Arı Kovanının Başından Çekilin. Bak Sonra, Demedim mi Dedirtmeyin!
Tarık Eski >

Arı Kovanının Başından Çekilin. Bak Sonra, Demedim mi Dedirtmeyin!

 Akıllı kişi veya kişiler, kendisine söyleneni çabucak anlar ve uygular. Ona laf anlatmak için ille de kızmaya, bağırmaya veya dövmeye gerek yoktur. Ancak bazı insanlar vardır ki öğütten, laftan, ikazdan ve uyarıdan asla anlamazlar; hatta kendilerine bağırmaktan bile haya duymaz, kendi bildiklerinde diretirler, direnirler. Bunun sonucu istenmeyecek noktalara kadar varana dek dediğim dedik derler. Yanlışta devam ederler, kendi doğrultularında devam edip ta ki araba devrildiğinde akılları başlarına geldiğinde iş işten geçmiş olur.

İşte, Ziya Paşanın Terkib-i Bend'inde söylediği ünlü söz, öğüt tutmayanları önce azarlamak gerektiğini, azarlamaktan da anlamayanları dövmek gerektiğini anlatır. Her insan, iyilikten, güzel sözden anlamaz. Bazı kişilerde gurur olur, en ufak bir azara veya ikaza bile dayanamayacakları için kendilerine verilmiş bir öğüdü uygulamakta geç kalmazlar. İçinde bulundukları yanlışın çabuk farkına varırlar.

Zaten bunlar azar işitme ya da dayak yeme aşmasına kendilerini getirmezler bile. Elbette bu tüm insanlar için geçerli değildir. Bazen öyle insanlar çıkar ki karşımıza, kafaları taştan serttir. Kendilerine ne desek anlamazlar ve hata yapmaya devam ederler.

İkaz eddersin ikna olmamaya direnir, uyarırsın uymaz, söylersin dinlemez.

Yapar eder,söyler, yazar çizer geneller sonra genelden ayrıştırır  başlar ıvırıp kıvırmaya. Kendi piçin değilki yatırıp hesabı anasından sorabilesin, alemin veledi. Anasının ne günahı var.

Kişi kendini bilmeli, davranışlarına ve sözlerine dikkat etmelidir. Kendisini azar işitme veya dövülme derecesine kadar getiren kişide bir şeyler eksiktir.

Böylelerine vallahi üzülüyorum, billahi üzüülüyorum. İçim eziliyo, yüreğim dayanmıyo.

Bir çoğumuzun çevresinde, etrafında böyleleri mutlaka vardır.

Şükür ki benim çevremde, etrafımda bu tür zavallı, dayak, laf söz arsızları yoklar. 

Olsa ne mi yapardım;

Uzaktan biriyse hiç umurum olmazdı. Bana ne der geçerdim.

Ama çevremde, yakınımda hatta ucundan kenarından beni bir biçimde gıdıklamaya yeltendiğini veya yeltenmeye kalkıştıklarını hissedersem;

O meşhur sabrımı, taşı bile çatlatan sabrımı ön plana çıkartırdım. Olamdı mı, minik bir uyarı, o da mı olmadı, bu sefer minikten daha irice bir uyarı, o da mı işe yaramıyor.

Artık ben düşünmem;

Düşünme sıırası ona veya onalara gelmiş demektir.

Ben olsam böyle yaparım.

Haydi şimdi düşünmeye başlasınlar. Kendilerinin döşedikleri mayına bastılar veya basmak üzereler. Belkide parmak ucuyla dokunmuşlardır bile.

Ama her ne olursa olsun böyleleriyle karşılaşmadığımız için şanslıyız. Allah böylelerini bizlerden uzak tutsun. 

Yazık onlara!

Topluumumuz son derece gergin.

İnsanların canı burnunda. İyiden, kötüden anlamıyoruz. Herkesin kendisine ait türlü sıkıntıları, gamları kasavetleri var. Kimse kimsenin afrası tavrasına aldırış edebilecek sabırda değil.

Bu yazıyı o nedenle yazma gereği duydum.

Zaten gergin olan bu toplumu mızmızlıklarla, kaprislerle, incir çekirdeğini doldurmayacak kadar minik şahsi bir kaç konu nedeniyle daha fazla germeye gerek yok.

Herkes kendi küçücük dünyasında mutlu olsun, mutlu kalsın.

Milletin beyinleri arı kovanına dönmüşken, bu kovana çomak sokmamak gerekir. Sokarsan da sonucuna katlanmak kaçınılmaz olur.

Toplum olarak çok gerginiz. Birebir ve toplumsal ilişkilerimize normalden daha fazla dikkat etmek zorundayız. Sinir uçlarına dokunmaktan sakınalım. 

 

 

 

 


DİĞER YAZILAR
İlk Yorumlayan Sen Ol......
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
Kasaba giren hırsızlar otomobil çaldı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı
20 FETÖ şüphelisine gözaltı kararı