Bildiklerimizin Yazdıklarımızla Sınırlı Olduğu Zannedilmesin. Siz,Siz Olun Gazeteciye İnşallah Dedirtmeyin. . .
Tarık Eski >

Bildiklerimizin Yazdıklarımızla Sınırlı Olduğu Zannedilmesin. Siz,Siz Olun Gazeteciye İnşallah Dedirtmeyin. . .

Bazılarınca bildiklerimizin, bilebildiklerimizin ve  dağarcığımızın yazdıklarımız kadarı ile sınırlı zannedildiğini görmek bizi üzüyor.

Aslında konu başlıklarının altında sıraladıklarımız, köşemizde yer verdiğimiz bazen öngörülerimiz, bazen teorilerimiz, bazen de toplumdan, halktan bize yansıyanlar oluyor.

Yaratabileceğimiz algıları her zaman olumlu yönlerde tasarlamaya ve yönlendirmeye gayret ediyoruz.

Köşe yazmak, haber yapmak, haberi bulup kamuoyuna sunabilmek sanıldığı  kolay değil. Sosyal paylaşım sitesinde, kendinize ait bloğunuzdaki kadar basit değil. Kopyala yapıştır, şairin veya yazarın şiirini, özlü yazısını kopyalayarak ve altına hissiyatınızı paylaşarak yazdıklarınıza hiç benzemez.

Bir köşe yazısı için bazen saatlerce düşünmeniz gerekir. Yazacağınız yazı nerelere, kimlere uzanacak, kimleri etkileyecek, kimlere dokunacak, belkide kimleri ailelerine karşı zor duruma sokabilecek, kimleri işlerinden edebilecek hatta sosyal çevrelerine karşı nasıl bir pozisyona sürükleyecek? Düşünmek, enpati kurabilmek için çok zamanınız yoktur.

Haberde de, köşe yazısında da hatta spor haberinde dahi bu kaçınılmaz sorumluluktur.

Kalemler kılıç zannedildiğinde, işin rengi bir anda farklı boyut kazanmıştır. Kılıcı kınından çekmek, silahı belden fora etmek gibidir. Saplanmadan, patlamadan boşuna çekilmişse, kınına, kılıfına sessiz sedasız girmişse sizinde bir çok değeriniz sorgulanmaya açılmış demektir ki işte kalemde gerektiğinde gereği gibi yazmamış, yazamamışsa, yazmaktan aciz olarak sadece karalamışsa aslında karalanan sizin itibarınızdır, sizin karizmanız hatta şerefinizdir.

Hata kullara mahsus bir kaçınılmazlıktır.

Kur’an-ı Kerim’de, Peygamberimiz Hz. Muhammed için dahi tam 17 yerde bilinç dışı hatalarından dolayı ihtar, zelle varken, biz sıradan kullar için hata kaçınılmazdır. Gazetecilerde hata yapabilirler. Gazetecilerde yanılabilirler. Ama bir gazeteci %90 bilerek yanılır. % 10 ise yanıltabilenin marifetidir.

Gazeteciler dokunulmaz değillerdir. Gazeteciler ayrıcalıklı da değillerdir. Ancak gazeteciler dokunurlar ve ayırırlar.

Gazetecilerin yazdıkları bildiklerinin zekatı kadar dahi değildir.

Gazeteciler, beden sarhoşu ile ruh sarhoşlarını çok iyi ayırt edebilirler.

Gazeteciler, yaptıkları haberlere normal vatandaşları katarak toplumun geneline ibret ulaştırırlar.

Gazeteciler, yapmak zorunda oldukları nahoş haberde ”Şeytan kulağına kurşun”, hoş haberde ise ”Maşallah” derler.

Ama benden size bir sır hatta tavsiye. Siz siz olun hiç bir gazeteciye ”İnşallah” dedirtmeyin.

Kısacası,

Dağda, kırda, bayırda hacetiniz zaruri ise ve kaçınılmazsa, ısırganla nasıl taharet alamazsanız, gazetecilerle de aynı biçimde fazla şakalaşamaz, fazla içli dışlı olamazsınız.

Güvenemezsiniz demiyorum. Gazeteciler fazla şakaya gelmez diyorum.

Son bir tavsiye daha; Şayet gazeteci ile polemik yaşamak üzereyseniz, polemiğe girmeniz kaçınılmazsa aklınıza derhal yukarıdaki ısırganla taharet benzetmem gelsin.

Zararlı çıkan siz olmazsınız.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı