Almanya nasıl, Türkiye nasıl?
Dr. Nezih Okur >

Almanya nasıl, Türkiye nasıl?

(347 sözcük)
Terör, ekonomi, mülteciler, çevreci eylemler… Bir sürü sorun var.

Bazıları “Belki bir daha seçim göremeyiz “ diye düşünüyor, bazıları “Haziranda baskın seçim olabilir” diyor.
Bu arada seçim sistemleri ile ilgili yazılar ütopik kalıyor ve pek ilgi çekmiyor. O nedenle seçim sistemleri konusuna ara veriyorum.

Aslında bu yazılar biraz da parti içi eğitime katkı amacı taşıyor. Muhalefet partisinin etkili ve aktif olmak isteyen her üyesi, yolunda gitmeyen şeyleri görmeli, farkına varmalı, çözümler önermeli ve daha iyiyi istemeli. Tepki göstermeli.

Daha iyiyi istemek için daha iyinin ne olduğunu az çok bilmek gerekiyor.

Geçen hafta Berlin’deydim. Döndüğümde Tekirdağ’ın kazılmış sokakları, zevksiz binaları, plansız, meydansız, parksız, ağaçsız yapısı, arsız trafiği daha da gözüme battı.

Berlin’de Sosyal Demokrat Parti, SPD ‘nin merkezi, Willy Brandt Haus’a gittim. Sadece, Türkiye’de CHP üyesi olduğumu ve eğitime ilgi duyduğumu söyledim. SPD Parti Okulu yöneticisi Klaus Tovar, hemen bir gün sonraya randevu verdi. Randevu saatinde beni bürosunun kapısında karşıladı. Bir saate yakın konuştuk. Ben CHP’nin eğitim çalışmalarını anlattım. Anlattıklarımdan notlar aldı. O da, SPD’nin çalışmalarını anlattı. Eğitimlerinde kaynak olarak kullandıkları kitaplardan verdi.

Türkiye’ye döndüğümde, heyecanla CHP Parti Okulunu aradım. “Eh, ne yapalım, onlar öyle, biz böyleyiz” türü, pek teşvik edici olmayan, kısa bir telefon konuşmasıyla olay kapandı. Trakya deyişiyle, bütün hevesim kursağımda kaldı.
Umarım bir kaç gün sonra Almanya’yı unuturum ve kendimi toparlarım.

Bu arada tekrar yukarda bahsettiğim “yolunda gitmeyen şeyler görülmeli, ve tepki verilmeli “ noktasına dönmek ve iki örnek vermek istiyorum.

Tekirdağ’da her gün rastladığımız bir olay.

Saçma sapan bir yere, birisi arabasını parketmiş. Dolmuş veya otobüs şöförleri , veya diğer sürücüler, trafiği aksatan bu durumdan hiç şikayetçi olmuyorlar. Sanki o tersliğin farkında bile değiller. Zemini bozuk, dar yollarda binbir manevrayla ilerlemeya çalışıyorlar. Bu durum, kendilerinin de aynı park hatasını yaptıklarını düşündürüyor. Anlaşılan ilk taşı atacak kadar günahsız değiller.

Berlin’den bir örnek.

Bir taksiye bindim. Orta yaşlı Alman sürücü ile laflarken, yolda, biraz açıkta durmuş , yük boşaltan bir minibüs gördük. Yol geniş, zemin düzgündü. Rahatça geçtik, ama şöför, Kant’ın “kategorische imperativ” terimini kullanarak tepki sini ifade etti. Filozof şöför, etik prensipler… Du liebe Zeit!

Evet, orası öyle, burası böyle.
Saygılarımla.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
YÜKSEL SÜLEYMANPAŞA DİYEREK ÇIKTIK YOLA…
CHP'DEN İSTİFA ETTİ.  AK PARTİYE GEÇTİ
CHP'DEN İSTİFA ETTİ. AK PARTİYE GEÇTİ