Neden Takıntılı  Oldum?
Dr. Nezih Okur >

Neden Takıntılı Oldum?

Hep aynı lafları tekrarlayıp duran aksi ihtiyarlara İngilizce  curmudgeon denir.  Ben de bir curmudgeon gibi, parti içi demokrasi, taban örgütlenmesi  ve parti içi eğitim konularına takmış durumdayım.

Kısaca hikayesini anlatayım.

2010 yazında ABD’den dönüş yaptım.  46 yıl aradan sonra , baba  ocağım Tekirdağ’a yerleştim.

Laiklik, adalet, özgürlük, dayanışma  gibi değerleri  destekleyen bir parti olarak gördüğüm  CHP ye üye oldum.

Çalıştığım hastane yakın olduğu için, fırsat buldukça parti binasına  gelip partililerle arkadaşlıklar kurmaya başladım.

2010 referandumunu,  2011 seçimlerini yaşadık.

Derken 2012 ilçe kongresi yapıldı. Görevdeki ekip kaybetti.  Daha önce hiç karşılaşmadığım tipler geldi. Tanıdığım arkadaşlar ortadan kayboldu.

Tekrar başa dönmüştüm.

2012 Ağustos ayında  İzmit’teki Eğitici Eğitimine Tekirdağ’I temsilen katıldım.

Nasıl oldu da beni görevlendirdiler diye bir arkadaşımla konuşurken, arkadaşım  “Bir gaflet anına rastlamıştır”  gibi bir cevap vermişti.

Tekidağ’a dönüp Parti Okulu için yapılması gerekenleri  il-ilçe yöneticilerine anlatırken, o zamanki ilçe başkanının  bakışı,  bana “ Bu adam da nereden çıktı ?” der gibi gelmişti. Sonradan iyi arkadaş olduk.

Küçük bir not : Perihan Sarı yönetiminde CHP Parti Okulu gerçekten çok iyi planlanmıştı.  Biz de burada güzel çalışmalar yaptık. Ama CHP’nin adam yeme huyu depreşti , Perihan Sarı görevden alındı, Parti Okulu uykuya yattı. Hala uyuyor.

Bu noktaya kadar, ilk iki yıllık gözlemlerimde , farkettiğim üç  şey oldu.

Birincisi: Yönetim değişikliklerinde gruplar akla-kara gibi birbirinden ayrılıyorlar, biribirini dışlıyorlardı. Örneğin 2010’da  tanıştığım arkadaşlardan bazıları 2015 Eylül’ünde atamayla gelene kadar ortalıkta pek görünmediler. 

Bu durum,  iki motorlu bir uçağın tek motorlu kalması gibi, partide verimliliği öldürüyor.

J. Haidt  “The Righteous Mind , Why  Good People Are Divided  by  Politics  and Religion”  başlıklı kitabında, yönetimle muhalefetin akla-kara gibi değil,  ying-yang  gibi olması gerektiğini yazıyor.

Parlamentoda bile yönetimle muhalefet en azından bir çatı altında bir araya geliyor.  Obama rakibini yanına aldı dışişleri bakanı yaptı.

 Ama, ilçe yönetiminde  gözlenen durum farklı : ya varsın, ya yoksun .

Ekipler nasıl beraber çalışabilir sorununa  “ bağımsız delege”, “ orantılı blok”  gibi yöntemlerle çözüm bulunabileceğini düşündüm.

Kimse kulak asmadı.

Üstelik beraber çalışmayı en çok savunan ben olduğum halde, veya olduğum için, her iki ekip tarafından da dışlandım.  

İkinci  farkettiğim  şey:  Yönetim, üyelerden  kopuktu.  Üyeleri takan yoktu. İlle yönetici olmak isteyen birkaç kişi, kendi yakın çevrelerinden takımlar kuruyor, zavallı üyeler de  arada sırada önlerine konan listeleri sandığa atıyordu.

Partiye gerçekten faydalı olabilecek bir üyenin kendini duyurabilmesi hemen hemen imkansızdı.

Bir yere gelmek için,  hasb-el-kader  yönetici olmuş  bir kişinin  iki dudağının arasında olmak, onun keyfini  beklemek onur kırıcı idi. 

Parti içi demokrasi olmalı, yetenekli kişilere,  kendi gücüyle, ilerleme yollarının açılması gerekliydi.

Üyelere partili olduklarını hissettirecek hiçbir faaliyet yoktu.

 Bir ara “simit” toplantıları düzenlendi.  Güzel bir girişimdi. Devam etmedi.

Bu sorunların çözümü için “fisyon modeli örgüt” , “delege meclisi” gibi kavramları ortaya attım.

Bu konuları yazdım,  konuştum, ama etkili olmadı. 

Üçüncü gözlem:  Parti okulu çerçevesinde yaptığımız eğitim çalışmaları büyük  bir momentum  yaratmıştı.

Sonradan gelen, veya eğitimin bu etkisini görmemiş yöneticiler, çalışmaları  her bahaneyle, sudan sebeplerle, ertelediler veya iptal ettiler.

Geçmişte  uyguladığımız eğitim materyallerini pedagojik açıdan  elden geçirdim.

Hazırladığım programa bir  “focus” grup yardımıyla  son şeklini vermek istiyordum. Hep kongreden sonra yaparız  dendi, bir türlü yapılamadı.

Görünüşe göre, artık hiç yapılmayacak.

Girişimlerimin engellenmesi , ilgisizlikler, ve  hayal kırıklıkları beni  takıntılı yaptı.

Umarım bir tedavisi vardır.

Saygılarımla.


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
FSRU projesi toplantısında gergin anlar
FSRU projesi toplantısında gergin anlar
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şemtop'un erken seçim açıklaması
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şemtop'un erken seçim açıklaması