketim alışkanlıklar zincirine hapsolup, kapitalist zihniyetin esiri olmaktan kurtulmanın çaresi de budur. Bu maddiyatçı, tekilci ve tekelci felsefenin bizi ve dünyayı nerelere ne hallere getirdiğinin farkında olarak “bilimi rehber edinip vicdanımızı pusula edinmeliyiz.”

İşte bu kutsal amaca ulaşmak hepimizin evet hepimizin ortak amacı olmalıdır. Sadece öğretmen, öğrenci ve okul değil aynı zamanda velilerimizin de ortak amacı olmalıdır.

Eğitimciye uygulanan, reva görülen üzüntü verici haberleri okuduğumuzda veya takip ettiğimizde sanki veli ayağının, veli ayağının yanında çevresel etkenler ayağının eksik kaldığını hissediyorum.

Öyle ki yeri geliyor okullarda eğitimcilerimizin her gün bir şekilde yeni uygulamalar ile aklını ve gönlünü zenginleştirdiği öğrenciler, bir sonraki güne 'reset'lenmiş! olarak okula geri dönmektedir. Oysa okul ve okuldaki öğretmenler eğitimin sadece iki ayağını oluşturmaktadır. Eğitimin diğer ayakları ise veliler ve diğer çevresel etkenlerdir. Eğitim bir ekosistem dengesi içinde görülmediği müddetçe, ortak paydaş olarak çocuklarımız ve gençlerimiz olmadığı müddetçe, “çoklukta birlik” anlayışının önünü açmadığımız müddetçe bu resetlenmeler peyderpey devam edecektir.   

Eğitim çoklu bir bakış açısını ancak ortak bilinci gerektirmektedir.

Umuda devam...


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
Trakya Otoyolu 2020'de hizmete girecek
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI
BAŞKAN İNAN TÖRENLE GÖREVE BAŞLADI